Türk Dünyası Yardım Kampanyası

YİRMİDÖRT KASIM’IN ONURU VE SORUMLULUĞU

23 Kasım 2007
Eriman TOPBAŞ

Öğretmen Kimdir?

Öğretmen, önceden belirlenmiş bilgileri yine önceden belirlenmiş bir öğrenci grubuna öğretmeden sorumlu olan kişidir. Öğretmen bu sorumluluğunu yasalar ve yönetmeliklerle belirlenmiş kurallar çerçevesinde yerine getirir. Yasalar ülkelerin yasama organları tarafından hazırlanır ve uygulanmaları ilgili bakanlıklarca gerçekleştirilir. Parlamenter sistemlerde yasama organlarını teşkil eden üyeler halk tarafından seçilir ve dolayısıyla halk adına hareket ederler. Bu bağlamda, yasama organları toplumların siyasi hedeflerinin de belirlendiği yerler olmaktadır.

Toplumların siyasi felsefeleri bir anlamda ülkelerin büyük millet meclislerinde şekillenir. Siyasi felsefenin ülke insanlarına öğretilmesinde öğretmen anahtar rol oynamaktadır. Ancak öğretmenin bu görevi hakkıyla yerine getirebilmesi için, ülkenin siyasi felsefesini özümsemiş olması ve ona inanması gerekir. Aksi halde toplumsal yarılmalar kaçınılmaz olur. Toplumsal yarılmalara neden olabilecek bir meslek kutsal olamaz, aynı şekilde toplumsal birliği sağlayamayan bir siyasi felsefe de kutlu değildir.

Öğretmenlik mesleğinin kutsiyeti bir anlamda ülkenin siyasi felsefesinin kutsiyetine dayanmaktadır. Siyasi felsefe, insanları temiz hayat tarzına ulaştırabilecek adalet üzere işleyen bir yönetim sistemiyle kutsallık kazanır. Böyle bir yönetim sisteminin meydana gelmesine tek bir mesleğin gücü yetmez. Bunun için yasama, yürütme ve yargı erklerinin aynı amaç doğrultusunda gayret sarf etmeleri ve tüm toplumsal yapıları bu yönde harekete geçirecek düzenlemeler yapmaları gerekir. Öğretmen ancak böyle bir toplumsal yapı içerisinde “kutsal” görevini hakkıyla yerine getirebilir ve dolayısıyla meslek de kutsallık kazanabilir. Öğretmen fedakarlığı da ancak bu bağlamda ortaya çıkabilir. Kutsiyet atfedilmeyen işler için insanlar fedakarlık yapmaktan uzak durmaya çalışmaktadırlar.

Toplumsal değişimlerin veya dönüşümlerin ateşleyicisi olmuş liderlerin öğretmenleri önemsemeleri, öğretmenlik mesleğine kutluluk atfetmeleri kendi ideallerini kutlu görmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu ideallerinin hayata geçirilmesinde en önemli görev öğretmenlere düştüğü için de onları maddi ve manevi olarak desteklemektedirler. Dolayısıyla öğretmenlik hangi rejimde olursa olsun birinci derecede önemli bir meslek olma özelliğini koruyabilmektedir. “Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleri” olmaya devam etmektedirler. Dünyanın neresi olursa olsun, eğer bir öğretmen saygınlığını kaybetmişse o kişinin mesleğe yanlışlıkla girmiş olduğunu söyleyebiliriz. Mesleğinin özelliklerine sahip bir öğretmen, normal şartlarda kesinlikle saygınlığını yitirmez.

Öğretmenlerin yeni nesli yetiştirmede daha etkin rol oynamaları onları diğer meslek sahiplerinden farklı kılan temel özellik olarak gözükmektedir. Ancak insan eğitimi yalnızca öğretmenlik mesleğini icra edenlerin sorumluluğunda değildir. Toplumu teşkil eden tüm kişi, kurum ve kuruluşlar insanın istenilen özellikleri kazanmasında doğrudan ya da dolaylı olarak sorumludurlar. Bu bağlamda, öğretmenler öncü rol oynayabilirler.

Niçin Yirmidört Kasım?

“Öğretmen Evi” gibi “Öğretmenler Günü” de 12 Eylül Askeri Yönetiminin Türk öğretmenlerine hediyesidir. 12 Eylül öncesinde, öğretmenlerimiz kendi özlük haklarını iyileştirmek yönünde çaba göstermek yerine birbirleriyle çok sert bir biçimde uğraşmayı tercih etmişlerdi. Yani öğretmenlik imkanlarını ülke kalkınması doğrultusunda değil, ülkenin karışması doğrultusunda kullanmak durumunda kalmışlardır.

12 Eylül öncesinde birlikte hareket etme becerisi gösteremeyen öğretmenler şimdi de aynı dağınıklığın resmini vermektedirler. Bu görünümde geçmiş alışkanlıkların yanında öğretmenlerin geldiği sosyo-kültürel yapının da etkili olduğu söylenebilir. 12 Eylül yönetimini beğense de beğenmese de, öğretmenlerimizin büyük bir çoğunluğu 24 Kasım Öğretmenler Gününü coşkuyla kutlamakta ve Öğretmen Evlerinin imkanlarından keyifle yararlanmaktadır.

24 Kasım, Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olması bakımından önem arz etmektedir. Bilindiği üzere, 24 Kasım 1928’de Türkler Latin harfleriyle tanıştılar. Türk Milletinin tarihinde bir dönüm noktası olan bu gün, 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu bağlamda, her Türk öğretmeni Türkiye Cumhuriyetini kuran irade ile özdeşleştirilmektedir. Öğretmenin bu şekilde tasavvur edilmesi, her öğretmen için büyük bir onurdur ve her öğretmene büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Tüm öğretmenlerimizin bu onurun ve sorumluluğun bilinciyle hareket etmeleri dileğiyle “Öğretmenler Gününü” kutluyorum.

*Yrd. Doç. Dr., G. Ü., Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi,
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü