Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Çankaya Şubesi Cuma Gecesi Sohbetinde Kutül Amare Zaferi Konuşuldu

12 Mayıs 2016
Çankaya Şubesi Cuma Gecesi Sohbetinde Kutül Amare Zaferi Konuşuldu

Türk Ocakları Çankaya Şubesi’nin faaliyetleri kapsamında düzenli olarak organize edilen ‘Cuma Gecesi Sohbetleri’ne devam edildi. 12 Mayıs 2016 günü saat 19.00’da Genel Merkez binasında gerçekleştirilen; programın bu haftaki konuğu 100. Yılında Kut'ül Amâre Zaferini anlatacak Ortaçağ Türk Tarihi Mısır-Suriye Sahası Uzmanı  Prof. Dr. Altan Çetin oldu. “100. Yılında Kut'ül Amâre Zaferi” başlıklı programa katılımcılara incelemesi için Sevr Haritası dağıtılarak başlandı.

 

Osmanlı İmparatorluğu parçalanmasının itici gücü:  Sömürgecilik Çağı’nın başlamasıdır.

 

Haritanın bölgede çalışan casuslar tarafından verilen bilgiler ışığında oluşturulduğunu anlatarak başlayan  Prof. Dr. Altan Çetin; Ünlü casus Thomas Edward Lawrence’in (1888 - 1935) de hocası olan, Irak’ın bugünkü sınırlarını  çizen ve oluşturduğu ülkeye kukla kral oturtması ile anılan Gertdude Margaret Lowthian Bell (1868-1926) kadın sanat tarihçi, arkeolog ve casus dan bahsetmeden geçemeyiz diyerek, Bell’in hayatından ölümüne kadar kısa bilgiler anlatarak, bugünkü güney sınırlarımızın hangi konjonktürde ve arka planda gerçekleştirilen ‘Beşinci Kol’ faaliyetlerinin etkisiyle oluşturulduğuna dikkat çekti. Tarihin akışını bir nebze geciktiren ve ileride doğu bölgemizde muhtemelen oluşabilecek Ermeni Devleti’nin engellemesine katkı sağlayacak Kut'ül Amâre Zaferine gelene kadar Osmanlı İmparatorluğunun geçirdiği evreleri Sömürgecilik Çağı’na bağlayarak ele alan konuşmasına şu şekilde devam etti.

 

 

Çanakkale Zaferi tarihin akışını nasıl değiştirdi ise, Kut’ül Amâre’de benzer bir rol oynamıştır.

 

“Sömürge Çağı’nın başlaması ile 16. Yüzyılda ki Hindistan’dan Balkanlara kadar uzanan büyük Türk Çağının yaşandığı coğrafyalar ve zengin kaynaklara sahip olan Osmanlı İmparatorluğu 18. Yüzyıldan itibaren sömürgeci devletlerin hedefi haline geldi. Hindistan, Kuzey Afrika, Kıbrıs, Balkanlar Türklerden alınıyor. Bugünkü coğrafyamız dışında kalan son topraklar ise, bugün ele alacağımız Kut’ül Amâre Zaferini yaşadığımız ve eksenindeki bugünkü Irak, Suudi Arabistan ve Suriye coğrafyası oluyor. İngiltere'nin üzerinde güneş batmayan bir büyük imparatorluğa sahip olma hedefi önündeki engelin sadece Osmanlı İmparatorluğu kalmıştı.  İngiltere’nin Süveyş Kanalı, Basra’yı ele geçirerek Ortadoğu’dan Hindistan'a sömürge düzenini büyütme çalışmalarını fark eden Almanya dünyayı paylaşma konusunda İngilizler ile anlaşmazlığa düştüler. Almanya savaşta Müslümanları yanına çekmek için Osmanlıyı kendi safında savaşa sokmak istedi. İngiltere ve Rusya'nın Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaştılar. Bu sebeple de Osmanlı mecburen Almanya safında savaşa dahil oldu. Dolayısıyla bizim içerisinde aktör olmadığımız sömürgecilik pastasından dilim kapmak isteyen bir dünya var. Yanımızda olsa da Almanlar dahi bu pastadan dilim kapma yarışı içerisindeler. Ana mesele yani ‘pasta’ Osmanlı Devleti olduğundan bizim bu savaşa girmemiz kaçınılmazdı. Emperyalist devletlerin hedefi bölgede yeni sömürgeler oluşturmaktı. Beşinci kol faaliyetlerinin sebebi de budur. Biz Birinci Dünya Savaşı’nı kazansaydık. İleride Almanlarla bir savaşa girmemiz bile muhtemeldi.  İngilizler Ruslarla birleşmek için ilk önce Çanakkale’yi denediler. Çanakkale’de yaşanan başarısızlık sonrasında Kut’ül Amâre’de de İngilizlerin durdurulması engellendi. Çanakkale Zaferi tarihin akışını nasıl değiştirdi ise, Kut’ül Amâre’de bu noktada benzer bir rol oynamıştır. Daha sonra Ekim Devrimi ile Çarlık yıkılarak, Ruslar kendi meselelerine döndüler. Bazı “aydınlarımızın” dediği gibi: Çanakkale’yi kazandıkta ne oldu? Sorusu koca bir fitnedir. Bu zafer Ruslarla, İngilizlerin İstanbul’da buluşmasını engelledi. Birleşme olsaydı, Milli Mücadele yapacak bir kadromuz ve imkanımız olmayacaktı. Eğer kuzeyden Ruslar inerek, Irak Cephesinde İngilizlerle buluşabilselerdi. Bugün için Doğu Anadolu diye bir coğrafyamız olmayacaktı. Haritada da gördüğünüz gibi muhtemelen vesayet altında bir Ermeni Devleti kurulacaktı. Dolayısıyla, Çanakkale ve Kut’ül Amâre Zaferleri İngilizlerin büyük oyunlarını engellediği gibi, Osmanlının da mukavemetini güçlendirmiştir. Daha sonraları olmak üzere; üç sene sonra İstanbul’a girdiler, Kut’ül Amâre’yi de altı ay sonra ele geçirdiler. Bağdat’a, Kerkük’e girdiler. Ancak, petrol varlığı sebebiyle asıl amaçları olan Musul’a giremeden Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Sonuçta, biz orada Ankara Antlaşması ile bazı haklar elde ediyoruz.” Diyen Prof. Dr. Altan Çetin konuşmasına Kut’ül Amare’nin coğrafi konumunu da ele konuşmayla devam etti.

 

 

“Kut’ül Amare, Dicle Nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi’nin 350 km kuzeyinde, Bağdat’ın 170 km güneyinde bulunan bir kasabadır. 1915 yılı sayımına göre nüfusu 6.500 kişidir. Kut’ül Amare Kuşatması (7 Aralık 1915 - 29 Nisan 1916), İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri ile Osmanlı kuvvetleri arasında geçen I. Dünya Savaşı’nın temel muharebelerinden olup, Kut Muharebesi olarak da bilinir. Dicle Nehri kıyısında Kut’ül Amare şehri yakınlarında konuşlanmış İngiliz ve müttefiklerinin kuşatılmasıyla başlayan muharebe, kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla sona ermiştir. Kut-ül Amare Zaferi, Türkiye’de 1952 yılına kadar Ordu bünyesinde Kut Bayramı olarak kutlanmaya devam etti. İngilizlerin savaşı kaybetmesi İngiliz basını başta olmak üzere dünya basının da büyük ses getirmiş olup, İstanbul basını dahil dünya basınında çıkan gazete haberlerinden örneklerinden verildi.  

 

 Almanların kendi hesapları olmasa bu Kut’ül Amâre zaferinin sonuçları farklı olurdu.

 

Kut’ül Amâre maalesef heba olmuş bir zaferdir. Oradaki birliklerimiz müttefikimiz Almanların isteği ile İran’a Rus tehlikesine karşı kaydırılıyor. Rusları burada yeniyoruz. Ancak, Halil Paşa ve diğer komutanların isteği Basra Körfezine doğru süpürme hareketi yaparak düşmanı bölgeden tamamen atmaktır. Bunun üzerine 17 Şubat’ta Kut’ül Amâre takibinde Bağdat ve Kerkük düşman eline geçiyor. 5 Haziran 1916’da Şerif Hüseyin isyanı çıkıyor. Gazze Muhaberelerini kaybediyoruz. İngilizler Kudüs’u ele geçiriyor. Mekke ve Medine ise Mondros’tan sonra düşüyor. Osmanlı Birinci Dünya Savaşında Filistin Cephesinde kesin olarak kaybediyor. Kut’ül Amâre Zaferi Osmanlı’nın tüm imkansızlıklara rağmen askeri anlamda ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Almanların kendi hesapları olmasa bu zaferin sonuçları farklı olurdu. Savaş sonunda  Gertdude Bell ve Lawrence gibi casusların oluşturduğu zemin üzerinde bugün hala sıkıntıları devam eden Ortadoğu’nun sınırları çiziliyor.” Dedi.

 

Prof. Dr. Altan Çetin, Kut’ül Amâre Zaferi’nin her yıl mutlaka anılması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

 

Katılımcıların sorularına verilen cevaplar ve yapılan ikram ile program sona erdi.

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü