Türk Dünyası Yardım Kampanyası

21. Yüzyılda Türk Ocağı Misyonu

31 Mart 2012

Türk Ocağı, bilindiği gibi, bundan tam yüz yıl önce bir grup Osmanlı Aydını tarafından kurulmuş bir dernektir. Kuruluşundan günümüze kadar, zorunlu kesintiler olmasına rağmen fikri çizgisinde ve hizmet anlayışında hiç bir sapma olmamıştır.

Türk Ocağı, bilindiği gibi, bundan tam yüz yıl önce bir grup Osmanlı Aydını tarafından kurulmuş bir dernektir. Kuruluşundan günümüze kadar, zorunlu kesintiler olmasınarağmen fikri çizgisinde ve hizmet anlayışında hiç bir sapma olmamıştır. Görevini, içinde bulunduğu şartlar çerçevesinde ve bir derneğin maddi ve manevi imkânları dâhilinde en iyisini yapmaya çalışmıştır. Başarılı olmuş mudur? Yerine göre evet, yerine göre hayır. Toparlayıcı ve toplumun her kesimiyle etkili iletişim kurabilen yönetimler olduğunda başarılı, kendisiyle barışık ve aynı zamanda kendisine tevdi edilen emanetin farkında olmayan, büyük resmi toplumun tümünün oluşturduğunu kavramamış yönetimler olduğunda başarısız olmuştur.

Türk Ocağı, yüz yıllık süreç içerisinde tercihini hep çağdaş Türkiye’nin inşası doğrultusunda yapmış ve Cumhuriyetimizin başlangıç dönemlerinde de bu görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Belirtilen görevini gerçekleştirirken, devletin maddi ve manevi desteğini aldığı dönemler de olmuştur. Devletin desteğini almak kötü müdür? Türk Ocağı’nın devlet anlayışı bağlamında, kesinlikle kötü değildir.

Türk Ocağı, “kamu yararına çalışır dernek” statüsündedir. Bu statüyü hak etmiş midir? Evet, hak etmiştir. Genel Merkez ve Şubeler, çoğu zaman bir halk eğitim merkezi gibi çalışmışlardır. İmkânları ölçüsünde halen bu hizmetlerini sürdürmektedirler. Somut ve soyut kültürel değerlerin gençlerimize ulaştırılmasında ve kazandırılmasında belli bir gayret göstermektedirler. Yeterli mi? Elbette istenilen düzeyde değildir. Niçin istenilen düzeyde değildir? Çünkü Türk Ocağı gönüllü insanların maddi ve manevi katkılarıyla faaliyetlerini sürdürmektedir. İnsan kaynakları sabit kalmak şartıyla, katkı miktarıyla hizmet miktarı arasında doğrusal bir ilişki kurulabilir. Diğer yandan söz konusu hizmetlerin büyük bir kısmı, günümüzde, hem de daha kaliteli bir biçimde resmi kurum ve kuruluşlar tarafından verilmektedir. Bu durumda, Türk Ocağı başka kurumlar tarafından üretilen hizmetlerin tekrarlandığı yer olmamalıdır. Yeni ve örnek alınacak hizmetlerin sunulduğu ve çağın ruhunu ulusal perspektiften yansıtan bir yer olmalıdır.

Türk Ocağı, 21. yüzyılı iyi okumalı ve kendisini yeniden yapılandırmalıdır. 21. yüzyıl, kullanılabilir bilgi üretiminin baskın olduğu bir çağdır. “Faydalı ilme” sahip olanların çağıdır. Faydalı ilme sahip olanlar ileride, diğerleri geride olacaklardır. Dolayısıyla Türk Ocağı, AR-GE faaliyetlerinin etkin bir biçimde gerçekleştiği bir yapıya dönüşmelidir. Somut ve soyut kültürel değerlerimizin küresel boyutta kabul görebileceği örnekler ortaya koymalıdır. Toplumsal yapıyı güçlendirici, toplumsal yapının dağılmasını önleyici “sosyal zamklar” üzerinde kafa yormalıdır. Kısacası, Türk Ocağı çağın ruhuna uygun bir “Bilgi Üretim Ocağı” olarak yeniden yapılanmalıdır.

Türk Ocağı, “Bilgi Üretim Ocağı” haline dönüşebilir mi? Elbette dönüşebilir. Öncelikle bunun gerekliliğine inanmalıyız. Gerisi kolay. Sonra “bu dönüşümü nasıl bir zihin yapısı gerçekleştirebilir?” sorusunu sormalıyız. Yerel değerleri küresel talebe dönüştürebilecek bir zihin yapısına ihtiyacımız var. Türk Ocağı bunu başarabilir mi? Ben, eğer isterse ve enerjisini buna yoğunlaştırırsa başarabileceğine inanıyorum.

Türk Ocağı, 20. yüzyıldaki görevini şu veya bu şekilde tamamlamış ve 21. yüzyıla erişmeyi başarmıştır. Yüz yıllık süreç içerisinde doğrudan ya da dolaylı emeği geçen herkese teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Öbür aleme göçenlerimize Allah’tan bol bol rahmet diliyoruz. Allah onların mekânlarını Cennet eylesin.

Yüz yaşında 21. yüzyıla ilk adımını atmış olan Türk Ocağı’nın “Anadolu Mayası”nı küresel talebe dönüştürebilecek bir yapıya kavuşmasını ve daha nice yüzyılları görmesini diliyorum.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü