Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Okul Yolu

09 Eylül 2013

Ülkemizde, Eylül ayı genelde tüm insanlarımızın zamanlarının büyük bir kısmını eğitim ve öğretim hazırlıklarına ayırdıkları bir aydır. Yeni kayıtlar, yeni kayıtlarla birlikte ortaya çıkan okul kaygıları, okul masrafları vb gibi sorunlar Eylül ile birlikte aile gündemlerinin birinci konusu olurlar. Sistemle ilgili sorunlar ve çözüm önerileri ise eğitimle ilgilenen köşe yazarlarımızın öncelikli konuları arasında yer alırlar.

Velilerimizin ve öğrencilerimizin eğitim-öğretim bağlamındaki oluşturdukları hazırlık manzaralarının önceki manzaralardan pek farklı olmadıkları gözlenir. Yine sistem sorunları üzerinde kafa yoran köşe yazarlarımızın ele aldıkları konuların da öncekilerle pek fazla benzerlik gösterdikleri görülür. Anlaşılan o ki, sistemle ilgili temel sorunlar bir yıldan öbürüne aktarılarak devam etmektedir. Hal böyle olunca “Okul yolu düz gider” dizesiyle başlayan okul şarkısı, anlaşılan bir gerçeklikten daha ziyade bir temenniyi yansıtmaktan öteye gitmez.

“Okul yolu düz gider/Çocuklar bayram eder/Öğretmenler olmasa/Emekler boşa gider.” Okul yolu şarkısının sözlerine baktığımızda, eğitim-öğretimle ilgili üç temel öğenin vurgulandığını görüyoruz. Bunlar şarkıdaki sırasıyla okul, çocuk ve öğretmendir. Buradaki üç öğenin etkileşimi bağlamında öğretmenin merkezi bir rol oynadığı gözleniyor. Hâlbuki bu üç öğeyi birbirinden ayırdığımızda eğitim-öğretim kavramı açıkta kalır. Yani kavramın temsil ettiği gerçeklik ortadan kalkar. Bununla birlikte, sınıf ortamında oyun kurucu olarak öğretmeni kabul ettiğimizde -ki öğretmenin sınıftaki temel rollerinden biri oyun kuruculuk- öğretmen eğitim-öğretim faaliyetinin kalbi durumundadır. İstenen öğrenmeler, öğretmenin rehberliğinde gerçekleştirilir. Onun eğitsel rehberliği olmaz ise, istenen öğrenmeler bağlamında emekler boşa gidebilir. Diğer yandan öğretmen yönettiği grubun en deneyimli kişisidir. Dolayısıyla, sınıf içindeki tüm faaliyetlerin yönetiminden o sorumludur. Görünen o ki, sorumluluğunun bilincinde olan öğretmenlerle çalışan çocuklar gerçekten bayram ederler ve emekler boşa gitmez.

Okul yolunun düz gitmesini, çocuk açısından okula erişimin kolay olması anlamında da değerlendirebiliriz. Her hangi bir servis aracına binmeden okula gidebilmek, okulda sınıf arkadaşlarıyla ders çalışmak, teneffüslerde ve hafta sonlarında okul bahçesinde rahat rahat oynamak okul yolunun düz olmasıyla açıklanabilir. Yoksa coğrafi şartlar nedeniyle okul yolunun her zaman düz olması mümkün olmayabilir. Çocuğun okuluna seve seve gitmesi/gitmemesi, kendini bilişsel, duyuşsal ve beceri yönlerinden geliştirme gayreti içerisine girmesi/girmemesi okul yolunun düz/engebeli olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Kim rahat olmadığı ortama isteyerek gider? Kim rahat ettiği ortama istemeyerek gider? Bu bağlamda, okul-öğrenci ilişkisi ve özellikle de sınıf-öğrenci ilişkisi önemlidir. Sınıf içinde de öğretmen-öğrenci ilişkisi birinci derecede önem arz eder. Özellikle okul öncesi ve ilköğretim birinci kademe öğrencileri için öğretmen-öğrenci ilişkisi hayati önem taşır. Söz konusu dönemlerdeki ilişkilerin niteliği öğrencinin gelecekteki eğitim hayatını anlamlı bir şekilde etkileyebilir. Dolayısıyla söz konusu dönemlerle ilgili öğretmen adaylarının seçimi ve yetiştirilmesi eğitim sisteminin birinci önceliği olmalıdır.

Okul yolu şarkısının ikinci kıtası öğrencileri hedef almakta ve onlara; “Okul yolu taş olur/Çalışkanlar baş olur/Tembel tembel gezenin/İki gözü yaş olur.”dizeleriyle dolaylı olarak öğüt vermektedir. Eğer el üstünde tutulmak istiyorsanız, ağlamak istemiyorsanız mutlaka çalışkanlar arasında yerinizi almalısınız diyor. Motivasyon unsuru olarak da “baş olmayı” gösteriyor. Normal şartlar altında, başarı bilinçli çalışmanın sonunda elde edilen bir durumdur. Başarıdan birinci derecede öğrenci sorumludur. Veli ve öğretmen ise başarı şartlarının oluşturulmasında öğrencinin talep ettiği desteği vermekle yükümlüdürler. Bu bağlamda başarıyı; Öğrenci Sorumluluğu+Öğretmen Rehberliği+Aile Desteği şeklinde formüle edebiliriz. Bu formül her öğrenci için geçerlidir. Söz konusu şartlar sağlandığında “başarı” her öğrencinin kaçınılmaz kaderi olur.

Okul yolunun “düz” olması, “taşlı” olmaması için öncelikle okul yönetimlerinin, öğretmenlerin ve velilerin öğrencilerle işbirliği halinde çalışmaları şarttır. Ancak söz konusu işbirliğinin sağlanabilmesi için adam akıllı bir eğitim politikasının olması gerekir. Adam akıllı bir eğitim politikasını olabilmesi için de adam akıllı devlet politikasının olması elzemdir. Adam akıllı devlet politikasını ise adam akıllı devlet adamları geliştirir. Eğer bir ülkenin insanları, çocuklarına iyi bir eğitim aldırmak için “eve yakınlık” ölçütü dışındaki eğitsel gerekçelerle okul arayışında oluyorlarsa, o ülkede adam akıllı devlet adamı kıtlığı var demektir. Buna bağlı olarak adam akıllı “devlet politikası” ve buna bağlı olarak da adam akıllı “eğitim politikası” oluşamaz. Hal böyle olunca da eğitim sistemi deneme tahtası olmaktan kurtulamaz.  Bu duygu ve düşünceyle, yeni eğitim-öğretim yılının öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve eğitim sistemimiz için güzelliklere vesile olmasını dilerim.   

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü