Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Görünen Köy, Suriye İran Cephesinde Savaşa Doğru

10 Mart 2012

Her geçen yeni gün kritik gelişmelere doğru hızla ilerlediğimizin belgelerini sunmaya devam ediyor. ABD nin çok önceden planladığı bölge operasyonları çerçevesinde başlattığı Sarosvari turuncu devrim öncesi sivil insiyatif hareketlerinin Suriye halkasındaki kararlılığı bizim iç politikamızda önemli dalgalanmalara neden oluyor. ABD nin kararlılığı ve aceleciğine karşın Türkiye Cumhuriyeti hükümeti içerisinde daha doğrusu AKP içinde açık olarak olmasa bile örtülü bir ayrışma süreci yaşandığını rahatlıkla ifade edebiliriz.ABD nin özellikle Suriye konusunda fazla beklemeye tahammülü olmadığını düşünüyoruz. Daha önceden planlanan biçimde, Suriye olaylarının dahada alevlendirilip ardından Türkiye sınırında insani yardım koridoru ve bilinen formülün” kahraman Türk ordusu Suriye’ye” devreye sokulmasında ABD li yetkililer aceleci davranıyorlar. Bugüne kadar AKP hükümetine can alıcı bütün konularda tam destek sağlayan en güçlü dini cemaat yetkilileri ve AKP içindeki uzantılarıda kayıtsız şartsız ABD nin acil müdahale planına destek verirlerken Tayyip Erdoğan ve yakın çevresi bu müdahalenin erken veya gereksiz olduğunu düşündüklerinden işi zamana bırakmaktan yana tavır koyuyorlar. Daha önceki yazılarımızda çeşitli vesilelerle temas ettiğimiz gibi AKP içinde ki değişik görüşlerin içinde Tayyip beyin “ABD ile çok özel anlaşmalara ve temaslara rağmen” özel bir milli damar taşıdığına inanıyoruz. Dünyadaki güçler dengesi muvacehesinde Türkiye’de iktidar oldukları 2002 den önceki yıllardan beri temas içinde oldukları dünya emperyal devi ABD ile ortak bir strateji izleyen, kader birliği eden AKP nin içinden ara ara yükselen mazlumlara sahip çıkan, milli değerlere sahip çıkmaya çalışan ses Tayyip beyin sesidir.

AKP hükümetinin uyguladığı dış politikalara baştan beri karşı çıktığımızı yüzlerce makale ile bugüne kadar dillendirmemize rağmen onlarında Türkiye’nin menfaatlerini emperyal sistemin patronu ile birlikte hareket etmekte gördüklerini düşünerek tercihlerini saygı ile karşılıyoruz. Saygı ile karşılamamızın asla bir onaylama olmadığını burada açıkça belirtmeliyiz. Bizim düşünce sisteminiz, tarihin en eski milletlerinden biri, onaltı büyük imparatorluğun, yüzlerce milli devletin mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dış politikalarının antiemperyalist, bağlantısız ve tam bağımsız Türkiye profiline oturtulmasından yanadır.

Bugün sorumlu icra makamında olan yöneticilerimizden bazılarının aslında bu özlemi yüreklerinde duymalarına rağmen dünya politikalarındaki güç dengeleri açısından, emperyal batı ile ayni cepheyi paylaşma tercihleri yüzünden ne kadar zor durumda kaldıklarını ve bazen nasıl isyan dolu serzenişlerde bulunduklarını görebiliyoruz.”Tayyip beyin, Davutoğlu’nun İdris Naim Şahin ‘in bazı söylem ve çıkışları” Suriye cephesindeki ABD nin ve batı basınının körüklediği acelecilik ve Türk ordusundan beklentileri önümüzdeki süreçte başımıza neler örebilir? Bu konunun esaslı bir değerlendirilmesini yapmadan peşin söylemler bizi sonu hüsran olacak hatalara sürükleyebilir. Bu yaman ABD çelişkisinden doğan parti içi ihtilaflarda cemaat yanlılarının Tayyip bey ve yakın çevresine karşı duruşlarının farkında olmamak mümkün değildir. Uluslar arası platformda, son günlerin önemli iki toplantısından biri Erbil’de yapıldı. Barzani, Erbil’de Suriye’li Kürt guruplarla bir toplantı yaptı. Tunus’ta yapılan Suriye’nin dostları platformunda Suriye Kürt’lerine özerklik sözünün verilmesi bu iki toplantı arasında bir illiyet bağının kurulmasına, ortak yorumlar yapılmasına yol açtı. 21.Yüzyıl Türkiye enstütüsü Başkanı Prf Dr Ümit Özdağ İsrail’in 1980lerin başında Suriye’nin bölünmesi planını hazırladığını hatırlatarak “Tunus’ta yapılan açıklamaların aslında bir önemi yok. Suriye’de Esad devrilmeden bir iç savaş çıkması mümkün değil.Ancak Esad devrilirse ve iç savaş çıkarsa İsrail’in hazırladığı plan çerçevesinde bu ülke bölünebilir” dedi.

Özdağ devamla” Lazkiye ve çevresi, Akdeniz kıyı bölgesinde bir Nusayristan kurma çabaları var. İsrail’in planında Halep, Şam ve Kamışlı’dan uzanan bölgede ayrı ayrı guruplar halindeki Kürt’leri birleştirip bir Kürt devleti kurma hedefi var. Bu devlet Barzani Irak Kürt devletiyle ileride birleştirilerek, Kürdistan’ın Akdeniz sahillerine inmesi sağlanacak” dedi.

Ümit Özdağ bu durumda Suriye kaosundan en zararlı çıkacak etnik gurubun nüfusları 3-3, 5 milyonu bulmasına rağmen örgütlenmemiş bir toplum olan Suriye Türkmen’leri olacağını ifade ederek bölge Kürt’leri yıllardır Kürtçü yapılanmalar tarafından silahlandırılıyor ve teşkilatlandırılıyor. Aksine Türkmen’ler ise sahipsiz, teşkilatsız ve silahsızdırlar diyerek konuyu noktaladı.

Bizim şahsi düşüncemiz, Suriye Türkmenleri’nin şu veya bu şekilde el altından itidale, sukunete davet edilmeleri ve çatışma dışı kalmalarının sağlanmasıdır. Zaten Suriye ulusal muhalefeti harekatında bütün etnisiteler temsil edilmesine rağmen Türkmenler’in temsilcileri yoktur.

Halbuki Suriye’deki üç ana etnisite Arap’lar, Türkmen’ler ve Kürt’ler dir. Daha sonra sayıca daha az olan Çerkez’ler, Ermeni’ler ve Arnavut’lar vardır. Dışişlerimiz Suriye olayında taraf, hatta tarafın önde geleni rolünü üstlenmiştir.Halbuki dışişlerimize düşen büyük görev Suriye’deki 3, 5 milyon Türkmen’in can ve mal güvenliği için onların olaylara taraf olmamalarının telkinidir. Bekleyip göreceğiz bu uluslararası kriz Türkiye’yi nasıl etkileyecek? İç politika dengelerini değiştirebilecekmi? Tayyip beyin ara ara kabaran milli damarına karşı Amerikan ve işbirlikçi refleksleri ne şekilde gelişecek? Yok denilen ama bizce yüzde yüz var olan Tayyip bey ve yüzde yüz ABD ye biat eden güçler mücadelesinde son raund nasıl gelişecek? Haydi hayırlısı!

 

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü