Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türk Ocakları 100 Yaşında

22 Mart 2012

1907 de bugünkü Estonya nın başşehri olan Talin’ de “o zaman ki adı Reval” İngiltere ve Rusya arasındaki gizli anlaşma ile kağıt üzerinde, varlığına son vermeyi planladıkları Osmanlı toprakları paylaşılmıştı.

 

1907 de bugünkü Estonya nın başşehri olan Talin’ de  “o zaman ki adı Reval” İngiltere ve Rusya arasındaki gizli anlaşma ile kağıt üzerinde, varlığına son vermeyi planladıkları Osmanlı toprakları paylaşılmıştı. Teori hazırlamış pratik daha sonraki yıllara yayılmak üzere mutabakata varılmıştı. 1907 den  sonraki  süreç devamlı imparatorluğumuzun aleyhine işlemişti. Özellikle Türkleri Avrupadan sürüp çıkarmaya dayalı Papa Urbandan beri devam eden kutsal ittifak Balkanlara el atmış, bölgeyi bir yangın yerine çevirmişti. Yüzyıllardır Osmanlı hakimiyetinde olan Balkanlarda etnisite öne çıkarılmış Hristiyan fanatizmi ile yoğrulan Balkanlarda büyük bir Müslüman Türk soykırımı gerçekleştirilmişti. İmparatorluğumuzun yıkılma ve paylaşılma sürecinde bizce düğmeye Balkanlarda basılmıştı. Daha sonra 1914 e gelindiğinde dünyayı ateş topu haline getiren Birinci Dünya savaşı başladığında Osmanlının kader yazgısı 1907 lerde Revalde çizildiği üzre Düveli Muazzamca-İngiltere tarafından Metozori Alman cephesine “ittihat ve terakkinin, Enver Paşanın bütün diplomatik girişimlerde İngiltere isteğine rağmen” itilip savaş sonunda 1907 Reval protokolünün pratiğe geçirilmesi sağlanmıştı. İşte bu sancılı yıllarda Osmanlıda denenen bütün siyasi akımlar “Osmancılık, İslamcılık, Batıcılık” tutmayınca memleketin milliyetçi aydınları, yazarları, mütefekkirleri  yeni bir arayışa girdiler, Bu arayış çerçevesinde İstanbulda mektebi tıbbiyeli 190 genç bir araya gelerek imparatorluğun  Müslüman anasırın Türk üst kimliğinde birleşmesinde uzlaşarak Türkçülük akımı çerçevesinde yeni bir hareket başlatmayı kararlaştırdılar. Müslüman unsurun alt kimliği ne olursa olsun“Türkmen, Azeri, Boşnak, Arnavut, Laz, Çerkez, Kürt” üst kimlik, ortak kimlik olarak Türk kimliğinin öne çıkartılmasıyla ortak bir değerler manzumesinin  benimsenmesiyle daha dirençli daha inanmış , daha güçlü bir millet faktörü sağlanabileceğini düşünen bu gençler dönemin milliyetçi şair, yazar, ve fikir adamlarıyla bu konuyu görüşmek için toplantılar düzenlediler. “Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul, Ağaoğlu Ahmet Bey, Ahmet Ferit Tek  vs..” Bu toplantılardan çıkan sonuç Türk Ocağının kurulması oldu ve 1911 yılında gayri resmi olarak Türk  Ocağı kuruldu. Türk Yurdu dergisi yayınlanmaya başlandı. “Yusuf Akçura yönetimde “ Türk Ocağının ilk Genel Başkanı Mehmed Emin Yurdakuldu. 1912 -25 Mart günü Türk Ocağı resmen kuruldu ve resmi dönemdeki ilk başkan Ahmet Ferit Tek oldu. 1913 te Hamdullah Suphi Türk Ocakları Genel Başkanı idi.

Kuruluş anından itibaren Selanikteki genç kalemler dergisi yazarları, dergileri kapatıldığı için İstanbula gelip Türk Ocaklarına destek verdiler. “Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, vs” Daha sonra Halide hanımı’da Ocakta görüyoruz.  Ziya Gökalpten müthiş etkilenen Halide hanım o saatten sonra Turancı yazılar ve romanlar yazmaya başlamıştı.. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini protesto etmek için Türk Ocakları tarafından düzenlenen  yüzbinlerin katıldığı Sultanahmet mitinglerinin unutulmaz hatipleri Halide Edip Adıvar ve Mehmet Emin Yurdakuldu. İstanbuldaki cephanelerin silahların Anadoluya geçirilişlerinden tutun bütün önemli olaylarda Türk Ocaklılar vardı. Atatürkün “ Benim cismani babam Ali Rıza bey, fikri babam Ziya Gökalp, duygularımın babası Namık Kemaldir” ifadesindeki Türk Ocaklı Ziya Gökalp yeni Türkiyenin Teorisyeni ve en büyük Türk  Ocaklı Mustafa Kemal’de Cumhuriyetimizi hayata geçiren pratisyenidir.

Cumhuriyet yıllarında büyük yararlıkları dokunan Türk Ocakları 1931 yılında, çeşitli mülahazelerle kapatılıp malvarlıkları ile birlikte CHP ile birleştirilmiş “140 parça mal varlığı CHP ye intisap etmişti. Bu kapatılışta çeşitli görüşler vardır özellikle Mustafa Kemalin bir Anadolu gezisi sonuçlanırken  Eskişehir garında Başbakan Şükrü Kaya ve Türk Ocakları Genel Başkanı Hamdullah Suphiyle konuşurken her iki kuruluşun  CHP ve Türk Ocakları faaliyetleri konusunda çeşitli sorular yöneltip üye sayıları, organizasyonlarını  mukayese edince Türk Ocaklarının  müthiş tempo ve üye sayısını duyunca; Ankaraya gidince CHP yi kapatıp Türk Ocaklarına idareyi devredip Hamdullah’ıda Başbakan yapalım diye espiri ile karışık bir ifade  kullandığı bilinmektedir. CHP yi aşan bir durumun iç politikada sıkıntılar yaratması tezi bir iç politika tezidir. Prf Abdülkadir İnan” Atatürkün baş danışmanı, Kırım, Kazan Türklerinden 1917 sovyet ihtilali döneminde Sultan Galievin  ekibinden, daha sonra  Türkiyeye  iltica eden büyük  fikir adamı” ise Türk Ocaklarının Sovyetler Birliğini, Stalini çok huzursuz ettiğini, Sovyetler Birliği topraklarında yaşayan Türk asıllı Sovyet vatandaşlarını ileriki yıllarda etkileyebileceğini düşünerek Türk Ocakları faaliyetlerinin kısıtlanmasını istediğini, hatta bir nota’nın bile söz konusu olduğunu ifade ediyor. Prf İnan, özel dış politik şartlar dolayısıyla Türk Ocaklarının CHP bünyesine alındığını ifade ediyor. 1949 yılında Hamdullah Suphi tarafından tekrar kurulan Türk Ocakları ara rejimlerde 1960-kısa süreli -1971 12 Mart -1980 12 Eylül bir süre kapatılsada daha sonra faaliyetlerine devam etmiş ve 1984 den bugüne Orhan Düzgüneş, Sadi Somuncuoğlu ve 1995 den beri Nuri Gürgürün başkanlığında faaliyetlerine devam ederek 100. yaşına bugünlere ulaştı. Türk Ocaklarının sürekli felsefesi partiler üstü bir Türk Milliyetçiliğini öne çıkarmıştır. Hangi siyasi görüşten olursa olsun vatanın bölünmezliğine, Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesine inanan ülkenin bölünmez bütünlüğünü sonuna kadar savunan. Anayasada başlangıçta, dibacesinde ilk üç maddede belirtilen ve dördüncü  madde ile değiştirilmezliği perçinlenen amir hükümlere, istinaden devletin adının Türkiye, eğitim dilinin Türkçe olduğuna, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, başkentin Ankara olduğunu kabul eden  İstiklal marşımızı huşu içinde  dinleyen her  kese ayni mesafede duran bu vasıfları taşıyanları aynı sıcaklıkla kucaklayan Türk Ocakları başlangıçtaki antiamperyalist tavrını bugünde sergilemektedir. Nasıl ki 1919 da Halide Hanım emperyal sistemin işgaline karşı Sultan Ahmette haykırıyorsa Türk Ocakları bugünde milli. devletimizin bekası, bölünmezliği konusunda aynı hassasiyeti taşımaktadır. Dün İngilterenin başını çektiği Osmanlıyı bölme, parçalama  planlarındaki Kürt ve Ermeni kartlarının kullanıldığı şekli bugün ayniyle vaki olarak ABD nin başını çektiği bir uygulama olarak görüyoruz. Üstelik bugün gördüğümüz manzarayı umumiye geçen asırdakine göre daha iğrenç ve iki yüzlü bir manzaradır. Ermeni ve Kürt  kartını bize karşı kullanan ABD bir yandan Türkiyenin yanındaymış gibi davranıp bir kat daha fazla çirkinleşmektedir. ABD ve İsrail bloğu saçma sapan  Evangelist  İnançlar dünyasında fantastik hülyalarını gerçeğe dönüştürmek için  bizim bölgemizde çok tehlikeli oyunlar oynamaktadırlar.Afganistan, Irak işgalleri milyonlarca müslümanın katli, BOP-Büyük Ortadoğu projesi – ve şimdide Mağrip  Kuzey Afrika, Libya, Mısırda uygulanan Arap Baharı projesi ! Gelinen noktada Suriye İran müdahaleleri beklentisini görüyoruz. Bu kritik dönemlerde Türk Ocakları gerek Anayasa konusundaki milliliğiyle gerekse Suriye, İran  ilişkileri konusundaki antiemperyalist tutumlarıyla kuruluş yıllarındaki Türk Ocakları felsefesine sadakatini göstermektedir.

Mehmet Emin Yurdakuldan Hamdullah Suphiden  devralınan bayrak Nuri Gürgürün elinde en iyi şekilde taşınmaktadır. Türklüğün kutsal ocağı, ana otağı, büyük çadırı, Türk Ocakları Nice yüzyıllara.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü