Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türkiye Var Oldukça Kırım'ı Yeniden Alabiliriz!

30 Temmuz 2016
Türkiye Var Oldukça Kırım'ı Yeniden Alabiliriz!

Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Kırım Tatarlarından Sorumlu Yetkilisi, Ukrayna milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkiye’nin Eskişehir şehrinde bugün, 30 Temmuz tarihinde başlayan Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu toplantısında konuştu.
 

Konuşma esnasında Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu’nun bir önceki toplantısı ve günümüze kadar meydana gelen olaylardan söz eden Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, olaylar arasında hem üzücü hem ümit verici olayların yer aldığını belirtti. Refat Çubarov’un toplantıya katılamamsının sebebini anlatan Kırımoğlu, Türkiye’de 15 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen askeri darbe girişimi konusuna da değindi.
 

Toplantıya katılanları selamlayan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu şöyle konuştu: 

 

"Geçen sene Ağustos ayında gerçekleştirdiğimiz Dünya Kırım Tatar Kongresi şöyle bir karar almıştı: her 3 ayda bir Yönetim Kurulu toplanacak ve bu toplantılarda olup geçen olayları izleyecek ve gerekli kararları alacak. Şimdi bu kararlara göre, o karar yerine getirildi. Ağustos ayındaki Dünya Kongresinden sonra ilk toplantımız, Romanya Köstence’de oldu, ondan sonra Kiev’de, daha sonra yine Ukrayna’da Herson bölgesinde oldu ve son toplantımız 11-13 Nisan tarihlerinde Vilnius’ta gerçekleştirildi. Eskişehir’de gerçekleştirdiğimiz toplantı, Kırım için, Kırım Tatarları için önemli beşinci toplantımız olacak.
 

Bu toplantılarda geleneksel olarak Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanı, geçen sene içerisinde, yani 3 ay içerisinde olup geçenleri gözden geçiriyor, değerlendiriyor ve ondan sonra neler, nasıl adımlar atılacağı konusunda tekliflerini sunuyor. Maalesef, bu kez, Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanı Refat Çubarov, bazı rahatsızlıklarından dolayı buraya gelemedi. Ama inşallah gelecek toplantıda, mutlaka Refat Bey yardımcı olacak.
 

Geçen 3 ay içinde çok üzücü olayların yanı sıra  ümit verici olaylar da meydana geldi. Üzücü olaylardan birisi, Kongrenin Yönetim Kurulu üyesi, çok değerli arkadaşımız Ervin İbragimov’un kaybolması. Daha önce kürsüye çıkan arkadaşımız dedi ki: “Ümit ederiz ki, gelecek toplantıda beraber olacağız.” Ama şunu söylemek istiyorum, bizim gerçekçi olmamız lazım. İşgalden sonra bugüne kadar kaçırılan 22 kişiden hiçbirini sağ olarak görmedik. Yalnız bazılarının cesetlerini bulduk, kalanları kayıp, büyük ihtimalle onlar da öldürüldüler. İşte karşımızda böyle vahşi, işgalci devlet var. Bunu bilmemiz lazım. Bazı kimseler, Rusya’ya "kardeş ülke, iyi münasebetler kuralım” diyorlar ama bunu akıllarından geçirmesinler. Bu ülke, bizim halkımızı kum yerine getirmek isteyen bir ülkedir, kardeşiniz olan Kırım Tatar halkını ayak altına almak isteyen bir ülkedir. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Tabii ki ticaret, bazı ilişkiler olabilir, ama nasıl bir ülke olduğunu hiçbir zaman unutmayın. Böyle bir ricam var.
 

Benim burada konuşma yapmam için bir hazırlığım yoktu, çünkü son dakikaya kadar planlarım başkaydı, başka tarafa gidecektim. Ama Refat Bey’in hasta olduğu sebebiyle  buraya gelmeye mecbur oldum. Refat Bey gibi, geçen olayları analiz edemeyeceğim, bunu yapmak için zamanım da olmadı. Ama olaylar konusunda kendi fikrimi bildirmek istiyorum.

 

Vilnius’ta geçirdiğimiz toplantının ertesi günü, İstanbul’da İslam Ülkeleri Zirvesi oldu. Sağolsun Türkiye bizi de davet ettiler. Tabii bizim orada konuşma hakkımız yoktu, gözlemci olarak iştirak ettik. Ama burada şunu kaydetmek istiyorum: İşgalden sonra bildiğiniz gibi 27 Mart 2014 yılında BM Genel Kurulu’nda bu işgal konusunda bir karar kabul edilmişti. Bu karara göre, işgalin sona ermesi lazım, Ukrayna devletinin toprak bütünlüğü ve güvenliğinin garanti altında alınması lazım, işgalciler Kırım’dan gitmesi lazım. Ve bu karar Birleşmiş Milletler teşkilatında 193 ülkeden yüzü bizi destekledi, işgalcilere karşı oy verdi. 93 ülkeden çoğu çekimser kaldı ve 10 ülke işgalcileri destekledi, onların arasında Ermenistan, Kuzey Kore, Venezüella, Zanzibar gibi ufak tefek ülkeler yer aldı. Benim dikkatimi çeken en önemli nokta şudur: İslam İşbirliği Teşkilatına üye 55 ülkeden 22’si bu karara oy vererek bizi destekledi. Kalan ülkeler çekimser kaldılar ve Başar Esad’ın Suriye’si ve Sudan olmak üzere 2 ülke, diktatör ülkeler işgalcileri destekledi. Aslında İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesine gelmemizin esas amacı, bu meseleyi, bizim din kardeşlerimizin neden bu gibi konularda çekimser kaldığını öğrenmek istedik. Rusya’yı destekleyen diktatörleri anladım, çünkü onlar Moskova’nın elinden besleniyorlar, ama diğerleri neden çekimser kalıyor? İşgal altındaki insanlarımızı kaçırıp öldüren ülkeye çekimser kalmak, bu meseleyi anlamadım. Eğer dünyada İslam dayanışması varsa, o nerede? Böyle zor durumda kaldığımız zaman, Hristiyan ülkeleri, örneğin, Angela Merkel Putin’e "suçlusun  sen, defol Kırım’dan" diyor ama bizim kardeşlerimiz çekimser kalıyor. Söylemek istediğim, bu konuda yapılacak çok iş var. Biz 18 Mart’ta New York’ta Güvenlik Konseyi’nde yapılan toplantıdan sonra Samantha Power ile uzun uzun konuştuk. O da bu konuda kendi rahatsızlıklarını söyledi. Samantha Power dedi ki, Kasım ayında yeni BM Genel Kurulu’nun toplantısı olacak, orada Kırım ile ilgili bir kararın daha kabul edilme ihtimali var. Ama endişemiz var: Batı ülkelerinden eminiz ama İslam ülkeleri ve bağlı olmayan ülkeler nasıl oy verecekler. Eğer Kasım ayında yapılacak BM Genel Kurulu toplantısında ilgili karar 100 ülkenin oyundan az oy alacak olursa, bu bizim için büyük kayıp olacak. Yani orada alınacak kararın işgalcilere karşı daha keskin olması lazım ve bizi destekleyen ülkelerin daha çok olması lazım. Bu konuda belirli çalışmalarımızı devam etmemiz gerekli olacak.
 

Umut verici, sevinç verici olaylardan birisi, biliyorsunuz, 15 Mayıs’ta Stockholm’da bizim parlak yıldızımız Camala’mız Eurovision şarkı yarışmasında birinciliği kazandı. Tabii ki Stockholm’da yapılan sanat yarışmasıydı ama bunun siyasi anlamı çok büyük. Bütün dünya yarışmayı seyrediyordu ve orada esas tartışma Rusya ve Kırım Tatarları arasındaydı: kim kazanacak? İşgalci kazanacak mı yoksa Kırım Tatarları mı? Allah’a çok şükür bizimki kazandı. ABD’nin Kiev Büyükelçisi’nin söylediği gibi, biz diplomatlar 2,5 yıl içerisinde beceremediğimiz şeyleri Camala hanım 3 dakika içerisinde başardı. Yani Kırım Tatar sürgünü, soykırımını ve şimdiki durumumuzu, Camala veya Susana Camaladinova anlatmıştır. İşte bu, en büyük başarılarımızdan birisi oldu.
 

Ayrıca bu geçen zaman içerisinde, bildiğiniz gibi Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun Türkiye ziyareti gerçekleştirildi ve bu ziyarete hem Refat Çubarov hem ben de katılmıştım. Ciddi konuşmalar, iki ülke arasında işbirliği, birbirimize destek konusunda konuşmalar yapıldı ve inşallah orada söylenen şeyler gerçekleşecektir ve Türkiye daima bizimle beraber olacaktır. Ama bize biraz rahatsızlık veren bazı olaylar da oldu. Örneğin Moskova’ya kardeş, dost olunacağı ile ilgili mektup gönderilmesi. İşgal bitinceye kadar Rusya ile nasıl dostluk, nasıl kardeşlik olabilir bilmiyorum. Bu kardeşlik olacak ise biz onu nasıl kabul edeceğiz? Bunu biz anlayamadık. Ama inşallah her şey iyi olacak ve iyi neticelere ulaşacağımıza dair ümidimiz var.
 

Bizimle ilgili çok önemli olaylardan birisi de Varşova’da yapılan NATO zirvesi. Biz de oraya katılmıştık. Toplantıda esas olarak Cumhurbaşkanları ve Dışişleri Bakanları konuşma yaptı, Refat Çubarov ile birlikte biz uzmanlar konferansına iştirak ettik. Ama bizim toplantımıza cumhurbaşkanları da gelip konuşma yaptılar, görüşlerini bildirdiler, sorulan soruları yanıtladılar. Burada ümit verici nokta şu ki, konuşan insanların, konuşan cumhurbaşkanlarının büyük çoğunluğu Kırım konusunda kesinlikle Ukrayna’nın bütünlüğünün yanlısı olduğunu kaydetti, işgal bitinceye kadar hiçbir yaptırımın kaldırılmaması ile ilgili konuşmalar yaptı. İnşallah öyle olacaktır ve işgalciye karşı yaptırımlara katılan ülkelerin sayısı inşallah daha fazla olacaktır.
 

Ümit verici şeyler arasında şunu kaydetmek istiyorum ki, her şeyde bir hayır vardır. Türkiye’de 15 Temmuz’da meydana gelen olayları üzüntüyle karşıladık. Asla böyle şeyleri beklemiyorduk. Medeni ülke, demokratik ülkede birden bire askeri darbe girişimi. Türkiye’ye yakışmayan bir şey. Ama bunun da bir iyi neticesi oldu. Neticede tüm partiler birleştiler, kavgalar bitti, bütün halk sokağa çıktı, yani Türk halkı ne kadar medeni, ne kadar demokratik olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Elbette bu sevinç ve umut verici olaylardır ve kardeşimiz, akrabamız Türk halkını tebrik ederiz. İnşallah böyle davranışlar devam ederse, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği parlak olacaktır. Şunu da söylemek istiyorum ki, bizim için Türkiye’nin önemi çok büyük. Bir kere Türkiye Kırım’dan daha büyüktür. Biz Kırım’ı kaybedebiliriz ama Türkiye kuvvetli olursa, Türkiye daima yanımızda olursa Kırım’ı biz geri alabiliriz. Ama Allah göstermesin Türkiye’ye bir şey olacak olursa ümidimiz de kalmayacak. Bundan dolayı Türkiye’ye büyük başarılar diliyorum.
 

Üzüntülü olayların Kırım Tatarları için hayırlı tarafı şu ki, Cumhurbaşkanımız Petro Poroşenko, Ukrayna Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada, “İşgal bittikten sonra Kırım’da eskisi gibi olmayacak. Bundan sonra orada Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti olacak. Bunun için Anayasa Komisyonu’na Kırım Tatar halkının liderleri de katılacak ve gerekli değişiklikler yapılacak” diye kaydetti. İnşallah öyle olacaktır. 26 Haziran tarihinde kaydedilen Kırım Tatar Bayrak Günü’nde, Cumhurbaşkanı Twitter sayfasında bizim bayrak günümüz verilesiyle tebrik mesajının yanı sıra “Ukrayna tek ülke ama iki bayrak” açıklaması yaptı. Yani Ukrayna devleti, Kırım Tatar bayrağını, Kırım Tatar milletini bu toplumda ikinci bir bayrak olarak kabul etti. İnşallah geleceğimiz hayırlı olacaktır. İnşallah biz Kırım’ı bu işgalden kurtaracağız ama ne kadar hızlı kurtulacağımız tabii ki davranışlarımıza bağlı.
 

Türkiye’deki Kırım Tatar diasporası büyüktür, ona çok ümidimiz var. İşgale karşı, işgalcilere karşı Türkiye’nin siyaseti nasıl olacağı büyük derecede bizim diasporamızın davranışlarına da bağlıdır. Buradaki diasporamız ne kadar aktif olursa, o kadar çabuk özgürlüğümüze, vatanımıza kavuşuruz.

 

İnşallah önümüzdeki iki gün içerisinde gerçekleştireceğimiz DKTK Yönetim Kurulu toplantısı başarılı olacaktır ve davamıza önemli katkısı olacaktı. Sağolunuz.”

 

Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin Akmescit’te 9 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilen ilk toplantısına 13 ülkeden 420 delege katılmıştı. Toplantıda Refat Çubarov Dünya Kırım Tatar Kongresi başkanlığına seçilmişti.
 

Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin Türkiye’nin başkenti Ankara’da 1-2 Ağustos 2015 tarihinde düzenlenen 2. toplantısına 12 ülkeden 180 Kırım Tatar sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, hükümet çevrelerinin yetkili temsilcileri, medya temsilcileri katılmıştı. Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanlığına yine Refat Çubarov’un seçildiği toplantıda, Kırım Tatar özyönetim organlarına uluslararası alanda yardım göstermesi amacıyla “Dünya Kırım Tatar Kongresi” teşkilatının kurulmasına karar verilmişti. Bunun dışında toplantıda, Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu’nun 21 temsilcisi ve Denetim Kurulu seçilmişti.
 

Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu bugüne kadar Romanya’da ve Kiev, Herson bölgesinin Çongar kasabasında olmak üzere üç toplantı gerçekleştirdi. Ardından Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu, Vilnius’ta 11-13 Nisan tarihlerinde 4. kez toplandı. Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu’nun Eskişehir’de yaptığı toplantısı 31 Temmuz tarihine kadar devam edecek.

 

QHA

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü