Türk Dünyası Yardım Kampanyası

YOZLAŞMANIN ÇOK TEHLİKELİ BİR BOYUTU

05 Mayıs 2008
F. Onur SOYLU

Yaşadığımız problemler insanla ilgili. İnsan bugün tartıştığımız pek çok şeyin merkezinde. Biz farklı gerekçelerle başka sebepleri suçlu ilan etsek de insan boyutunu göz ardı edemeyiz. Etmemeliyiz. Bu gerekçelerde haklı olsak da insan boyutunu iyi tahlil etmeliyiz. İnsanı anlamaya ve çözmeye çalışmalıyız.

İnsan hakkında yığınla felsefi mütalaa vardır. Bunlara bakmak gerekir. Psikoloji bilimi de son yüzyıllarda çok mesafe almış ve insan ile ilgili çok sayıda bilgi ortaya koymuştur. Dinler ise doğrudan insana hitap etmiş ve tavsiyelerini dile getirmiştir. Biz kestirmeden gidelim ve Allah’ın nazarında son din olan İslam dininin bu konuda ne dediğini hatırlamaya çalışalım.

İslam inancına göre insan yaratılmışların en şereflisidir. Ama aynı insan davranışlarıyla hayvandan aşağı seviyeye inebilir. Burada ince bir çizgi vardır ve herkes için geçerlidir. İslam insanları kategorize etmez. Aksine tehlikeye işaret eder. Hiçbir şeyin peşinen garantisi yoktur. Bazı insanlar cennete, bazı insanlar cehenneme gidecek diye bir tasnif söz konusu değildir. İnsanın son nefesine kadar nereye gideceğinin mücadelesi sürer. Görüntü çoğu zaman aldatıcıdır. Burada görüntüden çok samimiyet ve ihlas önemlidir.

Kategorik yaklaşımlar insanı ‘koyunlar ve keçiler’ gibi birbirinden ayırmaya çalışır. Keçiler ağılına girenleri belli garantilerle kurtuluşa erenler diye ilan ederler. Diğer ağıllarda kalanları ise kurtulması mümkün olmayan zavallılar sınıfı olarak kabul ederler. Halbuki insan insandır ve içinde melekliğin üstünde bir yere yönelme eğilimi olduğu gibi hayvaniliğe özenen bir nefsaniyet barındırır. Patates dininden olanlar da bazen şaşırır ve beklenmedik davranışlar yapar. O zaman bunların davranışlarını izah etmeniz mümkün olmaz. Tek izah yolunuz düşmanların komplosu olur. Asıl komplo ise içinizdedir ve görmezden gelirsiniz.

İslam’ı bir din değil de kategorik bir ideoloji olarak kullanmaya başlarsanız en büyük yanlışa yol açarsınız. Müslüman bir toplumda “Biz Müslümanlar” diye başlayan bir konuşma kategoriktir. Diğer insanları dışlayıcıdır. Suçlayıcıdır. Tekfir edicidir. “Biz” diye ifade edilen grubu yücelticidir; kurtulmuş görmektir. Üstün kılıcıdır. Aynı ağıla girenlerin cennetlik oldukları kabulüyle gizli bir kibir yüklüdür. Gizli ama güçlü bir kibir. Kibir ise en büyük tehlikedir. Tehlikenin bir türlü farkına varamayan zavallı insanlar…

Burada yine İslam’ın evrensel mesajlarını hatırlamamız gerekir. En son ve en mükemmel din olan İslam ve onun Yüce Peygamberi kimseyi kategorize etmiyor, kimseye garanti vermiyor, kimseyi ümitsizliğe itmiyor. Her insanın iradesiyle iman edebileceğini, amelleriyle yücelebileceğini gösteriyor. Her an tehlikede olduğumuzun da uyarısını yapmayı ihmal etmiyor ve sürekli günahlardan tövbe etmeyi telkin ediyor. Aynı anda insanın iç dünyasında iki yönün mücadelesi ortaya konuyor. Ahlâklı olmak öğütleniyor. İslam’ın Yüce Peygamberi kendisinin güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini beyan ediyor.

İnsanlık tarihi hem felsefeler, hem de dinler yoluyla sürekli ahlâk mücadelesine sahne oluyor. Zaman zaman bu mücadelenin zayıfladığı ve ahlâkın ortadan kalkmaya başladığı dönemler görülüyor. Ahlâkın dışına çıkılması toplumun çürümesine, bozulmasına ve nihayet yozlaşmasına yol açıyor. Yozlaşmanın boyutu toplumun yapısıyla da çok yakından ilgili. Toplumda ahlâkı ve dindarlığı dilinden bırakmayan, hatta bunlardan nemalanan insanların zaafları bu boyutun tehlikesini gösteriyor. Halbuki kendilerini zaten sıradan günahkarlar olarak görseler, diğerlerinden üstünlük kibrine sahip olmasalar problem daha kolay çözülecek.

Son aylarda Türkiye’de yaşanan ve hepimizi üzen olaylar bu satırlarda üstü kapalı ima etmeye çalıştığımız çelişkileri hatırlattı. Konuyla ilgili yazacak çok şey var. Yazmaya değer mi bilinmez. Bilinen en çarpıcı gerçek ise Türkiye’de yozlaşma derecesinin artmış olmasıdır. Özellikle de kendisini tuz zannedenlerin kokmaya başlaması endişelerimizi artırmaktadır. Biz kendimizi zaten sıradan günahkar ve affedilmeyi bekleyen kullar olarak görüyoruz. Korktuğumuz kendilerini herkesin üstünde kurtuluşa ermişler sınıfı olarak sunan insanların verdikleri zarardır. Bunu sadece yaşı yetmişi geçmiş bir yazarın bazı çevrelerce zaten bilinen günahlarıyla ilgili söylemiyoruz, kendilerine büyük sıfatlar yükleyip altından kalkamayan bütün zevata söylüyoruz.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü