Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Fahri ATASOY

turkyurdu@turkyurdu.com.tr

Çanakkale Zaferi’nden Günümüze

Dünden Bugüne Bayramlar ve Bizim Bayramlarımız

08 Eylül 2010
Fahri ATASOY

Bir toplumda sosyolojik olarak devam eden bir takım törenler vardır. Bu törenlerin başında toplumun inanç sistemine uygun bayram gelenekleri gelir. Bayramlar her toplumun ortak değerlerini ve yaşantısını simgeler. Birlik ve beraberliği, barışma ve kaynaşmayı yansıtır. Farklılıkları, kırgınlıkları, uzaklıkları, zıtlıkları azaltır. İnsanları birbirine yakınlaştırır, muhabbeti artırır, gönül hoşluğu sağlar. Bayramların bayram olması bundandır. Herkes bu özelliğinden dolayı bayramlara gönülden katılır. Bir toplum olmanın idrakini ve hazzını elde eder.

Bayram yapmak her toplumda ve kültürde rastladığımız önemli bir gelenektir. Türk milletinin hayatında da bu geleneğin önemi büyüktür. İslam medeniyet dairesine girdikten sonra hayatımızın bir parçası haline gelen dini bayramlarımız hem İslam dünyasına mensubiyetimizi, hem de kutlama biçimi bakımından millet olma özelliğimizi gösterir. Kültür bir sistem olarak her toplumsal davranışı kendine özgü hale getirir. Türk kültüründe bayramlar da bu özellikten paylarını alırlar. Buna en iyi örnek dini bayramlarımızın bizde aldığı biçimdir. Bu anlamda Dünyada bütün Müslümanlar için bayram aynı zamanda milli özellik haline gelir. Bu milli özelliğin zamanın şartlarına göre yaşatılması hepimiz için elzem görünmektedir.

Bugün yoğun bir değişim anaforu içindeyiz. Tarihimizde belki ilk defa şiddetli bir kültürel etki içinde yaşıyoruz. Bu etki aynı zamanda kültürel baskı ve hegemonya şeklinde karşımıza çıkıyor. Kültürümüzün geleneksel biçimlerini ve değerlerini yok etmeye çalışıyor. Toplumsal hayatımızda çözülmeye yol açacak kırılmalara sebep oluyor. Bireyler toplum olma özelliklerini yitirmeye başlıyor. İçinde bulundukları topluma bağlayıcılıklarını kaybediyor ve yabancılaşma yaşanıyor. Birbirinden kopuk insanların birbirine yabancılaştığı bir insan topluluğunun, güçlü bir toplum olabilmesi ve bu topluma millet denebilmesi oldukça zorlaşıyor. Birçok toplumda gözlenen bu tehlike maalesef bizim toplumumuzda da görülen bir hastalık olarak karşımıza çıkmakta. Bayramlarımız için de tehdit oluşturmaktadır.

Çağdaş dünyanın getirdiği bazı zorunlulukların bizi kültürel olarak tehdit etmesi yeni bir durum değil. Sadece modernleşme ve küreselleşme ile birlikte derecesi ve hızı artmış durumda. Her kültür kendisini tehdit eden saldırılara karşı cevap geliştirme gücüne sahiptir. Bu cevap geliştirme içe kapanma şeklinde olursa dayanma imkanı azalır. İçe kapanma yerine yeni durumlara karşı kendi kültürel köklerine dayanarak yeni kültürel biçimler üretebilirse başa çıkması kolaylaşır. İşte düğüm buradadır. Türk kültürü de bu yeteneğe sahip güçlü kültürlerden birisidir. Bayramların bizim bayramlarımız şeklinde kutlanmaya devam etmesi buna en somut örnektir. Nerede o eski bayramlar duygusallığı yerine, bugünün güzel ve anlamlı bayramlarını ön plana çıkarabilirsek mücadeleyi başarmış sayılırız.

Yaş kuşaklarına göre bayramların hayatımızdaki yerini gözlemlediğimiz zaman nasıl bir süreçten ve mücadeleden geçtiğimizi anlayabiliriz. Köylerden kentlere doğru hızlanan göç sonrası büyük oranda kültürel erozyon yaşadık. Bundan bayramlarımız da nasibini aldı. Kentlere yerleşen büyük bir nüfus çocukluklarındaki bayramların özlemiyle yaşamaya başladı. Sonrasında kentlerde de bayramların günün şartlarına göre yaşanabileceğini keşfetti ve bayramlar yeni fırsatlara vesile olmaya başladı. Belki şimdi köylerde ve kasabalardaki ortak sofralarda yapılan bayramlar kalmadı ama bayramın anlamına yakışır yeni biçimler gelişti. Başta sıla ziyareti olmak üzere, çekirdek aile olarak apartman katlarına dağılan geniş ailenin üyeleri bayram vesilesiyle yine bir araya gelebiliyorlar. Çocuklar harçlık almanın ve harcamanın tadına varabiliyorlar. Gülen yüzlerin verdiği selamla ve bayramlaşma ifadeleriyle komşular yakınlık kurabiliyorlar. Şehir hayatında gönüllü faaliyetleri yürütmek üzere farklı kesimlerden ve memleketlerden gelen insanlar bayramlaşma törenleriyle birbiriyle kaynaşıyor. Artık şehirlerde de bayram havası en üst seviyede yaşanıyor.

Bizim kültürümüzü tehdit eden modernleşmenin teknoloji silahı artık tekrar bizim kültürümüzün canlanmasına yardımcı oluyor. Geçmişten beri farklı yörelerde yaşatılan gelenekleri televizyon programlarında gördükçe insanlarımız ilham alıyor. Görgülerimiz ve bilgilerimiz artıyor. Yok olma kaygısı taşıdığımız konularda zenginleşmeye başlıyoruz. Bir Ramazan boyunca seyrettiğimiz programlar gösterdi ki kültürümüz derin kökleriyle tazeliğini her daim sürdürmekte. Yeni filizler vermekte. Yeni unsurlar geliştirmekte. Belki önümüzdeki yıllarda bütün toplumu kuşatacak, dünyaya insani ve estetik mesaj verebilecek daha güçlü ve daha zengin kültürel gelişmeler yaşanacak. Bunun emarelerini de görmek mümkün. Bayrama bizim ihtiyacımız olduğu kadar rahmete susamış insanlığın da ihtiyacı olsa gerek. Bu ihtiyacı küresel gücü elinde bulunduran kapitalist güçler gideremeyeceğine göre, yeni bir medeniyetin öncülerine büyük görevler düşmektedir. Bu öncülere ise karamsarlık, kötümserlik, bezginlik yakışmayacaktır.

Bayramların törensel özellikleri yanı sıra anlamlar ve değerler dünyası da son derece önemlidir. Bayramlar toplumun manevi anlamda bir araya gelmesini sağlayan en büyük sosyal güçlerdir. Toplum içinde farklı unsurlar vardır. Bu farklı unsurların birbiriyle kavgaları ve çekişmeleri eksik olmaz. Geleneksel toplum yapısındaki köyler, aşiretler, cemaatler arasındaki çekişme yerine modern toplumda farklı kesimler rol almıştır. Yine çekişmeler ve kavgalar vardır. Çoğu, toplum için iyi niyetten ve düşünceden kaynaklanan çatışmaların sulh olacağı ve insanların sakinleşeceği yer bayramlardır. Bayramlar vesilesiyle insanlar bir an dururlar, anlayış gösterirler ve birbirlerini bağışlarlar. Yani barışırlar. Bayramlar insanlar arasındaki kavgaları sona erdirir ve toplumsal barışı sağlar. Sağlayamıyorsa zaten bayram olmaktan çıkmış demektir. Çünkü bayram ortak bir toplumsal değerdir. Ortak toplumsal değerlerini kaybeden toplumlar için tehlike büyüktür. Türk milleti bu tür tehlikeleri atlatacak tecrübe ve kudrete sahiptir. Bu özelliklerinden dolayı Türk milletinin genç kuşakları, insanlığa muhtaç olduğu insani ve estetik medeniyeti sunmak için hafıza tazelemeli ve gönüllerinde büyük ülküler beslemelidir.

Bayramlarımızı bayram tadında kutlayabileceğimiz nice bayramlara…

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü