Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Gazi KARABULUT

arabulut58@hotmail.com

Ülkücülere!

Yüreğim Kaldırmıyor Yaşananları

15 Ocak 2010
Gazi KARABULUT
Niğde Türk Ocakları Başkanı

Yorganın akrep döşeğin yılan olduğu demleri yaşıyorum. Yatamıyor ve yorgun ruhumun yorga at koşuları ile toynak topukluyorum.
Nereye bu yorgun at koşusu? Ruhumun derinliklerindeki sırlar ülkesine mi? Ya da adı konulmamış çile yumağına yeni ızdırap iplikleri sarmaya mı?
Her nereye olursa olsun biliyorum ki bu kantar bu yükü daha fazla tartamaz. Ya ötelerin ötesinde bir kuş uçuşu gerçekleşir yada gönül, sevdasına ulaşır. Günlerdir ruhumun kelepçelerine anahtar arıyorum. Öyle yorgunum ki, karla karışık kara toprağın serin bağrına alnımı dayasam belki bir nebze serinler yüreğimin ateşi…
Saat kavramını yitireli çok oldu. Bir gece yarısı daha tan yerine ulaşmak için çırpınıyor…
Ben nereye ulaşmak için çırpınıyorum acaba?
Takvimler yaşımın, Cahit Sıtkı’nın “yolun yarısı” dediği vakidi geçeli üç yıl olduğunu söylüyor. Ama zannediyorum ki bin yaşını aşalı bin yıl oldu. Ötelerin titrek lamba ışığındaki yansımalarını taşıyor bana bu asırlık zaman…
Hayaller ülkesinin hakikat penceresine baktığımda ise Bedir’den Çanakkale’ye köprü kuran meleklerin kanat seslerini duyuyorum. O ses, Türklüğün ahvaline ağıt yakıyor. İslam aleminin vurdumduymazlığına ah-ı efgan ediyor. Ve bir kudsi sedanın haykırışını taşıyor yiğit bir sesin bam telinden:
Eşin var, aşiyanın var baharın var ki beklerdin
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun bir semavi saltanat kurdun
Cihanın yurdu hep çiğnense çiğnenmez senin yurdun.
” diye…
Bütün bu hayal tünelinden kah coşku ile kah keder ile ayrılıp günümüzün penceresine baktığımda şaşkınlık içerisinde “Bu hal neyin nesi?” nidası ile nice ihanetlerin hakikatlere perde olduğuna şahit oluyorum.
Yüreğim kaldırmıyor yaşananları…
Ah! Ülkem! Milletim, ideallerim, kutlu sevdam.
Özlüyorum, gönüllerine kanat takıp öteleri kucaklayan yiğitleri… Gözlüyorum, gecelerin sabahla kucaklaştığı vakitlerde müjdeci meleklerin rahmet muştularını…
Ve hayal ediyorum, doğan güneşin ülkemi ısıttığı, yeşerttiği günleri…
Ve diliyorum Ondan hayırların en hayırlısını…

BU HAL NEYİN NESİ?
Yorganın akrep döşeğin yılan olduğu demleri yaşıyorum. Yatamıyor ve yorgun ruhumun yorga at koşuları ile toynak topukluyorum.
Nereye bu yorgun at koşusu? Ruhumun derinliklerindeki sırlar ülkesine mi? Ya da adı konulmamış çile yumağına yeni ızdırap iplikleri sarmaya mı?
Her nereye olursa olsun biliyorum ki bu kantar bu yükü daha fazla tartamaz. Ya ötelerin ötesinde bir kuş uçuşu gerçekleşir yada gönül, sevdasına ulaşır. Günlerdir ruhumun kelepçelerine anahtar arıyorum. Öyle yorgunum ki, karla karışık kara toprağın serin bağrına alnımı dayasam belki bir nebze serinler yüreğimin ateşi…
Saat kavramını yitireli çok oldu. Bir gece yarısı daha tan yerine ulaşmak için çırpınıyor…
Ben nereye ulaşmak için çırpınıyorum acaba?
 
Takvimler yaşımın, Cahit Sıtkı’nın “yolun yarısı” dediği vakidi geçeli üç yıl olduğunu söylüyor. Ama zannediyorum ki bin yaşını aşalı bin yıl oldu. Ötelerin titrek lamba ışığındaki yansımalarını taşıyor bana bu asırlık zaman…
Hayaller ülkesinin hakikat penceresine baktığımda ise Bedir’den Çanakkale’ye köprü kuran meleklerin kanat seslerini duyuyorum. O ses, Türklüğün ahvaline ağıt yakıyor. İslam aleminin vurdumduymazlığına ah-ı efgan ediyor. Ve bir kudsi sedanın haykırışını taşıyor yiğit bir sesin bam telinden:
            “Eşin var, aşiyanın var baharın var ki beklerdin
            Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
            O zümrüt tahta kondun bir semavi saltanat kurdun
Cihanın yurdu hep çiğnense çiğnenmez senin yurdun.”  diye…
 
Bütün bu hayal tünelinden kah coşku ile kah keder ile ayrılıp günümüzün penceresine baktığımda şaşkınlık içerisinde “Bu hal neyin nesi?” nidası ile nice ihanetlerin hakikatlere perde olduğuna şahit oluyorum. 
 
Yüreğim kaldırmıyor yaşananları….
 
Ah!  Ülkem! Milletim, ideallerim, kutlu sevdam.
Özlüyorum, gönüllerine kanat takıp öteleri kucaklayan yiğitleri…
Gözlüyorum, gecelerin sabahla kucaklaştığı vakitlerde müjdeci meleklerin rahmet muştularını…
Ve hayal ediyorum, doğan güneşin ülkemi ısıttığı, yeşerttiği günleri…
 
Ve  diliyorum Ondan  hayırların en hayırlısını….  

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü