Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Gazi KARABULUT

arabulut58@hotmail.com

Ülkücülere!

Dayatmalar ve Biz Olabilmek

18 Kasım 2009
Gazi KARABULUT

Bir milletin tarihi bağları ile arasına setler çekilmesi onu etkileşimlere açık hale getiriyor ve dalından düşen yaprağın kaderini rüzgarın tayin etmesi gibi rüzgara göre yön almaya başlıyor. Bu sebeple son bir- bir buçuk asırdır milletimiz üzerinde görülen dayatmalar biz olabilmemizi de engellemeye yönelik olmuştur.
Bir milleti mahvetmek için müstevlilerin uygulama sahasına sürdüğü “dinsiz millet, soysuz Müslüman” tezi 100, yılı aşkın bir süredir Anadolu topraklarında at koşturmaktadır. Koşunun jokeyliğini yapan Amerika ve İngiltere gerek Doğu ve Güney Doğu’ya gönderdiği papazlardan oluşan misyonerleri vasıtası ile gerek 1. Körfez krizinde ülkelerine götürdükleri on bin kişilik Kuzey Iraklı Kürt’ün 2. Körfez krizi ile yeniden buralara getirilmesi ile ülkemizi ve bölgemizi kaosa sürüklemeyi başarmışlardır.
Batı medeniyeti, kendisini çatışmalarla besleyen bir uygarlıktır. Bu sebebe binaen dünyevi iktidar ve güç adına her yolu meşru gören Avrupa uygarlığı, rasyonel bir anlayış ile kapitalizmin etkisi altında gelişmektedir.
Hakeza basın ve propaganda lobisini elinde tutan Avrupa kültürünün temsilcileri ülkemizde de inanılmaz bir furya ile yeni bir kültür oluşturmuş ve bizi biz yapan dil, din, kültür ve tarih gibi değerlerimizi yıpratarak mazi ati köprüsündeki birlik hamurumuzu ekşitmişlerdir.
Halbuki ülkelerin idealistlerinin olması, o ülkeler için büyük bir umut ışığıdır. Çünkü ülküsüz ülkelerde, oportünizm ülküye dönüşür ve insanlar eyyamperest olurlar.
Türk milleti tarih boyunca nice idealistler yetiştirmiş ve tarihin sayfalarına altın harflerle geçmişlerdir. Ancak cumhuriyet tarihinin son 60-70 yılında milli ülkülerimize resmi ideolojinin diş bilediğine şahit olmaktayız. Ve bunun sonucunda;
Milletimiz, namusu bildiği inançları yüzünden horlanmış, ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürülmeye çalışılmıştı.
Milletimiz tarihine küstürülmüş, Cemil Meriç’in ifadesi ile; “Kendi tarihine, kendi geçmişine küfrettirilmiş” mazi-ati köprüsü kurulamadığı için geçmişinden şüphe eden, geleceğine güven duyamayan bir topluluk oluşturulmuştur.
Milletimiz, midesinden esarete mahkum edilirken beyni idealsizliğe programlanmışlardır.
Milletimiz, yokluğun, yoksulluğun, yolsuzluğun, açlığın, çaresizliğin pençesine düşürülmüştür.
Milletimiz, sevgisizliğe, vatan, millet duygusundan uzak bir hayata adeta şuuru yok edilmiş bir mankurtluğa itilmiştir.
Alında, Asya medeniyeti ve Türk milleti sınıf çatışmalarını hiç tanımamış, rekabete değil paylaşmaya, hırsa değil itidale dayalı bir yapıda gelişmiştir. Ama tarihin son yüz elli yılı Avrupa ile tanışan Türk medeniyetinde de başkalaşmayı getirmiştir.
Yine vatan kavramı ile yüzleşildiğinde bütün kutsal değerleri yükleyen biz, vatandaşlık bağı ile sınırlı Batı anlayışı ile karşılaşmışız.
Nitekim, bizim kültürümüzde vatan, sadece bir coğrafya ile sınırlanmıyor; ortak tarihi hafızayı, ortak bir kaderi, ortak bir gelecek tasavvurunu ve ne kadar kutsal değer varsa bunların hülasasına tekabül ediyordu. Tıpkı Mehmet Akif Ersoy’un “Din-ü Devlet, Mülk-ü Millet” olarak ifade ettiği anlayışın içini dolduran bir vatan, millet ve din anlayışına sahip olan Türk kültürü, Batı ile tanışıp küresel cereyanların etkisine takılınca suni bir vatandaşlık bağı ile sınırlandırılmıştır.
1.Her ne kadar küreselleşme fırtınasının Dünya’yı sarıp sarmaladığı söylense de bu Yeni Dünya Düzeninin aktörlerinin, şu gerçekleri saklamaya çalıştığı bilinmelidir:
2.Amerika’nın öncülüğündeki ekonomik anlayış, neoliberal politikaların iflası ile çöküşe girmiştir.
3.Demokrasi ve insan hakları aldatmacası ile ortaya atılan ABD ve AB eksenli BOP’un Irak- İran -Afganistan üçlemindeki politikaları, Irak ayağına rağmen beklemedikleri bir direniş ile karşılaşmıştır.
4.Avrupa’nın ihraç edip Amerika’nın desteklediği çok kültürlülük ve etnik farklılık siyaseti bugün en büyük etkiyi ABD’de göstermiştir.
5.Nihayet ebedi olduğu öne sürülen Küreselleşme ve Amerika merkezli tek kutuplu dünya millileşme ve çok kutuplu bir dünyaya doğru kaymaktadır.
Türk milletinin bütün bu sıkıntıların bitmesi, kendini milletine adayan idealist dava adamları ile mümkün olacaktır. Eğer, “aç hürler, tok köleler” yerine sırtı pek, karnı tok beyni ve vicdanı hür bir topluluk; içte ve dışta devletler muvazenesindeki yerini almış bir ülkeye kavuşmak istiyorsak bunu milli ve manevi değerler ile ilmi anlayışı milletimizin hayatına hakim kılmamız vazgeçilmez bir öncelik olmalıdır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü