Türk Dünyası Yardım Kampanyası
Gazi KARABULUT

arabulut58@hotmail.com

Ülkücülere!

Etnik Irkçılar Malazgirt’i İyi Anlamalıdır

01 Eylül 2010
Gazi KARABULUT

Son zamanlarda envai çeşit açılımlarla karşılaşıyoruz. Hele en son yapılan açılım, birleştirmekten çok ayrıştırmaya yöneliktir. Her zaman belirttiğimiz gibi, açılım bölgesel olamaz. Ancak, milli ve manevi değerlerimizden taviz vermeden Büyük Türkiye anlayışı ile genel bir iyileştirmeden söz edilebilir. Özellikle Kürt Açılımı söylemi ile meseleyi değerlendirenler açık bir bölücülük yapmaktadırlar. Böyle bir anlayış içinde olanlar Malazgirt ruhundan bihaber olanlardır. Bu sebep dolayısı ile anlamayanlar için Malazgirt’in önemini bir kez daha hatırlatmak isteriz.
Prof. Dr. Erol Güngör’ün Tarihte Türkler adlı kitabında, oldukça enteresan, enteresan olduğu kadar da hakikat, şöyle bir tespit görürüz.

“Eğer Türk ve İslam tarihinin son 900 yıllık tarihini çizen tek bir insan göstermek mümkün olsaydı bu, hiç şüphesiz Alparslan olurdu.”

Hakikaten Türk-İslam tarihindeki en büyük Hıristiyan hücumunu yok ederek Türklere Anadolu’nun ve İslam-Ortadoğu’nun kapılarını açmış olması tarihin akışını değiştirmiştir. Alparslan Gazi’den sonra İslam Tarihi, Türk Tarihi’ne dönüşmüş; Türk Tarihi’de İslam Tarihi’ne dönüşmüştür.

1063 yılında Tuğrul Bey vefat edince Alparslan Bağdat’daki halifenin de destek ve onayı ile Büyük Selçuklu Devleti’nin başına geçti. Sarı Hoca’nın telkinlerinin de etkisi ile Anadolu’yu kutsal bir hedef haline getiren Alparslan, Afşin Bey komutasında Doğu Anadolu’ya ileri hareketler düzenleyerek, Bizans devleti’nin otoritesini sarstı. Tehlikeyi sezen Bizans İmparatorluğu Romeneos Digenes komutasında heybetli bir orduyla doğuya yöneldi. Doğu’nun ve Anadolu’nun kaderini belirleyecek bir savaşın kapıda olduğunu gören Alparslan, Bizans imparatoruna Sav Tigin’i gönderip barış istedi. İmparator, “barışı Rey’de görüşeceğiz. Ordum İsfehan’da kışlayacak, hayvanlarım Hamedan’da sulanacaktır.”, deyince Sav Tigin “Atlarınız elbette Hamedan’da kışlayacak ama sizin nerede kışlayacağınızı Allah bilir”, diye cevap verdi.

Büyük sultan savaş için mübarek Cuma gününü seçti. Gün doğarken bütün komutanlarını ve askerlerini duygulandırıp coşturan kısa bir konuşma yaptı. Sonra atından inip secdeye kapandı. Ellerini göğe doğru açarak şöyle dua etti:
“Yarabbi seni kendime vekil ediyorum. Azametin karşısında yüzümü toprağa sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey Tanrım! Niyetim halistir bana yardım et. Sözlerimde yalan varsa beni kahret.”
26 Ağustos 1071 Cuma günü güneşin Anadolu’ya doğduğu en güzel gün olarak tarihteki müstesna yerini alıyordu.
Sabahın ilk saatleriyle duyulmaya başlayan “Allah, Allah” nidalarının gönüldeki imana kattığı aşk ile Türk’ün savaşlarda uyguladığı hilal taktiği birleştiğinde 200 bini aşan Bizans ordusu ancak 50 bine ulaşan Türk ordusu karşısında akşam saatine kadar dayanabilmişti.

Malazgirt ovasında Büyük Sultan Alparslan’ın kazandığı zafer sadece Türk’ün tarihine değil, koca bir İslam dünyasına hatta bütün insanlık tarihine yeni bir dönem kazandırmıştır. Bu zafer Büyük Selçuklu Devleti’ni, İslam dünyasının lideri yaparken, Bizans zulmü altında inleyen Anadolu insanına da adaletin tecelli edeceği bir ışık olarak belirmiştir. Nitekim Büyük Selçuklu hakimiyeti, Ege ve Marmara kıyılarına kadar hiçbir direnişle karşılaşmadan yayılmış, bu yayılma sürecinde en büyük alakayı da buralarda yaşayan halktan görmüştür.
Büyük Selçuklu Devleti’nin, Anadolu’yu vatan yapan maddi direkleri Alparslan Gaziler, Melik Şahlar; Anadolu’yu o isimle devlet kurup Anadolu Selçuklu Devleti yapan Süleyman Şahlar ve onun beyleri ise; manevi kurucuları da Hoca Ahmet Yesevi’den feyiz alan ve İslam inancı ile Türk cihangirliğini aynı kapta yoğuran Mevlana Celaleddin, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Ahi Evran gibi İslam’ın ulu kişileri olduğu unutulmamalıdır.

Malazgirt Zaferi’nin Türklere Anadolu kapılarını açması kadar, Anadolu’nun Türk yurdu yapılıp Cihan Devleti’nin kurulmasına oradan da milli devletin neşv-ü nema bulmasına vesile olan ruhun temelinde “fi sebilillah” duygusunun gönüllere aşılayan Gazi Dervişler sayesinde gerçekleştiği akıllardan çıkarılmamalıdır.

Anadolu’nun Türklere vatan olmasını sağlayan Malazgirt Zaferi bir bütün olarak değerlendirdiğimiz Türk Tarihinde bir dönemecin de adıdır. Bazı tarihçiler, Türk tarihini incelerken “İslamiyet’ten önce” ve “İslamiyet’ten sonra” veya Orta Asya ve Anadolu Türk tarihi gibi bölümlere ayırmaktadır. Bize göre Türk tarihi; misyonu, kültürel özellikleri ve hedefleri açısından ele alındığında bir bütün olarak değerlendirilmelidir. İslamiyet’ten önce yeryüzünde huzuru temin etmek gayesi ile “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi” olan ideal, İslamiyet’in kabulü ile “Nizam-ı Alem için İ’lay-i Kelimetullah “ ülküsüne dönüşmüştür.

Bir gün bütün cihan hâkimiyetimiz altına girip “gök çadırımız güneş bayrağımız” olsa da çadırın direği hiç şüphesiz, Alparslan’ın emaneti, şühedanın gül bahçesi Anadolu olacaktır.

İşte Anadolu topraklarına güneşin en güzel doğduğu gün olan 26 Ağustos 1071, Türk’ün ebedi yurdunun tapulanmaya başladığı gündür.

Türk ve İslam dünyası o mübarek Cuma sabahı tekbirlerle hücuma kalkan, Büyük Sultan Alparslan’a ve ardındaki elli bin yiğide olan şükranlarını hiçbir zaman unutmayacaktır.”

Ayrıca içinde bulunduğumuz hafta Zafer Haftası’dır. Bu vesile ile zaferlerle dolu tarihimizin bu müstesna haftası belki de federasyon sevdalılarına verilen en güzel cevap olsa gerektir.

Gazi KARABULUT
NİĞDE TÜRK OCAKLARI BAŞKANI

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü