Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Şehadetinin 3. Yılında Hâlâ Üşüyoruz

26 Mart 2012

1. Helikopter 15.27'de düşüyor, iki dakika içinde durum polis ve jandarmaya bildiriliyor. Ama konu TİB'e neden 50 dakika sonra bildiriliyor?
2. Her yer aranıyor, enkazın bulunduğu alan önce 4 kilometreye, sonra 800 metreye indirilmesine rağmen neden aranmıyor?
3. 'Yaralı, hastaneye getiriliyor' gibi açıklamaları kim, neden çıkardı?
4.  Enkaz neden koruma altına alınmadı? Ve neden birileri enkazda adeta ameliyat yaptı?
5.  Radar kayıtları her yerde tam olarak bulunmasına rağmen neden net olarak açıklanmıyor? Radar kaydı konusu, helikopterin birtakım hava araçları tarafından düşürüldüğü şüphesi bakımından çok önemli.
Sorular… Sorular… Uzayıp giden sorular…Cevapsız kalan sorular…
Düşünebiliyor musunuz Keş Dağları'nda karlar hâlâ yerinde duruyor. Üç yıldır benim dağlarımda açan Peygamber Çiçekleri üşüyor…
Sorulan onlarca soru hâlâ cevapsız duruyor. “Adalet mülkün temeli” ise bu sorular  bitmeli… Sadece bu sorular mı? Benim Muhsin Başkanımın hayatının 7,5 yılını gaspedenler de hesap vermeli…5,5  yıl iki metrekare hücrede olmak üzere 7,5 yıl sen hürriyeti gasp edeceksin; sonra da özür bile dilemeden “Suçun yok, gidebilirsin” diyeceksin… Bunun bir bedeli olmalı…
Kocatepe Camii İmamı soruyor: “Muhsin Yazıcıoğlu'na hakkınızı helal ediniz” Asıl O'nun bize hakkını helal etmesini isterdik…

HAKKINI HELAL ET
Yavuz Bülent Bakiler'in “Muhsin Başkan” isimli kitabında yayımlanan bir hatıra: Muhsin Başkan anlatıyor: “12 Eylül'den sonra, Mamak Askeri Cezaevinde tutukluydum. Bize verilen emre göre onbaşılar dahil bütün subay ve astsubaylara “Komutanım!”diye hitap ediyorduk. Onlar da bize umumiyetle “Ulannn!” veya “Lannn!”diye sesleniyorlardı. Sebepsiz yere ellerimize, omuz başlarımıza, diz kapaklarımıza copla vuruyorlardı. Birgün, benden birkaç yaş küçük bir onbaşıya seslendim:
-Komutanım!
-Ne van ulannn!
-Kaç gündür annemden, kardeşimden mektup bekliyorum; gelmedi. Lütfen idâreye sorar mısınız? Bana mektup var mı acaba?
- Dün de sordun ya ulannn! Sana gelmemiş demedim mi?
-Komutanım, dün 24 saat geride kaldı. Bugün gelmiş olabilir, lütfen!
-Beni babanın uşağı mı sanıyorsun ulannn! Uzat sağ avcunu!
-Komutanım, dün de o copla sağ avcuma vurdunuz. Vallahi şahadet parmağımda şişme var daha! Sol avcuma vursanız olmaz mı?
-Olmaz ulannn! Burada da mı sağcılık solculuk mes'elesi var! Ben, hangi avcunu aç diyorsam onu açacaksın ulannn!
-Peki komutanım!
-Peki yok ulannn! “Emredersiniz komutanım” diyeceksin, anladın mı?
-Emredersiniz komutanım!
Aradan yıllar geçti. Ben, Mamak'tan beraat ederek çıktım ve milletvekili seçildim. Birgün Sivas’tan Ankara’ya giderken bindiğim otobüs Sorgun’da yemek molası verdi. Lokantaya girer girmek o onbaşıyı gördüm. Bir masada tak başına yemek yiyordu. Göbeklenmiş, saçları dökülmüştü; fakat yüzü aynı yüzdü! Yolcuları kendime siper edinerek gittim; bir masaya oturdum. Ama gözümün ucuyla da ona bakıyordum. Önünde bir kap yemek vardı. Garsonu çağırdım. Adamı göstererek dedim ki:
- Şu adamın masasına benden bir sütlaç götür!
Garson, sütlacı götürüp adamın masasına koydu. Adam: “Yemiyorum, kaldır götür!”diyerek itiraz etti. Garson dedi ki:
- Bu sütlacı, şu masada oturan adam sana ısmarladı!
Adam, masasından kalkıp önüme geldi. Yüzüme bakmaya başladı.
- Beni tanıdın mı komutanım!?dedim. Hani Mamak’ta bana çok iyiliğin dokunmuştu (!) Copunu nereye bıraktın copunu?
Adam beni tanıdı. Yüzü kıpkırmızı oldu. Elime uzandı:
-Ağabey, elini ayağını öpeyim! Hakkını helâl et. Bize demişlerdi ki: “Bunlar vatan haini! Bu vatan hainlerine göz açtırmayın! Burunlarından getirin bunların!” Biz de orada emir kuluyduk. Hakkını helâl et Ağabey!
-Hakkımı helâl etmeseydim sana sütlaç ısmarlar mıydım? Haydi git tatlını ye!dedim.
Ismarladığım tatlıyı yemeden lokantadan çıkıp gitti.”
Aramızdan ayrılışının 3. Yılında Şehit Başkanım Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum… Hasretle, rahmetle ve dualarla…

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü