Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Bir Provokasyon ve İtirafı

10 Kasım 2008
Hakan PAKSOY

Otuz yıldan beri Türkiye’de yapıla gelen provakosyon bugün nihayet itiraf edildi.

Dün (06 Kasım 08) Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök-kendisi aynı zamanda sosyologdur- akıllara ziyan bir soru soruyor ve bu soruya Türk milletinin cevabını kendince vererek yazının sonunu da “zavallı bizler” diye bitiriyordu. Yazarın ne kadar zavallı olduğu beni ilgilendirmemekle beraber Türk milletinin tarihin hiçbir döneminde zavallı olmadığını biliyorum ama konu bu değil.

Soru aynen Bir Türk için bir Kürt'ü cumhurbaşkanı seçmek, bir Amerikalı için siyah bir Amerikalıyı seçmekten daha mı zordur?" şeklinde.

ABD seçim sonuçlarını "Amerikan ihtilali" gibi değerlendirerek buradan hareketle "Bir Türk, açık açık 'Ben Kürdüm' diyen birini cumhurbaşkanı seçmek için oy verir mi?" diyerek yorumlarına devam etmekte “bu kadar olgun olmadığımız” sonuçları çıkarılarak sorunlarımızın sebepleri hakkında fikrini ortaya koymaktadır.

Bir gün sonraki yazıda ise “Amacım, ‘provoke etmekti’" diyerek bir nevi gelen tepkileri ölçtüğünü ima eden ifadeler yer almaktadır. Gelen tepkilerin soruyu karşılamadığını “Turgut Özal yarı Kürt’tü” diyerek ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu yazıda da basınımızın ve aydınımızın düştüğü acıklı durum ya da belirlenmiş bir amaca yönlendirme çabası vahim bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de hiç ama hiçbir kimse oy verdiği insanların bırakınız etnik kimliğini, kendisini tanımlayabileceği diğer kimliklerini sorgulayarak oy vermemiştir velev ki o kişi bu kimlikleriyle oy istemeye… O zaman da seçilmek istenen kişi genellikle hüsrana uğramıştır.

Bir insanın farklılığını öne çıkararak oy istemesi dünyanın neresinde olursa olsun mümkün değildir. Doğru da değildir. Akılcı da değildir. Böyle bir talep doğrudan doğruya seçilmek istediği makam eliyle başına geçmek istediği toplumu ayrıştırmayı da beraberinde getirir ki hangi aptallar topluluğu bunu yapar bunu bilen var mıdır? Ya da bu coğrafyada yaşayan insanlar için böyle olduklarına dair bir araştırma mı yapılmıştır? Yoksa Obama “ben zenciyim bana oy verin” diyerek mi kampanya yapmıştır da bu ülkede yazardan başka kimse bunu bilmemektedir?

Bu ülkede kuruluşundan bu yana; kimin ne kadar (yüzde kaç), anasından mıdır babasından mıdır ya da eş durumundan mıdır? Hangi etnisiteye ait olduğu sorulmamıştır. Bırakın geçici olarak kendisini idare edecek cumhurbaşkanını seçerken sorgulamayı, hayatını idare edecek, yuvasını paylaşacak, ruhunu yönetecek, yatağını hâsılı hayatını paylaşacak insanı seçerken böyle bir seçim kriteri yoktur.

Turgut Özal yarı Kürt’tü derken önce yapılan yanlışlığı düzeltme gayretiyle daha da vahim bir yanlışlığa düşülmektedir. Biz Türkler (!) Anadolu’da “don yıkıyorum derken küllüğe pislemek” diye farklı bir deyim kullanırız. Halkın dışında kalan sosyologların bunu anlaması biraz zordur ama duruma da tam uymaktadır.

Evet, Turgut Özal’ın tam bilmiyorum ama ya annesi ya da babası Kürt’tür, İsmet İnönü’nde öyle, yanlış bilmiyorsam Cemal Gürsel’inde… Kürt vekil ya da bakanların hiçbirinin isimlerini ve özellikle seçim bölgelerini burada yazmaya bile gerek görmüyorum.

Yazarın seçilmesinden hareket ederek bu iki yazıyı yazdığı ABD’nin yeni Başkanı Obama’nın annesi de bir beyaz değil mi?

Ayrıca bu yazılar ancak tarih bilmeyen, milletini tanımayan, Türk Devletini ve Türk milletini 1923’ten başlatan bir düşüncenin kalemi olabilir. Aksi takdirde Tunus valisinin sarayına köle olarak satılan, zekâsı ve çalışkanlığıyla dikkati çekince çok ciddi bir tahsil alması sağlanan, Avrupa başkentlerine eğitime gönderilen bir kişinin, Tunuslu Hayrettin Paşa’nın, II. Abdülhamit tarafından Der Saadet’e çağırılarak sadrazam yapan bir millet ve bu milletin hayata tarzına, duruşuna laf etmezdi.

O’nu fark ederek eğitim almasını sağlayan vali bir Türk valisi, O’nu sadrazam yapan hükümdar da Bir Türk hükümdarı idi. Ve bu sadrazamın oğlu ile evlenen prenses de bir Türk Hanım Sultanı idi…

Yine soruyorum yazar Türk milletinin zekâsı ile alay mı etmektedir? Yok yok alay etmiyor galiba çünkü sorunun cevabı ikinci yazının girişinde: “amacım, ‘provoke etmekti’. O yüzden soruyu çok direkt ve tahrik edici biçimde sordum”.

Yıllardan beri masum gibi gösterilerek yapılan her şeyin itirafıdır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü