Türk Dünyası Yardım Kampanyası

20 OCAK 1990: AZERBAYCAN TARİHİNDE KANLI AMA ŞEREFLİ BİR GÜN

20 Ocak 2009
Doç. Dr. Hanım HALİLOVA

20 Ocak 1990 Azerbaycan tarihinde kanlı, fakat şanlı bir gün olarak yazıldı. Sovyet ordusu 20 Ocak’ta Bakü’ye girdi. Dünyayı korku içinde yaşatan ve büyük Devletleri Atom Bombası ile tehdit eden Kızıl Sovyet Ordusu Azerbaycan halkı ile karşı karşıya kaldı. Azerbaycan halkı ülküsü uğruna kanını, özgürlüğü uğruna canını ortaya koydu. Dünyayı titreten bir Devlet, silahsız bir halkı dizi üstüne çöktürmek ve Azerbaycan Halkını köle olarak yaşatmaya mecbur etmek için tanklarını Bakû üzerine sürmeye karar verdi. Azerbaycan Halkı Sovyet Ordusunun ve tanklarının Bakû’ye girmesini engellemek için meydanlarda protesto gösterileri yaptı ve mücadeleler verdi. Özgürlük mücadelesi veren silahsız Azerbaycan Halkının üzerine Kızıl Ordu ateş yağdırdı birçok insanımız Rus tankları altında can verdi, şehit oldu. Sokaklar şehit kanı ile sulandı. Yaralılarımızı ve şehitlerimizi toplamamıza izin verilmedi. Yardım yapanlara ateş açıldı. Hastanelerin elektrikleri kesildi, yaralılar mum ışığında ameliyat edildi.

Rus ordusunun Bakû’ye girmesinin iki nedeni vardı. Birincisi, Sovyetler Birliği ve onun başında bulunan Komünist Rejimi dağılma sürecine girmişti. Yalan üzerine kurulan ve ekonomisi ile çökmeye doğru giden Sovyetler Birliği’nde Rus kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekmek ihtiyacı vardı. Bu nedenle önce Afganistan’a girdiler. Ancak, orada istediklerini elde edemediler. Arkasından bağımsızlık isteklerini dile getiren Baltık Cumhuriyetine gözdağı vermeyi amaçladılar. Ayrıca Azerbaycan halkının özgürlük mücadelesinin diğer Türk Halklarına sıçramasından korktular.

Rus tanklarının Azerbaycan’ı seçmesi ve Bakü’ye girmesinin ikinci nedeni ise günden güne halkın desteğini alarak güçlenen ve 70 yıllık komünizm propagandasına rağmen Azerbaycan’da milli şuuru yeniden canlandıran Halk Cephesini yok etmek isteğiydi. Zira Sovyetler Birliği Savunma Bakanı ve aynı zamanda 20 Ocak Operasyonunun organizatörü General Yazov’un ifadesine göre Rusların amacı Halk Cephesinin temelini çökertmekti. Ancak M.E. Resulzade’nin bize emanet ettiği üç renkli bayrağımızın altında Ahmet Cevad ve Üzeyir Hacıbeyli’nin yarattığı milli marşımızın verdiği iman gücüyle Azerbaycan Halk Cephesi’nin rehberliğinde şahlanan Azerbaycan Halkı bir taraftan Sovyet İmparatorluğuna karşı özgürlük mücadelesini vermiş, diğer taraftan da Ermeni saldırılarına karşı direnmiştir.

20 Ocak aynı zamanda Azerbaycan’ın diriliş ve kurtuluş günüdür. Bizim kızlarımız erkeklerle birlikte düşman tanklarının karşısından çekilmedi. Özgürlüklerini haykırdılar ve şehit oldular. 20 Ocak Emperyalizmin düşündüğü gibi olmadı. Azerbaycan’ın korkmaz evlatları toplara, tanklara karşı dayanarak tüm dünyaya gücünü gösterdi. Ruslar sokağa çıkma yasağı getirdi. Onların amacı insanları korkutup evden çıkmamasını sağlamak, liderlerimizi öldürüp eski günlere dönmekti. Bu nedenle 20 Ocak’ta ben ve Dilara Hanım 21 Ocak’ta Rus tanklarına karşı yürüyüş yapmaya karar verdik. 21 Ocak’ta, Rus tanklarının Bakü’ye girmesini protesto etmek için 5000 Azerbaycan Türk Kadını, Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyetinin rehberliği altında Rus Tanklarına karşı yürüyüş yaptı.

Bizim milli şairimiz Bahtiyar Vahabzade bana “kızım Rusların gözlerini kan tutmuş, sizleri öldürtecekler” diye yürüyüşümüzü engellemek istedi. Ben ise ona “aksakal, 20 Ocak Özgürlük uğruna akan şehit kanına bizim de kanımız karışır, gelecek nesle mücadelemiz bir örnek olur ve Azerbaycan Türk Kadınları olarak Rus Tanklarına karşı protesto yürüyüşünü yapacağız” dedim. Ancak yürüyüşten önce aldığımız haberlere göre, Rus Bölge komutanı göstericilere ateş açılması emrini vermişti. Hatta hastaneler acilen boşaltılmıştı. Bunu bilen Dilara Hanım (KGB onu araba kazasında öldürdü, onun ölümünden sonra ben başkan oldum) bana endişesini dile getirerek “Daha fazla şehit vermeyelim” dedi. Ben o zamanlar Dilara Hanımın Yardımcısı olarak bu yürüyüşü mutlaka gerçekleştirmemiz gerektiğini söyledim. Çünkü birincisi, Türk Kadınının cesaretini bir daha göstermeliydik. İkinci olarak, korku içinde evlerine kapanan halkımızda milli şuurumuzu uyandırmalıydık. Nihayetinde yürüyüşü gerçekleştirdik. Önde üç bayan yürüyorduk. Bile bile ölüme karşı yürüyorduk. Ruslara yaklaştığımızda bir Rus askeri göğsüme silahını dayadı. Ölümle yüz yüze geldim. O an herkesin kalbinden muhakkak bir düşünce geçiyordu. Ölürsem çocuklarımı, ailemi, nişanlımı bir daha göremeyeceğim gibi düşüncelerdi eminim. Ben de üç çocuk annesiydim ve çocuklarımı düşünebilirdim. Yalnız benim kalbimden binlerce insanımızın düşüncesi olan bir ses çıktı “Eyvah ölürsem Türkiye’yi görmeden öleceğim”. 5 bin kadın çıktığımız için Gobaçov bizim öldürülmemize izin vermedi. Evde saklanan insanlar kadınların Rus ordusuna karşı yürüyüş yaptıklarını duyduklarında, yaşlı, genç, kadın, erkek herkes içindeki korkuyu atıp sokaklara çıktı. Bizim yürüyüşümüz insanların yıllarca içinde sakladığı Sovyet korkusunu söküp attı.

22 Ocak günü şehitlerin toprağa verildiği gün, iki milyondan fazla insan şehitleri mezarlığa uğurlamak için sokaklara çıktı şehitlere gözyaşları akıttı. Yalnız bir şeyi unutmamak lazım, HALK ŞEHİT VEREREK MİLLET OLUR.

20 Ocak Emperyalizmin düşündüğü gibi olmadı. Azerbaycan halkı toplara, tanklara karşı dayanarak tüm dünyaya gücünü gösterdi. 20 Ocak tarihe, Sovyetler Birliği için facia olan, Azerbaycan halkı için ağır, ancak şerefli bir gün olarak yazıldı.

Dünyada tek millet olarak Azerbaycan halkı şehitler için 40 gün yas tutarak grevler yaptı. Azerbaycan halkı kendi iradesini SSCB’ ye kabul ettirdi. Bu olaylar Moskova ile yaşanamayacağını bir kez daha gösterdi. Onlar hiçbir zaman silahsız, yıllarca kalbi kinle dolmuş, evlatları şehit mertebesine çıkan bir halkla yüz yüze geleceklerini düşünmediler.

20 Ocak şehitleri kendi fedakârlıkları ile bizim mücadele yolumuzun önünü açtılar. Tarih aktıkça bizler bu günü daima hatırlayacağız. Tarihini unutan halk yeni facialara maruz kalır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü