Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Ermeniler ve Terörizm

07 Mayıs 2009
Hanım HALİLOVA

Bazı Devletler 20. asrın evvellerinde Ermenilere Türkler tarafından güya soykırım yapılmıştır demektedirler. Halbuki bütün dünyanın gözleri önünde 20. asrın sonunda Ermeniler tarafından Türklere terörler ve soykırım yapılmıştır ve yapılmaktadır.. 1973-1985’de 22 ülkenin 41 şehrinde Ermeni teröristleri 35 Türk Diplomatını şehit etmiş, 99’unu yaralamış ve sakat bırakmışlardır. 1985’te ermeni Kongresinde Türkiye’ye karşı mücadele siyasi olarak devam edecek, terör durdurulacak kararından sonra Ermeniler, Türkiye’de terörü durdurdular, terör ve soykırımın devamını Azerbaycan’da yaptılar. 1989 yılından beri Ermeniler Azerbaycan topraklarının % 20’sini işgal ettiler, 1.250.000 insanımızı kendi topraklarından kovup göçmen yaptılar.

Ermeniler 30.000 şehit, 95.000 yaralı ve sakat, 4875 rehine ve esir bıraktılar. 713 esir Dağlık Karabağ’da 225 esir Ermenistan’da bilinmektedir. 151 esirimiz ise işkence ile öldürülmüştür. 26 Şubat 1992 de ise Ermeni birlikleri ve orada yerleşmiş olan 336. Rus alayı gece Karabağ’ın Hocalı kentinde çocuk, yaşlı ve kadınları tanklarla ezip geçtiler.

Son istatistikî bilgilere göre nüfusu 3.000 olan Hocalı da 700 kişi öldürülmüş, 1250’si esir alınmış ve 1000 kişi yaralanmış ve sakat kalmıştır. 1992 yılı 25 Şubat’ı 26’ya bağlayan gece Azerbaycan tarihinde Ermenilerin Hocalı’da Azerbaycan Türklerine karşı yapılmış soykırım günü olarak gösterilmektedir. Ermeniler annelerin karşısında çocuklarının başlarını kesip, kadın ve yaşlıların diri diri derilerini yüzüp gözlerini çıkararak vahşicesine öldürmüşlerdir.

Yalnız Türkiye’nin dışında bütün dünya susar, insan hakları susar. Türkiye’de kardeşlerimiz Ermenilere karşı yürüyüşler, mitingler yapar. Ermenilerin saldırılarını kınar. Türkiye Devlet olarak Ermenistan’a protestolar gönderir ve nihayet 1993’te Ermenistan’la olan sınır kapılarını kapatır ve “işgal olunmuş topraklar Azerbaycan’a verilmedikçe kapılar açılmayacaktır” der. Türkiye’den Azerbaycan’a yapılmış bu hareket, Azerbaycan Türklerinin kalbinde Türkiye’ye karşı bir daha büyük bir sevgi uyandırdı. Yıllarca Azerbaycan halkından gizlenmiş bir gerçek vardır. Türkiye Azerbaycan Türklerine Azerbaycan Türkleri de Türkiye Türklerine bu desteği birkaç defa yapmıştı. Tuncay Öğünç, “Vilayeti Şarkiye Mültecileri 1915-1923” (2004) adlı kitabında verilen bilgilere göre, Azerbaycan Türklerinin önde gelen zengin ve aydınları tarafından yardıma muhtaç Müslümanlara destek olmak amacıyla 1905’te Bakü Cemiyet-i Hayriye-i İslamiyesi kuruldu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kars, Ardahan, Erzurum, Trabzon, Iğdır Van şubeleri açılmış sağlık merkezleri kurulmuştur. Ermeni çeteler tarafından faaliyetlerine engel olunmasına rağmen cemiyet Ruslar tarafından perişan edilen ailelere yardımcı olmuşlardır. Erzurum, Van, Erciş, Muş, Diyarbakır, Bayezid, Trabzon ve Erzincan çevresinde ihtiyaç sahiplerine bir miktar yiyecek ve giyecek yardımında bulunmuş, sahipsiz kalan yetim çocukları sokaklardan toplayarak Nahcivan, Bakü ve Tiflis’teki yetimhanelere yerleştirmiş ve bir çok aileye evlatlık vermişlerdir. Bu faaliyetlerle bir çok insanın ölümden kurtulmasını sağlayan cemiyet Bolşevik İhtilal’ inden sonra oluşan ortamda Ermeni saldırılarına karşı Türk halkını teşkilatlandırmak hususunda da çaba göstermiştir.

1918’de Azerbaycan’ın bir çok bölgelerinde Bakü, Gence, Semaha, Zengizur, Gökçay, Ağcagabul, Guba’da Ermeniler Bolşevik adı altında Azerbaycanlılara soykırım yapmışlardır. N. Narimanov (1918-1921) Bolşevik partisinin üyesi olmasına rağmen 1918 Mart hadiselerini kendi konuşmalarında Müslümanlara karşı soykırımlar yapıldığını söylemekte idi. 1919 Şubat ayında bu hadiselerin olduğuna dair şu sözleri söylemiştir. “Ermeni çeteler tarafından vahşice öldürülmüş olan Müslümanlar için nasıl vatandaş savaşı denilebilir. Kim diyebilir ki Ermeni çeteleri Bakü’de vatandaş mücadelesi vermektedirler? Beni bir Türk Bolşeviki olarak Ermenilerden yalnız Şaumyan kurtarabildi. Diyelim ki Bakü’de Mart hadiseleri vatandaş savaşı idi. Taşnak Amirov ve Stepa Lalayev’in bu hadiselerden sonra Şamahıda yaptıkları vahşi amellere ne ad verilir?” Ermeniler 1918’de Yahudilerin sık yaşadıkları Azerbaycan’ın Guba bölgesinde Azerbaycan Türklerinin yanı sıra yüzlerce Yahudi’yi de öldürmüşlerdir. Azerbaycan Devleti tarafından Guba Bölgesinde Ermenilerin Yahudilere yapılmış soykırım Anıtı dikilmiştir. Ayrıca İran’ın Azerbaycan Türklerinin sık yaşadıkları urmiya, Hoy bölgelerinde Ermeniler Azerbaycan Türklerine acımasız soykırımlar yapılmıştır, tekçe Salmas köyünde yaşayan 5 bin Türkü Ermeniler yakarak öldürmüşlerdir. Osmanlı Nuri Paşanın rehberliğindeTürk İslam Kafkas ordusu yardıma gelmemiş olsaydı, bazı ülkelerin desteğini alarak Ermeni Taşnakları İran’da yaşayan bütün Türkleri, Azerbaycan’da ise büyük bir kısmını katledeceklerdi. Taşnaksutyun Partisinin kurucularından birisi olan O.V. Kaçaznuninin (1927) düşüncelerine göre “Taşnakların Türklere ve Müslümanlara karşı yapılmış olan bilinçli hareketi idi. Bu yıllarca bir asrın dörtte biri gibi bir sürede ermeni halkının biriktirmiş olduğu bir psikolojidir. Bu psikoloji hayata geçmeliydi ve geçti.” Ermenilerin Türklere (Esasen Türkiye ve Azerbaycan Türklerine) karşı olan terörizminin temelinde Türkiye’den ve Azerbaycan’dan toprak talep etmeleri yatmaktadır. Terörizm; ulusal ve uluslararası terörizm olarak bilinmelidir. Devlet terörizmi ise terörü devletin kendisinin yapması demektir. Devlet terörü bütün terör çeşitleri arasında en korkutucusudur. Çünkü bu gibi terörde devletin bütün strüktürleri, öncelikle ordusu güç olarak kullanılmak suretiyle başka devletlerin bağımsızlığına karşı yönetilmektedir. Ermeni devlet terörü Azerbaycan’dan ve Türkiye’den toprak koparmak amacı ile, Azerbaycan ve Türkiye’deki sivil insanlara karşı gaddarca yaptığı terör, başka terör çeşitlerinden farklıdır. Ermeni terörizminin esas hedefi öncelikle metro, otobüsler, köprüler, uçak, helikopterler, havalimanları, diplomatik kurumlar ve insanların yoğun yaşamakta oldukları yerlerdir. Bu bağlantılar 1890’lı yılların sonunda “Taşnaksutyun” inkılabı partisinin yaratılmasına kadar uzanmaktadır. Ermeni ve Sovyet tarihçilerin araştırmaları arasında Lolaya’ nın makalesi önemlidir. Kontr inkılapçı “Taşnakutin”ve 1914-1918 yıllarındaki emperyalist savaşını konu alan bu makale 1936 yılında yazılmıştır. Bu yazıda “Taşnakutin, “Hınçak” ve başka Ermeni milliyetçi teşkilatlara objektif kıymet verilmiştir. Onların esas maksatları Azerbaycan ve Gürcistan topraklarına kurulmak, Nahçıvan, Karabağ, Ahalkaalaki, Borçalı ve bu bölgelerin işgali esasında “Bağımsız Ermenistan”ı ve Türkiye’ nin Doğu Anadolu Bölgesi’ nden toprakları koparıp “Büyük Ermenistan” ın kurulmasını gerçekleştirmektir. Taşnaklar hayallerinde gece gündüz hiçbir zaman olmayan “Büyük Ermenistan” ın kurulmasını istiyorlar. Diğer grup ise Balkan ve Almanya’da bulunuyor ve Almanya’ya bağlı idiler. 1942’de Ermeni taşnakların Yahudilere karşı yapılmış ilk terörü Münihde Olimpiyat oyunlarında iştirak eden İsrail atletlerin öldürülmesi ile bilinmektedir. 1942’ de Ermeniler Almanya’ da Ermeni Taşnak Taburunu” kurarak binlerce Yahudiyi acımasızca öldürmüşlerdir. Almanya’ya bağlı olan grup İkinci Dünya Savaşında Sovyetler Birliği’nin Almanlar tarafından yenilgiye uğramasını beklemekteydiler ve Ermeniler Azerbaycan ve Gürcistan’dan yeni toprak elde edip “büyük Ermenistan’ın” bir hissesini kurmalı idiler. Sovyet Bloğunda yüksek makamlarda bulunan ermenilerin desteği ile 1944’de Gürcistan’ın Ahakalaki bölgesinde yaşayan bütün Ahıska Türklerini hayvan trenlerinde Kazakistan’ın çöllerine sürgüne gönderdiler. Ahıska Türkerlinin yaşadıkları bölgeye Ermeniler yerleştirildi. Almanlar Sovyetlere karşı galip olamayınca dışarıda yaşayan Ermenilerin Ermenistan’a yerleştirilmesine başlanır. Rus araştırmacı Şavrov (1990)’ a göre “yalnız 1826-1828 yılları arasında Kafkas’ a 40 000 İran ve 84 000 Türkiye Ermenisi göç etmiştir. Kafkas’ ta yaşamakta olan 1 300 000 Ermeniden 1 000 000’ u yerli ahali değildir. Onlar bizim tarafımızdan buralara göç ettirilmişlerdir.”1946’da Suriye, Yunanistan, İran, Bulgaristan ve Romanya’dan 59 bin 900, 1947’de ise Filistin, Suriye, Fransa, Yunanistan, Mısır, Irak ve Lübnan’dan 35 bin 400 ermeni göç edip Ermenistan ve Dağlık Karabağ’ a yerleştirildi. 1947, 1948 ve 1950’de Ermeniler 100 bin Azerbaycanlı Ermenistan’dan Azerbaycan’a sürgün edilir. Burada şu soruyu sormak gerekmektedir “Türkiye Ermenilere karşı bir soykırım uygulamış ise bu kadar Ermeni nereden çıkmıştır?” Nitekim 1973’de Ermenilerin muhacerette olan Kilise ve Din Adamları, dağınık bir merkezden idare olunan Ermeni kuruluşları bir araya getirip bütünleşme ve tek merkezden idare olmak ismi altında teşkilat yaratıp, onun başına geçtiler. Almanların Sovyetler Birliğini işgal etmediğini gören Ermeniler bütün terör saldırılarını Türkiye’ye karşı yönelttiler. Bu nedenle 70’li yılların ortalarında taşnaklar birkaç terör teşkilatı kurdular. Bunların arasında ASALA en aktif terör teşkilatı idi. ASALA terör örgütünün kurucusu Akop Akopyan başkanlığında ilk terör faaliyetini ABD; Avrupa, Orta Doğu ve diğer ülkelerde Türkiye’nin büyükelçiliklerine ve önemli müesseselerine terörist saldırılar yapmakta idi. ASALA terörist örgütünün dışında “MAG2, “Ermeni Birlikleri” “Ermeni Kurtuluş Cephesi”, “6. Ermeni Ordusu Örgütü”, “3 ekim ermeni Milli Hareketi Örgütü” “Gizli Ermeni Ordusu Örgütü” “Yeni Ermeni Direniş Örgütü” vs. örgütlerde saldırmakta idi. Asıl amaçları Türkiye’yi korkutup toprak koparmak idi.

Bir taraftan ermeni terör örgütleri Türklere karşı terör yapmakta, diğer taraftan ise örgütler bir araya gelerek kongreler yapmaktaydılar. 16 siyesi teşkilat başta ASALA terör örgütü ve Karabağ Yardım Cemiyeti bir araya gelerek 3-6 Eylül 1979’da Paris’te Birinci Dünya Ermeni Örgütleri Kongresini yaptılar. Bu kongrede Türkiye’ye karşı terörle de olsa mücadele verip toprak isteğine devam etme kararı alındı, Sovyet Ermenistan’ında ermeni davasına destek vermek ve bütün dünyada panermenizm hareketini hızlandırmak için, 1982’nin sonbaharında Suriye’ nin Halep kentinde Sovyet Ermenistan’ın temsilcileri ile dışarıdaki örgütler bir araya gelerek “İkinci Dünya Ermeni Örgütleri Kongresi”ni yaptılar. Yine 1983 yılında Lozan Kongresi yapılır. Orada “ Ermeni Anayasası” taslağının hazırlanması kararı alınır. Bu kongreye 1979 ve 1982’de yapılmış olan kongrelerin alınmış kararları sunulur. Toplantıda “Karabağ Yardım Cemiyeti” tarafından Karabağ’ın Ermenistan’a verilmesi gündeme getirilir.

Ermenilere yakınlıkları ile bilinen Mikail Gorbaçov’ un 11 Mart 1985’de Sovyetler Birliği iktidarına gelmesiyle Ermenilerin bazı durumları değişir. Bu nedenle hemen 13 Temmuz 1985 de Sevr’de “Üçüncü Dünya Ermeni Örgütleri Kongresi” yapılır. Ermenilerin Türkiye’ye karşı olan terör faaliyetleri durdurulacak ve mücadele siyasi alanda devam edecek kararı alınır. Rusların Ermenilere destek oldukları için Ruslara teşekkür etmek, Ermeni Milli Konseyi kurmak ve parlamento yetkisi ile Azerbaycan’da Ermenilerin yaşadıkları bölgeleri Ermenistan’a bağlanmasını sağlamak kararı alınır.

1987’de Moskova’da ilk defa Ermeni Mezarlığında papazlar tarafından “Karabağ bizimdir, topraklarımızı geri istiyoruz” diyerek bütün dünyaya resmen yayılmaya başlamışlardır. Erevan’da ise P. Ayrekyan tarafından “Karabağ Komitesi” kuruluyor, diğer taraftan Ermenilerin önde gelen liderlerinden Agabekyan “Dağlık Karabağ’ın ekonomik yönden Azerbaycan’a değil Ermenistan’a yakın olduğunu” açıklıyor. Ermeni yazarları Silva Kaputikyan ve Zori Balayan Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanması talebini Gorbaçov’a sunmaktaydılar. Sonuçta, 1988’de Karabağ çatışması başlamış ve terör eylemleri Azerbaycan için olağan bir hadise haline gelmişti. 1989-1994’de yoğunlukla Ermenistan’ın Eçmiadzin bölgesinde kamp kuran ASALA terör örgütlerinin de içinde bulunduğu küçük gruplar Dağlık Karabağ’da 32 terör eylemi ve kundakçılık olayı gerçekleştirmiş, 2 helikopter ve 2 uçak vurmuşlardır.

Azerbaycan’a karşı işgalci politikasını sürdüren Ermeniler “Karabağ Ermenilerinin kendi mügadiriyatları için mücadele” ismi altında teşkilat faaliyet göstermekte idi. Sovyetlerin dağılması ile Erevan’a “ASALA”, “MAG”, “Ermeni Birlikleri, “Ermeni Kurtuluş Cephesi” vs. terörist teşkilatlarının önde gelenleri yerleşmekteydi. Ermenistan’da bu teröristlere bütün imkanlar yaratılır, para, sahte kimlikler, silah, araba. Bu teröristler terör aktlarını Azerbaycan topraklarında ilk faaliyetleri ise Ermenistan’da yaşamakta olan Azerbaycanlıları öldürmek ve Ermenistan’dan kovmaktı (1200 kişi öldürülmüş ve 250 bin kişi kovulmuştur). 1983’de Fransa’nın havalimanı patladığı için tutuklanan Suriye Doğumlu Ermeni kökenli ASALA üyesi Variyan Karapetyan ve yine de ABD vatandaşı ASALA üyesi olan Monte Melikonyan 1990’da Ermenistan’a geldikleri zaman hemen Dağlık Karabağ’a gönderildiler. Bir başka tanınmış terörist ASALA üyesi olan, 1981’de Paris’te Türkiye Büyükelçiliğinin ele geçirilmesinde rolü olan Vazgen Sislyan 1992’de Erevan’dan Karabağ’ın Han kentine gönderilir.

“Caucasus, War Peace The New Wolrd Disorder&Caucasion” (Haarlem, SOTA, 1998, M. Tutuncu) kitabında Karabağ hakkında Kaliforniya’nın Evroasya merkezi başkanı Alan Fogelkvist bir sır açmaktaydı. Onun açıklamalarına göre Karabağ Konfliktin etapları, Ermenistan’dan Azerbaycanlıların kovulması, Dağlık Karabağ’da Karabağ’lı olmayan Ermenilerin rolü, Sumgayıt hadiseleri, 1990 20 Ocak. Ayrıca bu kitapta Hollandalı yazar Garlz Van Dyor ermeni terörizmi hakkında açıklamalarda bulunmuştu. Onun yazdıklarına göre Robert Koceryan’ın politik kariyerinde Karabağ Konflikti ve ASALA terör örgütü mühim rol oynamıştı. Garlz Van Dyor Ley’in yazdıklarına göre Libya’dan Karabağ’a yerleşmiş olan ASALA teröristleri Devidyan ve Melkonyan, R. Kocaryan’ın talimatı ile “Çöl Komutanları” vazifelerinde bulunmuşlardı. Bu teröristler Hocalı, Şuşa, Laçinda Azerbaycanlılara yapılmış olan soykırımdan sorumludurlar. Ermeniler bir taraftan Azerbaycan topraklarına saldırır, soykırım yapar, öbür taraftan ise Türkiye ile Siyasi mücadele vererek toprak istemindedirler. Ermenistan parlamentosu 23 Ağustos 1990’da “Ermenistan Cumhuriyeti” Osmanlı Türkiye’si ve batı Ermenistan’da gerçekleştirilen soykırımın uluslararası kabul görmesi çabasını destekler. Sözde soykırımın tanınmasını hedefleyen girişimler Rusya, Hollanda, Kanada, Yunanistan, Lübnan, Fransa ve Belçika’da ve birçok ülkelerde güçlenmiş ve o ülkelerde soykırım anıtları dikilmiştir. Ermenilerin esas amacı Türkiye’den önce büyük ölçüde tazminat almak, sonuçta ise Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının iadesini sağlayarak “Büyük Ermenistan”ı kurmaktır.

Biz Türkler bize yapılmış olan haksızlıkları çabuk unutur veya unutmaya çalışırız. Herkese, düşmana bile barış elimizi uzatıp saygı ile yaklaşırız. Ders kitaplarında bizlere yapılmış olan vahşilikler hakkında bilgi verilmiyor, tarihimizden ve hafızalarımızdan bunlar yavaş yavaş unutulup silinmektedir. Genç neslin bu konularda bilgisi az ve bir zaman geçtikten sonra saldıran düşman bir daha kafasını kaldırıp senden toprak ister ve seni soykırım yapmakla suçlar.

Türkiye’nin Ermenistan’la sınır kapılarının açılması konusu birkaç yıldır gündeme gelmektedir. Özellikle Avrupa Parlamentosunda “Ostlander Projesi”nin kabul edilmesinden sonra Hollandalı parlamenter Hari Ostlander’in hazırladığı projeden sonra, paralel olarak özellikle son günlerde Amerika’da da bu mesele ile baskılar artmaktadır.

Biz umarız, Türkiye bu zorlukları da aşar. Ermenilerle sınır kapılarını açmaz. Şu anda kapıların açılması yalnız Azerbaycan’a değil Türkiye’ye de çok zarar verebilir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü