Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Kapıları Açmak Uğruna Kapılar Kapatılmamalı

07 Eylül 2009
Hanım HALİLOVA

Doç.Dr. Hanım HALİLOVA
Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti Başkanı
Merhum E.Elçibey ve A. Türkeş’in danışmanı

1993 yılının nisan ayında Ermenilerin Azerbaycan toprağını, Kelbeceri, işgal edince Türkiye Cumhuriyeti Ermenileri protesto ederek sınır kapılarını kapattı. Ve Ermenilerin Azerbaycan topraklarını sona ermeden kapılar açılmayacağını beyan etti. Ermenistan’la sınır kapıları 16 yıldır kapalıdır. 16 yıl içinde Batı ülkelerinden kapıların açılması için Türkiye’ye baskılar geldi. Hatta AB’ne üye olmak için Türkiye’ye konulan şartlardan birisi de Ermenistan’la kapıların açılması idi. Bu baskılara rağmen Türkiye kapıları açmadı. Anavatan Partisi iktidarda iken kapıların açılması için Avrupa’dan onlara büyük baskı vardı. Ben o zaman Devlet Bakanı Ahat Andican’la görüştüm ve kapıların açılması iki devlete çok zarar getirebileceğini söyledim. O bana mutlaka Başbakan Mesut Yılmaz’la görüşmemde fayda olduğunu söyledi. Çünkü kapıların açılması ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtti. Ben Başbakan Mesut Yılmaz ile görüştüğümde bana Ermenistan’la sınır olan bölgelerin (Iğdır, Kars) ekonomik durumlarının iyi olmadığını kapıların açılması ile bölge canlandırılabildiğini ve ekonominin düzelebileceğini söyledi. Ben Başbakan Sayın Mesut Yılmaz’a kendi düşüncemi anlattım, yani Ermenistan’ın yer altı ve yerüstü zenginlikleri olmadığını, ekonomisinin çok düşük olduğunu, orada yaşayan insanların perişan halde çok fakir olduğunu, sınır kapıları açılınca ticari gücü olmayan Ermenistan’ın Iğdır ve çevresindeki bölgelere hiçbir ekonomik destek veremeyeceğini, tersine kapılar açılırsa oradaki aç, işsiz, perişan durumda bulunan insanların Türkiye’ye akın akın koşacaklarını, o bölgenin ekonomisi daha da kötü duruma gelir ve en önemlisi Azerbaycan halkının sevgisini kaybedebileceklerini söyledim. Ekonomi zaman zaman kötüleşebilir ve düzelebilir, yalnız Azerbaycan halkının kırılmış kalpleri hiçbir zaman düzelmez. Mesut Yılmaz Bey beni dikkatle dinledikten sonra kapıların açılmayacağını söyledi. Ben başbakan ile konuştuklarımı Azerbaycan’da açıklamadım. Neden? Çünkü Azerbaycan halkı bu konuda çok hassastır. Onlar duymasın ki Türkiye Ermenistan’la sınır kapılarını açılmasını düşünür. Yıllar geçti şimdi görüştüklerimi açıklıyorum. Çünkü Azerbaycan halkı kapıların açılması olayını bilmektedir ve perişan durumdadır. Azerbaycan’da Rusya’ya yakın olan kişiler ise “Bu da sizin Türkiye’niz” diyor. Neden sınır kapıların açılması Azerbaycan halkını böyle fazla üzmektedir? Çünkü yıllarca Azerbaycan halkının Türkiye’ye, Türk milletine karşı büyük sevgi ve saygısı vardır. İki gün önce HaberTürk TV’de milliyet gazetesinin yazarı Koni Beyefendinin konuşmasını dinledim. Onun konuşmasına Ermenistan’la mutlaka ilişkilerin kurulması, kapıların açılmasının gerektiğini söyledi. Karabağ konusunun Azerbaycan ve Ermenistan arasında olan bir mesele olduğunu, iki ülkenin kendilerinin bu konuyu çözmesi gerektiğini söyledi. Bu sözleri duyunca çok üzüldüm. Sayın yazar umarım Çanakkale’yi ziyaret etmiştir, herhalde orada Türkiye için savaşan ve şehit düşen 1200 Azerbaycan gencinin mezarını görmemiştir. Azerbaycan kadınlarının bileziklerini, küpelerini, evlerinde biriktirdikleri altınları, Kurtuluş Savaşına destek vermek için Türkiye’ye gönderdikleri bilinmektedir. Sayın Yazarın bilmediği bir önemli meselede vardır 1918’de Azerbaycan’ı Ermeni çetelerinden, onlara destek veren Rus ve İngilizlerden kurtarmak için Nuri Paşanın rehberliğinde Azerbaycan toprakları için savaşan ve şehit düzen askerlerin mezarlıklarını görmemiştir. Bu mezarlıklar Görçay Şemahı, Bakü’de vardır. Sovyetler zamanı Azerbaycan halkı gizlice bu mezarları korudu, türbe gibi karşılarında diz çöktü, dua etti. Sovyet Bloğu çöktükten sonra o mezarlıklarda Türk askerine anıtlar yapıldı. Türk Kafkas İslam Ordusu Azerbaycan’a girdiğinde halk tarafından yüzlerce kurbanlar kesildi. Azerbaycan şairi Ahmet Cevat bu ordunun anısına “Selam Türkün Bayrağına” şiirini yazdır. Üzeir Hacıbeyli bu sözlere müziği besteledi. Bu bir dua gibi idi “Allah’ım çok sağol, bizi kurtarmak için vefalı Türkü bize yine gönderdin”. Ahmet Cevad, 1937’de Komünistler tarafından Pan Turanist, Pan Türkçü ismi altında kurşuna dizilerek öldürüldü. 1914’de Van, Erzurum, Iğdır bölgeleri Ruslar tarafından işgal edilince, Ermeniler orada yaşayan insanlara işkence ettiler, katliamlar yapıldı. Ermenilerin Türklere yapmış olduğu katliamlarda mağdur duruma düşen insanlara destek vermek amacıyla 1905’te Azerbaycan’da imkanları olan kişiler tarafından “Bakü Cemiyet-i Hayriy-i İslamiyesi” Cemiyeti kuruldu. Ve o kişiler Azerbaycan’dan Van ve çevresinde olan bölgelerdeki insanlara maddi destek vermekte idiler. Bir yaşanmış olayı, yani benim merhum annemin yaşadıklarından birkaç cümle ile anlatacağım. Benim annem Türkiye’nin Van ili Erciş bölgesinden idi. Ermeniler ilk benim dedem Mustafa Çavuşoğlu’nu öldürdüler. O bölge halkının dedeme büyük saygısı olduğu için ona Mustafa Efendi olarak müracaat ediyorlardı. Ermeniler dedemi öldürdükten sonra, bütün erkekleri de katlettiler. Kadın ve çocukları da camiye sokup yakmak istediklerinde, Ruslar izin vermedi. Kadın ve çocukları Iğdır’a gönderdiler. Iğdır’da sahipsiz, yetim kalan çocukları “Bakü Cemiyet-i Hayriy-i İslamiyesi” Cemiyeti Nahçıvan ve Bakü’ye götürdü. Orada bu çocukları yetimhanelere yerleştirmek istediklerinde Azerbaycan Halkı Türk evlatları bizim evlatlarımızdır, yetimhanelere, yani çocuk yurtlarına verilmez. Azerbaycan Türkleri Türkiye’den getirilen çocuklara, benim anneme de sahip çıktı, evlatlığa verildi. 70 yıl Sovyet Bloğu Azerbaycan halkının dilini, dinini, milli kimliğini yasakladı, ezan sesini susturdu. Rusların bütün baskılarına rağmen Azerbaycan halkı dilini, dinini, milli kimliğini korudu. Oradaki insanlarımıza Türkiye’miz manevi destek verdi. Kıbrıs’a Türk ordusu indiğinde, bizler birbirimize sarılıp, ağlayarak “Türk Ordusu kardeşlerini kurtardı, zaman gelecek bizleri de kurtaracak” diye ümitle yaşadık. Bu ümit Sovyet Bloğuna karşı mücadelemizde bizlere güç vermekte idi. İnsanlarımızın kalbinde yıllarca yaşayan bu sevgiyi görmemekten gelmek olmaz. Bu konu çok ciddi ve kalpleri kırabilecek bir konudur. Bu nedenle çok dikkatli olmamız gerekir. İster Türkiye’de isterse de Azerbaycan’da her kelimeye çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Son zamanlarda kapıların açılması TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan’a maça gitmesi ile gündeme geldi. Sayın Cumhurbaşkanı Ermenistan’a gittiğinde Dışişleri Bakanı ve 20 milletvekili de gitmeli idi. Milletvekilleri Alican Sınır Kapılarından Ermenistan’a geçmeli idiler. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan parti grubunu topladı ve milletvekillerinin gitmesine izin vermedi. Cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanı uçakla Ermenistan’a gittiler. Sayın Başbakanın milletvekillerine Ermenistan’a gitme izni vermeyince, bu hareketle sınır kapıların açılmasının karşısına geçti. Milletvekillerinin karayolu ile Alican Sınır Kapısından Ermenistan’a gitmeleri sınır kapılarının açılması anlamına gelir. Bu olaylardan sonra Azerbaycan Halkı’nın gönlünü almak için Sayın Başbakan Azerbaycan’a gidiyor ve 13 Mayıs 2009’da Parlamentoda çok önemli açıklamada bulunuyor “Karabağ sorunu çözülmeden sınırlar açılmaz” sözleri ile Bakü’ye güvence veriyor. Ve oradaki insanların sevgisi kazanmış oluyor. Bu sözlerin ardından bugünkü şartlarda o sınırın açılması doğru olmaz. Türk ve İslam Dünyasının Lider Devletinin Başbakanı, bu sözleri söyledikten sonra, bu güvenceyi verdikten sonra sınır kapılarının açılmayacağını umuyorum.

Türkiye’nin Ermenistan’la yapmakta olduğu işbirliğinde Türkiye hiçbir şart koymamaktadır. Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın hatta Türkiye’ye maça gelmek için şart koymaktadır. “Kapılar açılırsa Türkiye’ye gelirim” Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ermenistan’a şartlarla değil saygıyla gitmişti. Ayrıca nüfusu 3 milyon bile olmayan, Azerbaycan topraklarını işgal altında tutan, yıllarca sözde soykırım diyerek haykıran, Anayasasında Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın topraklarını kendi toprakları gibi gösteren, “Büyük Ermenistan”ın haritasını içinde dünyaya reklam eden Ermenistan koskocaman Türkiye Devletine dikte etmekte, şartlar koymaktadır. Büyük güçlerin desteğini alan Ermenistan Türkiye’ye bu şartları koymaktadır. Biz Türkler bize yapılmış olan haksızlıkları çabuk unutur veya unutmaya çalışırız. Herkese düşmana bile barış elimizi uzatıp saygı ile yaklaşırız. Yalnız bilmemiz çok önemli bir şey vardır. Acaba uzattığımız barış elimiz samimi mi sıkılmaktadır?

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü