Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türk Dünyası’nda Kadının Yeri

07 Mart 2009
Doç. Dr. Hanım HALİLOVA

Türk Dünyası’nda kadınının çok önemli bir yeri vardır. Türk kadını aile ve toplum arasında bir köprüdür.

Türk dünyasında kadınları ele almak için öncelikle tarihimizi iyi incelememiz gerekir. İlk Türk devletlerinde devletin başı olan hakan, eşi ile devleti beraber yönetmiştir. Hatta erkeklerle birlikte Türk kadını savaşlara bile katılmıştır. Bu durum Dede Korkut hikâyelerinde açıkça belirtilmiştir. Mesela, savaş zamanı kadın eşine; “Yiğidim, Bey Yiğidim, yağının bir ucu senin bir ucu benim” diye seslenmektedir. Yine Dede Korkut’ta en önemli yer “Ana Hakkı Tanrı Hakkı” şeklinde ifadesini bulan ana yani kadına verilmiştir. Türk boylarında kadın ön planda olduğu dönemlerde diğer ülkelerde kadının insan sayılmadığı (Çin), kocanın istediği zaman kadının satıldığı (İran), kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü (Arabistan), yılandan, zehirden daha fena gözle bakıldığı (Hindistan), kadınların ruhsuz (Rusya) veya şeytan (Batı Avrupa Katolikleri) sayıldığı ülkelerde kadına insanlık dışı davranışlar sergilenmiştir.

İslamiyet yüksek bir ahlak, gerçek bir adalet anlayışı ile ortaya çıkmış bir dindir. Hz. Muhammed; “Kadın erkekle eşittir ve toplumun bir yarısıdır” diyerek o dönemde Arabistan’da yaşayan kadınların durumunu iyileştirmiştir. “Karısının haklarını gözeten kimse iyi bir Müslüman’dır”, “Cennet anaların ayakları altındadır.” sözleri kadına İslam toplumunda büyük önem verilmesinin açık delilidir. Bu aşikâr tercih ve telkinlere rağmen kadının statüsü, sonraki asırlarda, Müslümanlar ve onların içinde Türkler arasında, giderek diğer topluluklardakine benzer şekilde aşağıya düşürülmüştür.

Türkiye kadını 18. yüzyılda çok zor ve ağır şartlarda yaşamasına rağmen Kurtuluş Savaşı’nda kadın-erkek büyük mücadeleler vererek topraklarımızı işgalcilerden kurtarmıştır. 1923 yılında Atatürk; “Şuna inanmak lazımdır ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir ve toplumun başarısızlığının asıl sebebi kadınlara karşı olan bilgisizlikten ileri gelir. Bu toplumun bir organı faaliyette iken diğer organı işlemezse toplum felç olur” demiştir.

Yirminci asır başlarında Türk dünyasının başka yerlerinde de kadınların durumu iyi değildi. Kadınların durumunu düzeltmek için 1–11 Mayıs 1917’de Rusya’da düzenlenen “Tüm Rusya Müslümanları Kurultayı”na bağlı olarak 23–24 Nisan’da yapılan Kadın Kurultayı’nda; “a) Şeriata göre kadın-erkek eşittir b) Şeriata göre kadınlar siyasi ve sosyal faaliyetlere katılma hakkına sahiptir. Seçimlere de katılabilir c) Kadınları eşit haklara sahip olan milletler daha çok gelişmiştir.” Şeklinde karalar alınmıştır. Bu kurultaya Kafkasya’dan, Kırım’dan, Sibirya’dan, Türkistan’dan, Kazan’dan temsilciler katılmışlardır. 1918 yılının 28 Mayısında Mehmet Emin Resulzade’nin önderliğinde kurulan Azerbaycan Cumhuriyetinde, İslam Dünyasında ilk defa kadına seçme ve seçilme hakkı verildi. Ancak 23 ay sonra Sovyet Bolşevik ordusu Baku’ya girince bu cumhuriyetle birlikte modern anlamda verilen bu siyasi haklar da, 70 sene sonraya ertelenmiş oldu.

Türk kadınının modern bir topluma geçişi Atatürk’ün inkılâpları ile mümkün olmuştur. 1934’te Türk kadını birçok Avrupalı kadından çok önce milletvekili seçme ve seçilme hakkına, eşit vatandaş olma niteliğine yasal olarak kavuşmuştur. Atatürk, Türk kadınının faaliyetini sadece eviyle ve çocuklarıyla sınırlamamış; memleketin kadını ve erkeğiyle birlikte çalışmakla ilerleyebileceğini; “Türk kadınını ilmi, ahlaki, içtimai, iktisadi hatta erkeğin refik, muavini ve müzahiri yapmak, yoludur.” cümlesiyle tespit etmiştir. Türk Medeni Kanunu’na kadın hakları bakımından Atatürk’ün getirdiği değişiklikler şunlar olmuştur: Tek eşlilik, boşanmada eşitlik ve velayette eşitlik, mirasta eşitlik. Atatürk’ün hayali Türk kadınını, erkeklerle yan yana var gücüyle çalışan, kariyer sahibi ve Büyük Millet Meclisi’nde görmekti.

Sovyetler dönemde kadınlar seçimlere formalite olarak katılır, formalite olarak seçilirdi. Partinin merkez komitesinde önceden planlandığı şekilde parlamentoda kaç kadın olmalı ve yaşı ne olmalı gibi bilgiler hazırlanır. Sonra üst komite bölgedeki başkana “iyi pamuk toplayan yaşı 25 olan bir kadının seçilmesi gerekir” şeklinde veya başka bir bölgede “21 yaşında olan traktör kullanan bir köy kızı seçilmelidir” şeklinde emirler verirdi. Aynı zamanda akademik hayattan profesör düzeyindeki kadınları da göz boyamak için seçiyorlardı.

Sovyetler Birliği döneminde dinimizi, dilimizi, milli kimliğimizi yasaklayan, camilerimizi kapatan, ezan sesini susturan bir rejimde bırakın kadın hakkını, insanlık hakkı dahi söz konusu olamazdı. Zaman zaman erkeklerle birlikte kadınlarımızı da Sibirya’ya Kazakistan’ın çöllerine sürgün etmişlerdi.

Örneğin 1937’de Azerbaycan’da aydın insanları, yazarları ve eşlerini,
1944’de Kırım Türklerini, Ahıska Türklerini, Çeçenleri, Karaçayları bir gecede Özbekistan’ın, Kazakistan’ın ve Sibirya’ya sürgün etmişlerdir. Bu şartlarda hangi kadın kariyerinden söz edilebilir?

Sovyetler Birliği kurulduktan sonra kadına seçme ve seçilme hakkı verildi. Ancak bu seçme ve seçilme hakkı formalite olarak kullanıldı. Tarla işçisi olarak çalışan, ilmi bilgiden yoksun kadınların parlamentoda olması ne kadınlarımıza ne de milletimize faydalı olamazdı. Komünist Rejim’in kadınlara verdiği eşitlik kadınlarla alay eder gibi faydasız ve anlamsız olarak kalmıştı.

Yetmiş yıl dünyayı eşitlik masalı ile uyutan Komünist Rejim aslında katı kadın düşmanlığı ile silahlanan bir rejimdir. Eşitlik adı altında, kadınlar, erkekle birlikte gece gündüz ağır yorucu işlerde çalıştırılıyordu. Kadınlar inşaatlarda, kimyasal fabrikalarda işçi olarak çalıştı. Yol yapımında beton bloklar taşıdı. Bu ağır işler kadınların çok sayıda sakat ve ölü çocuk doğurmasına sebep oldu.

Bu sistemde kadınlar eziliyor ve binlerce yuva dağılıyordu. Birlikte en çok ezilenler Türk ve Müslüman kadınlardı. Bu zorluklara rağmen kadınlarımızı zor şartlardan kurtarmak için tek parti sisteminde, partilerin ve derneklerin kurulmasının yasaklandığı dönemde 1988 yılında Sovyetler de ilk defa Bakü’de birkaç aydın kadının teşebbüsü ile Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti kuruldu. Bu teşkilatın esas amacı Azerbaycan’da mevcut şartlar altında ezilmiş kadınların haklarının korunmasını sağlamak, kariyer yapan kadınlara destek olmaktı. Totaliter rejim zamanında kadın hakları bir yana insan haklarının korunması mümkün değildi. Bu şartlar altında cemiyetimizin kadınları tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi Azerbaycan’ın özgürlük mücadelesine hizmet etmişlerdir. Bu yol çok ağır ancak çok şerefli bir yoldur. Bu yolda cemiyet başkanı Dilara Aliyeva 1881’de (Sovyet İstihbaratı (KGB) araba kazasında öldürdü) canını verdi. Düşman, Dilara Hanımı öldürmekle Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyetini yok edebileceğini düşündü. Ancak biz daha da güçlendik. Dilara Hanım’ın yerine ben başkan seçildim. Beni de birkaç defa öldürmek istediler. Ancak Allah’ın verdiği canı yalnız Allah alır.

20 Ocak 1990’da Sovyet Ordusu Azerbaycan’a girdi ve birçok insanı şehit ederek sokağa çıkma yasağı getirdi. Sokağa çıkan insanları öldürmekteydi. Amaçları insanları ölümle korkutup evlerinden çıkmamasını sağlayarak milli mücadelemizi yok etmekti. 21 Ocak 1990 günü bizim rehberliğimizde beş bin kadın Rus tanklarının karşısına çıktı. Evde saklanan insanlar kadınlarımızın Sovyet ordusuna karşı yürüyüş yaptığını duyduklarında içlerindeki korkuyu atarak dışarı çıktılar. Bugün Baku’da şehitler hıyabanı Rus tanklarının altında ezilerek veya açılan ateşlerle can veren şehitlerle doludur. 22 Ocak 1990 tarihinde 1 milyondan fazla insan toplanarak bu şehitlerimizi toprağa verdik. 1993 yılında ilk defa benim rehberliğimde Azerbaycan Kadın Taburu kuruldu ve savaşta birçok kadın şehit oldu.

Sovyet Bloğu dağıldıktan sonra beş Türk Cumhuriyeti bağımsızlığına kavuştu, Türk toplulukları ise Rusya Federasyonu’nun içinde özerk olarak bulunmaktadırlar. Sovyetler döneminde kadına verilen eşitlik Atatürk’ün verdiği eşitliğin tam zıttır. 70 yıl işgal altında kalan insanlar yavaş yavaş demokrasiye geçmektedirler. Son istatistikî bilgilere göre Türk Dünyasında hiçbir kadın bakan bulunmamaktadır (Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı haricinde). Azerbaycan Parlamentosu’nda 13 (%8,5), Özbekistan Parlamentosu’nda 21 (%17), Kazakistan Parlamentosu’nda 17 (%10), Türkmenistan Parlamentosu’nda 8 (%16), Kırgızistan Parlamentosu’nda 23 (%20,7) kadın milletvekili bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili sayısı 47 (% 8,5)’dir. TBMM’ de kadın milletvekili sayısı daha önceki döneme göre 24’ten 47’ye yükselerek iki kat artmıştır. Ancak kadın milletvekili oranı halen % 10’un altındadır ve 142 ülke arasında 108. sıradadır. Dünya parlamentolarında kadınların oranı % 15 dolayındadır. Türk Dünyası’nda nüfusun yarısı kadın yarısı erkektir. Erkeklerin %80’i bir işe sahip iken bu oranın kadınlarda %40 civarında olduğu görülmektedir. Köylerde kadınların %80’i çiftçilik yapmaktadır.

Türk Dünyası’nda kadın birçok kurumda yeterince temsil edilemiyor, karar mekanizmalarına dâhil olamıyor. Türk Dünyası’nda siyasette ve birçok sivil toplum örgütünde erkekler idareci konumdalar. Medyanın da sporun da yönetiminde kadınlara yer verilmiyor. Mesela; DİSK yönetimindeki 9 kişinin içinde kadın üye yok, TÜRK-İŞ’teki 5 üyenin tamamı erkek, HAK-İŞ yönetimindeki 6 kişinin içinde kadın üye yok. Benzeri bir duruma özel sektörde rastlıyoruz; TOBB toplam üye 15, kadın üye yok, TÜSİAD toplam üye 11, kadın üye 3, ATO toplam üye 11, kadın üye 1.

Eğitim sahasına bakacak olursak; toplam 20 YÖK üyesi içinde kadın üye yok. 114 rektörden sekizi kadın.

Sporda; Türkiye Jokey Kulübü’nün toplam 7 üyesinden biri kadın; Türkiye Atletizm Federasyonu’nun 16 üyesinden biri kadın.

Medyadaki durum da çok parlak değil; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti toplam üye 11, kadın üye 2; Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti toplam üye 9, kadın üye 2.

Demokratikleşmenin dünya çapında kazandığı ivme siyasi yaşamı canlandırmıştır. Ancak kadınların politikada ve karar organlarında erkeklerle eşit olarak yer almaları gerçekleştirilememiştir. Yalnız Türk Dünyası’nın parlamentolarında değil dünya parlamentolarında %15 dolayında olan kadınların oranı mutlaka artırılmalıdır.

Doç. Dr. Hanım HALİLOVA
Azerbaycan Kadın Hukukları
Müdafaa Cemiyeti Başkanı

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü