Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Fransa’nın Utanç Ermeni Yasasının Arka Yüzü

11 Şubat 2012

Yıllardır Ermeni Diasporası; Türklerin Ermenilere karşı yaptığı soykırım iddialarıyla dünya kamuoyunu yalan bilgilerle kandırmaya çalışmışlar ve sonuçta kandırmışlardır. Yalnız bazı bilim adamları bu iddialara karşı çıkmışlardır. Bunlardan ABD’li Ermeni Profesörü Horvannisiyan 1982’de Münhin’de yapılmış olan “Dünya Ermenilerinin Problemleri” kongresinde bir açıklama yapmıştı; “Ermeni soykırımı ispatlanmamıştır. Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten zaman aşımına da uğramıştır.” Ve yine 1993’de Bernard Lewis, Le Monde gazetesinde yayımlanan makalesinde konuyla ilgili şu sözleri söylemiştir; “Osmanlı Hükümetinin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur.”

Tarihimizi incelersek görüyoruz ki, Türkler yalnız Ermenilere karşı değil, hiçbir millete soykırım veya katliamlar yapmamışlar. Ermenilerin ise Türklere karşı yapmış oldukları terörün ve soykırımın bağlantıları 1987’de Cenevre’de “Hıncak”, 1890’da Tiflis’te “Taşnakutün”, 1895’de New York’ta “Ermeni Vatanseverlerin Birliği” teşkilatlarının kurulmasına kadar uzanmaktadır. Ermeni ve Sovyet tarihçilerin araştırmaları arasında Lolayan’ın makalesi önemlidir.  Kontr inkilapçı “Taşhakutün”u  ve 1914-1918 yıllarındaki emperyalist savaşını konu alan bu makale 1936 yılında yazılmıştır. Bu yazıda “Taşnakutün”, “Hınçak” ve başka Ermeni milletçi teşkilatlarına objektif olarak bakılmıştır. Onların esas maksatları Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’nin topraklarını ele geçirmek, yani Nahcivan, Karabağ, Ahalkalaki, Borçalı ve Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesinden toprakları koparıp, “Büyük Ermenistan”ın kurulmasını gerçekleştirmektir. Taşnaklar hayallerinde hiçbir zaman var olmayan “Büyük Ermenistan”ın kurulmasını istiyorlar. Bu nedenle 1905-1907 yıllarında Erivan ve Gence vilayetlerinden 200, Şuşa, Cebraill ve Zengezur’un 75 Azerbaycan köyünü dağıtmışlardır. Taşhakutün Partisinin kurucularından birisi olan O.V.Kaçaznuni’nin (1927) düşüncelerine göre, “Taşnaklar Türklere ve Müslümanlara karşı bilinçli olarak saldırmışlardır. Bu, yıllardır Ermeni halkı tarafından birikmiş psikolojinin sonucuydu. Bu psikoloji hayata geçmeli idi ve geçti de.”

Azerbaycan’ın toprağı olan Revan Hanlığı Ruslar tarafından önce Ermenistan vilayeti olarak kurulur ve sonra Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adı altında Ermenilere verilir. 1920 de Rusların baskısı ile Zengizur Ermenistan’a verilir. 1918 de Bakü, Gence, Şemahı, Zengezur, Gökçay, Ağcagabul, Guba ve Lenkaran olmak üzere Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Ermeniler, Bolşevizm adı altında 50.000 Azerbaycanlıyı yok etmiş, onbinlerce insanı topraklarından kovmuşlardır.

Yalnız Bakü’de 30.000 Azerbaycanlı vahşice öldürülmüştür. Şamahı bölgesinde 50 köy dağılmış, 7.000 insan öldürülmüştür. Guba Bölgesinde 122, Karabağın Dağlık Bölgesinde 211, Kars Bölgesinde 92 köy yok edilmiş, insanları ise katledilmiştir. 1995’de Azerbaycan Cumhurbaşkanının kararı ile 31 Mart 1918 “Azerbaycanlıların Soykırım Günü” olarak kabul edilmiştir.

SSCB Komünist Partisi Başkanı Stalin’in ve onun yardımcısı Ermeni kökenli olan Mikayan’ın emri ile 1944’de Gürcistan’ın Ahıkalaki Bölgesinde yaşayan Ahıska Türklerini bir gecede hayvan trenlerinde Ferganaya sürgün etmişler, onların yerlerine Ermenileri yerleştirmişlerdir. Bu “Büyük Ermenistan” projesinin 1. etabıdır.  1989’da ise Ermenistan’da yaşayan bütün Azerbaycanlılara çeşitli işkenceler yapılarak, yurtlarından kovulmuşlardır.

1991-1992-1993 de Azerbaycan topraklarının % 20’si Ermeniler tarafından işgal edilmiştir. 1992 yılı Şubat ayının 25’ini  26’sına bağlayan gece Ermeniler 366. Rus Alayı ile Hocalı’ya girmişlerdir. Ermeniler bir gecede Hocalı’da yaşayanlara karşı soykırım yapmışlardır. Bu da “Büyük Ermenistan” projesinin ikinci etabıdır.

I.Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi bozguna uğrayıp Osmanlı Ordusu’nun geri çekilmesiyle Erzurum, Kars, Van, Ağrı, Bitlis Rus orduları tarafından işgal edilmiştir. Rus birlikleri Van Gölü çevresini kuşatmış, özellikle Erciş’e yerleşmişler ve orada yaşayan halkı muhasara altına almışlardır.

Rus Ordusuna güvenen Ermeniler çeteler kurarak o bölgelerde katliamlar yapmışlardır.  Yıllarca bölge halkıyla uyumlu yaşayan, Türkler tarafından her zaman yardım ve destek gören Ermeniler, Türklere karşı ihanet etmişlerdir.

Van’ı kana bulayan Ermeniler Erciş’te de vahşice eylemlerde bulunmuşlardır. Bütün köylerin isimlerini değiştirmişlerdir. Örnek verilecek olursa  Erciş’in ismini Eganis olarak değiştirmişlerdir. Ermeniler önce Erciş’in ileri gelenlerini öldürmüştür. İlk öldürülenlerden birisi de dedem Mustafa Çavuşoğlu idi. Gökhan Balcı’nın “Soykırıma Uğrayan Türkler” kitabında Mustafa Çavuşoğlu Efendi’den saygın bir kişi olarak bahsedilmektedir. Mustafa Çavuşoğlu’nun efendiliğini, varlığını ve otoritesini hazmedemeyen Ermeniler,  bu şahsı zorla bataklığa iterek boğulup şehit olmasına sebep olmuşlardır. Ermeniler Erciş’in erkeklerini ve birçok kadını öldürdükten sonra kalan kadın ve çocukları camiye doldurup yakmak istemişlerdir. Yalnız Ruslar kendilerini merhametli göstermek için Ermenilerin camideki kadın ve çocukları yakmasına izin vermemişlerdir. 8 yaşında olan annem Merife Çavuşoğlu’ nunda aralarında bulunduğu kurtulan kadınlar ve çocuklar Van’dan Muş’a, oradan da Iğdır’a gelmişlerdir. Bu sürgün esnasında bazıları yolda ölmüş ve kaybolmuşlardır.

Tuncay Oğunç “Vilayeti Şarkiye Mültecileri 1915-1923” (2004) ve Gökhan Balcı, “Soykırıma Uğrayan Türkler (2007)” kitaplarında Azerbaycan’da Hacı Zenalleddin Tağıyen’in rehberliğinde Bakü Müslüman Hayriyye Cemiyeti kurulduğunu belirtir. Benim annemi ve kimsesi olmayan yetim kalan diğer çocukları Azerbaycan’a götürürler. Birçok çocukla beraber benim annemi de Azerbaycanlı aileler evlatlık olarak almışlardır.

Genelkurmay Ateşe Başkanlığı Arşiv Belgelerine dayanarak Gökhan Balcı“Soykırıma Uğrayan Türkler (2007)” kitabında şu bilgileri iletmiştir;

“I.Dünya Savaşı ve neticesinde, Van kadar harap bir şehir, ahalisi Van ahalisi kadar cefa çekmiş bir topluluk örneği çok azdır. Öyle ki büyük harp öncesinde Van merkezinin toplam nüfusu 70 bin civarında iken Türk Ordusunun şehre girdiği Nisan 1918 de bu sayı 10-15 bine düşmüştür.”

1915’deki hadiselerin temelinde Rusların “Büyük Ermenistan” vaatleriyle Ermenileri kandırıp isyan ettirmeleri yatmaktadır. Van vilayetlerindeki Ermeni Komitecilerin en samimi dostları ve akıl hocaları İngiliz, Rus ve Fransız Konsolosları idi.

1915 yılında Doğu Anadolu Bölgesindeki Ermenilere yönelik uygulama sadece güvenliğin sağlanması için İmparatorluk içinde başka bir bölgeye göç ettirme olup, soykırım ile hiçbir alakası yoktur.

Aslında Ermeniler hakimiyetleri altında yaşadıkları devletlere karşı yaptıkları ihanetlerden dolayı tarih içinde birkaç defa buna benzer göçler yaşamışlardır. Sasani’ler 370’lerde 70.000 Ermeniyi İran’a, Bizans’lılar 1020’lerde Doğu Anadolu’daki 40.000 Ermeni’yi Sivas ve Kayseri’ye, Memluklar 1250’lerde 10.000 kadar Ermeni’yi Mısır’a, 1777’de Kırım’ı işgal eden Ruslar ise bölgedeki Ermenileri steplere sürmüşlerdir.

Sayısız göç ve sürgün olayına maruz kalan Ermenilerin, bunların hiçbirini gündeme getirmeden sadece 1915’de Osmanlı İmparatorluğu tarafından göçe tabi tutulmalarını ve bu göçüde  “Sözde Soykırım” adı ile gündeme getirmelerinin temelinde Türkiye’nin bütünlüğünü bozarak  “Büyük Ermenistan” projesinin üçüncü ve son etabını uygulama politikası durmaktadır.

Bunları fırsat bilen bazı devletler soykırımı tanımaktadırlar. Özellikle Fransa Milli Meclisi’nin ardından Fransa Senatosu’nun 1915 olayları ile ilgili  iddiaların inkarını suç sayan yasa tasarısını geçirdiği yasaya göre “Sözde Ermeni Soykırımını”  inkar edenlere bir yıl hapis cezası ve 45.000 Euro para cezası verilecektir. Bunların temelinde de 2015’de sözde soykırımın 100.yılına hazırlıklar durmaktadır.

Bu haksız olay belki de herkesten daha fazla beni üzdü. Çünkü 1915 olaylarının  en büyük mağduru benim annem Mustafa kızı Merife Çavuşoğlu’dur. Aynı zamanda “Hocalı Soykırımının” tanığı olarak Ermenilerin Azerbaycan’a karşı yaptıkları soykırım ve terör benim Azerbaycan’da “Kadın Taburunu” kurmama neden olmuştur.

Fransa’da bu utanç tasarısının kabul edilmesi Azerbaycan’da halkın ayağa kalkmasına neden olmuştur. Binlerce insanımız Fransa Büyükelçiliğinin karşısında protesto yürüyüşleri yapmaktadır. Ayrıca, Oskar Mükafatı Laureati almış olan Azerbaycan sinema ve tiyatro yazarı Rüstem İbrahimbeyov Fransa’nın utanç tasarısını kabul etmesine itiraz olarak Fransa Madalyasını iade etmiştir. Rüstem İbrahimbeyov aynı zamanda Azerbaycan-Fransa Medeni İlişkiler Cemiyeti’nin Başkanlığından istifa etmiştir. Tanınmış yazar Rüstam İbrahimbeyov konuyla ilgili olarak düşüncelerini şöyle ifade etmektedir:

“Ben Fransa ve Fransa Medeniyeti ile uzun zamandır ki bağlıyam. Fransa’dan sinemalar çektik ve onlar birçok ülkelerde yayımlandı. Fransa Senatosunun son kararından hem üzüldüm, hem de şaşırdım. Çünkü bu çok korkunç bir karardır. Çok taasüf ki bu karar düşmenlerimizin elinde güçlü silaha çevrilecekdir. Bu kanun kabul edilse hiçbir zaman Fransa’ya gidebilmerem. Çünkü bu soruyu benden soracaklar ben de böyle bir şey olmadığı cevabını verecek olduğum için orada hapise girmek zorunda kalacağam. Bu karar hem Türkiye’ye hem de Türk Dünyasına karşı verilmiş olan bir karardır. Hepimiz birleşmeliyik!:”

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü