Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Şehitler, Gaziler “Çılgın” Değildir

25 Ocak 2010
Hasan TÜLKAY

Kelimeleri, kavramları düşünmeden kullanıyoruz, yanlış kullanıyoruz. İngilizler Çanakkale’de, İstiklâl harbinde vatanını savunan Mehmetçiklerimize “Çılgın” demişler.. Biz de kabul etmişiz bu şaşkınlık, hayret ve biraz da hakaret kokan sıfatı…
Ben “Çılgın Türk” değilim…
“Çılgın Türk” lâfından da gıcık oluyorum…
“Çılgın Türk” sıfatını da şehitlerimize hakaret sayıyorum…
Bir deli bir kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz diye bir lâfımız var: Tiyatrocu bir vatandaş Kurtuluş Savaşına dair romanımsı bir kitap yazar, adını da “Çılgın Türkler” koyar. Tabir İngiliz arşivlerinden alınma.. Millet hurraaa, hiç düşünmeden “Çılgın Türkler”e hücum eder. Asker, sivil devlet desteği, gazete promosyonu ile kaç milyon basıldı, satıldı, dağıtıldı bilmiyorum.
Bildiğim bir şey var; hepimiz “Çılgın Türk” oluverdik…
Çıldırmak; delirmektir, aklını oynatmaktır.
Çıldırmak; öfkeye, gazaba kapılıp kendini unutmaktır.
Çıldırmak; aklın ve vicdanın kontrolünden çıkmaktır.
Çıldırmak; tehevvürün zirvesidir..
Çıldırmak; şuursuzluktur, kendini kaybetmektir..
Çıldırmak; frenlenemeyen sevinç, üzüntü, heyecandır..
Biz kara sevdalı Mecnunlar gibi vatanını, bayrağını seven milletiz..
Ama biz, “Çılgın Türk” değiliz!..
Delirmedik, aklımızı yemedik.. Cinnet de geçirmedik!..
Bağdat caddesinde son model modifiye lüks otomobillerle “Ölümle Yarış”mıyoruz..
Çılgın Televole aşkları yaşamıyoruz tornadan çıkmış gibi estetikli, silikonlu üç günlük manken sevgililerle…
Diskoteklerde çılgınca eğlenmiyoruz…
Seks partisi, esrar partisi gibi modern çılgınlıklarımız da yok..
Biz “Çılgın Türk” değiliz..
Çanakkale’de kalan büyük dedem, Ayşe ninemin babası Mehmet; son seferine çıkarken eşiyle, çocuklarıyla harman yerinde vedalaşmış ve demiş ki:
“Bu seferberlik harptir. Harpte ölmek de var, kalmak da.. Nasipse döneriz, şehit olursak cephede kalırız.. Hakkınızı helal edin.. Dualarınızı eksik etmeyin!..”
Sadece kızını, Ayşesini kucaklamış, sarmış, öpmüş, koklamış; “Gara gözlü, gözel yüzlü Âşa’m.. Sen de Allah’a emanet ol.. Beni unutma..” diyerek ayrılmış…
Ninem (Gocanam) “Ondan sonra ne gördük, ne bir haber aldık.. Gidiş o gidiş..” diye anlatırdı..
Ne kadar sade ve vakur bir tablo..Gocanamın bu hatırasını hatırladıkça gözüm yaşarır..
Bir tevekkül ve teslimiyet içinde, kaderin hükmüne dünden razı; dinini, devletini, memleketini “İngiliz kâfiri”ne ya da “Yunan gâvuru”na karşı müdafaaya koşan Mehmetçiğe nasıl “Çılgın Türk” diyebiliyoruz?!.. Aklım, havsalam almıyor..
Bu yazıyı bana yazdıran, bardağı taşıran son damla, Hakk’ın rahmetine kavuşan son gazimizle ilgili haber başlıkları oldu:
“Son Çılgın Türk... Kurtuluş Savaşı'nın yaşayan son neferi... Gazi Albay Mustafa Şekip Birgöl'ü hüzünlü bir devlet töreniyle, kurtardığı vatanın topraklarına emanet ettik...”
Biz “Çılgın Türkler”den değil, Âkif’in neslindeniz:
Akıllı, imanlı, şuurlu; vatan sevdalı, bayrak sevdalı…
Akıncı Türk!..
Mücahit Türk!..
Serdengeçti Türk!..
Ne derseniz deyin, hatta "Deli Türk!" deyin; fakat bize "çılgın" demeyin.. 
Şehadeti en yüksek rütbe bilen Mehmetçiğin Cennet için cehenneme atılışını, elin İngiliz’i çılgınlık gibi görebilir.. "Allah Allah" haykırışıyla ölüme koşan Mehmetçiği “Çılgın Türk” olarak tarif ve tavsif edebilir.
Biz İngiliz gözüyle değil, hilâl ve istiklâl şairimiz Âkif’in penceresinden bakıyoruz.
İstiklâl Marşımızın ruhuyla Akifçe ve Türkçe diyoruz ki:
“Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!..”

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü