Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Anadolu’nun Anaları Bizim Annelerimiz

06 Mart 2010
Hasan TÜLKAY

Borsa, döviz, enflasyon, ciro, İMKB, TÜSİAD, rantabl yatırım… bilmezler..
        “Faiz”le birlikte haramı düşünürler, ürperirler.
        Onlar “iş kadını” değildir..
        Ekonomiden anlamasalar da, iktisatlı yaşarlar…
        Nimeti israf etmezler.
        Sofra artığı ekmek kırıntılarını bile çöpe atmazlar, kurda kuşa ziyafet çekerler.
        Marka bilmezler, marka giymezler…
        Yırtılanı yamar, söküleni diker; yıllarca giyerler. Bilmem hangi bayramda ya da düğünde alınmış fistanı, renkleri solmuş da olsa, on yıl sonra, “üst-baş çıkını”nda bulabilirsiniz.
        “Kelâmı kadim” yazılıyor diye yerdeki alelâde kâğıt parçalarını bile alır, bir duvar kovuğuna sokar..
        “Avredimizi setreder” (Ayıbımizı örter) diyerek bir çarşaf eskisini, el kadar “Nazilli basması”nı sokağa atmaz. Hatta evde işe yaramaz küçük kumaş-basma parçalarını birleştirip seccadeler, sofra bezleri diker…
        Onlar manken değildir..
        Onlar yıldız değildir..
        Onlardan televole kahramanları çıkmaz…
        Hamur yoğuran elleri toprak kokar. Nasırlı avuçlarından adeta bereket akar.
        Onlar söze bile gerek kalmadan gözden anlarlar..
        Çünkü “öz”den anlar, gönül diliyle, lisan-ı hâl ile hemhâl olurlar…
        At, eşek, koyun, kuzu, inek, dana, keçi, oğlak.. Ahırda, ağılda hangi hayvanlar varsa, onların dilinden de anlayan analar…
        Onlar yuvayı yapan ve ayakta tutan dişi kuşlardır..
        Harimi ismetlerine kol kanat gererler…
        Namuslarına, haysiyetlerine dokunulduğu anda kartal olur, şahin olur, hatta aslan kesilirler.
        Çocukları için, kan kussalar da kızılcık şerbet içtik diyecek kadar fedakârlık timsalidirler.
        Onlar modern hayatın diline bile yabancıdır…
        “Feminizm”, “liberalizm” onlara bir manâ ifade etmez..
        Onlar miting, panel, sempozyum, açık oturum, kapalı oturum da bilmezler..
        Onları meydanlarda “Türkiye lâiktir lâik kalacak” diye bağırırken de göremezsiniz..
        Onlar tarlada, çapada, ekinde, orakta.. Ya da atölyede, makine başında…
        “Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelse” de onlar “bizim kadınlarımız!..”
        “Anamız!..
        Avradımız!..
        Yârimiz!..”
        Ve tabii bacımız, halamız, teyzemiz, yengemiz, gelinimiz, görümcemiz, eltimiz, baldızımız, kızımız…
        Nereden ve hangi sıfatla bakarsanız bakınız; muhteremler…
        “Anadolu Mayası”ndaki “ana”nın yeri başka..
        Egemenlerin diliyle “Geri kalmış, ezilmiş, cahil” analarımızın irfanı; “çağdaş yaşam”ın temsilcisi özgür bayanların üniversite diplomalarından bin kat daha değerlidir. Bin kat da ne demek, kıyas bile edilmez. Anamın reyi; “Dağdaki çobanla benim oyum bir midir?..” diyen manken kızın oyundan çok çok kıymetlidir.
        Onlar makyaj bilmezler, kuaför bilmezler.
        Manikür, pedikür, ruj, rimel onların dünyasına yabancı kelimelerdir.
        Oğullarını askere gönderirken kurbanlık koç gibi kına yakarlar…
        Sofrasına besmeleyle oturulan analar…
        Ne yazık ki özgürlük, ilerilik ve çağdaşlık adına Müslüman-Türk analarımızı, Anadolu anasını öldürüyoruz.
        Cadı kaynana Semra misali tartışma ya da muhabbet tellâllığı yapan televizyon programları çoğaldıkça bizim anamız ölmeye, yok olmaya mahkûm..
        Kapitalizmin tüketim tuzağı her türlü özel güne muhalefet şerhimizi koyduktan sonra; Anneler Günü’nde düşünmemiz için iki değerli konuğumuzu huzurlarınıza alıyorum:
        Mustafa Çalık; bizim cenahta nadir çıkan kalem ve kelâm erbabı dostumuz, arkadaşımız, gönüldaşımız, ülküdaşımız.. Yıllar var ki; Türkiye’nin meselelerine dair akademik düzeyde sözü olan herkesin müracaat ettiği Türkiye Günlüğü dergisini çıkarır. Sahibi ve Genel Yayın Müdürü olduğu bu dergide dobra dobra üslubuyla kendisi de yazar.. Fransa’da bulunduğum için haberim olmamış: 2007 Ocak ayında Çalık’ın muhterem validesi vefat etmiş. Bu vesileyle Türkiye Günlüğü’nün 88. sayısının sadece takdimini yapabilmiş ve Bahar Mektubu’nda yazamayışının mazeretini beyan etmiş:
        “(Bana gelince…
        Bir zamanlar kendimi iyi hissetmenin en kestirme yolu olarak “anne” diyebildiğim, ikinci “n”yi bir perde yukarıdan vurgulayarak “anNe” deyip başörtüsünün kokusunu içime çektiğim birisi vardı, gözlerimin ışığıydı.
        Artık yok, ışığım söndü…
        Kölesi olmaya doyamamıştım; yol arkadaşlığı eşsizdi, ona da…
        Çocukları ve torunları, bizler onun minicik kervanı gibiydik.
        Kervanını terk etti.
        Öldü, ölümü kolaylaştırdı.
        İnsanın ardından nasıl olsa öylesine kavrulacak yürek kalmayınca ölümün de fazla çekinilecek tarafı kalmıyor.
        Allah’tan niyazım, onunla aynı yerde ölmek, onun yıkandığı teneşirde yıkanmak ve ayak ucuna gömülmek…
        Başım ayaklarının altında olmalı…
        Hepsi bu…)
        Tek cümlesine, hatta tek kelimesine kıyamadığım parantez içinde bir paragraflık mütevazı yazıyı mensure tadında okunması kolay olsun diyerek cümle cümle sergiledim. Yaşlandıkça daha rakik mi oluyoruz ne, dergiden kopya ederken gözlerim klavyenin harflerini seçemeyecek kadar buğulandı…
        Umulur ki Çalık annemiz alem-i bekâda sevdikleriyle haşrolmuştur.
        Başörtüsünün kokusunu içimize çekerek ferahladığımız, genişlediğimiz anneler…
        Gözlerimizin ışığı, yuvamızın manevî beşiği anneler..
        Kervanımızın başı anneler…
        Kölesi olmaya doyulmayacak, Cenneti ayağının altında taşıyan anneler…
        Annelerle ilgili en güzel şiirlerin sahibi, herhalde kaynanasına da şiir yazan ilk şair Yavuz Bülent BAKİLER ağabeyimizin gönlünce büyük bir küçük şiiri ile annelerimizi selamlıyorum.
        Biz de modaya uyalım:
        Şimdiden tüm annelerin “gün”lerini kutlayalım..

ANALAR BİLİRİM
Ne güzel hayatı analarla yaşamak…
Yürekleri temiz, alınları ak,
Duyguları bile haramdan uzak,
Sıcak analar bilirim.

Yurdumuzun yuvamızın orta direği…
Dünyadaki varlıkların en mübareği..
Elimize diken batsa yüreği
Yanacak analar bilirim…

Bendedir öksüzlerin çektiği çile!..
Gözyaşımı oya yaptım mendile..
Ağlasam, sesimi yattığı yerden bile
Duyacak analar bilirim…

Yavuz Bülent BAKİLER

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü