Türk Dünyası Yardım Kampanyası

DEĞİŞEN NE?

01 Aralık 2008
Hikmet SÜRGÜN

Halk koşmağa başladı. İzdihamın koşması sâridir; biz de koştuk. Akif beni bıraktı, kalabalığı yardı; yarmasıyla beraber geri kaçtı; sapsarıydı.

  • Bir cinayet mi var? dedim.
  • Aman dur, midem bulanıyor! Dedi.

Ve midesinin bulanması ifade tarzı değildi; bütün safrası yüzündeydi.

  • Hasta mısın yoksa? dedim.

Hasta falan değildi; ömründe ilk defa Abdülhamid’in yüzünü görmüştü. Padişah açık bir arabada Meclis-i Mebusan’ın küşad resmine gidiyordu.

Akif:

-Boyalı sakalıyla suratı birdenbire karşıma çıktı; fena oldum, dedi.

Halk geçip giden arabayı hâlâ alkışlıyordu.

Akif:

  • Aman Yarabbi, otuz üç sene bu! Hâlâ alkışlıyorlar; kaçalım, bir sokağa sapalım”

Yukarıdaki satırlar Mithat Cemal Kuntay’ın Mehmed Akif isimli eserinden iktibastır.

II. Abdülhamid, Osmanlı sultanları içerisinde en uzun süre padişahlık yapan şahsiyetlerdendir. Ve onun dönemi Devlet-i Aliye’nin en netameli dönemidir. Bu nedenle muhtemelen Abülhamid, Osmanlı sultanları içerisinde en çok hasmı olan padişahtır aynı zamanda. Ancak yanlış anlaşılmasın; bu husumetten kastımız Avrupa ve Rusya değildir. Bunlardan daha şedit olmak üzere içeride, o günün Avrupa iklimini solumuş Müslim-Gayrimüslim aydın(entelektüel) takımınkidir.

Nitekim II. Abdülhamid’in içerideki bu entelektüel düşmanların sosyal/siyasal kesimlerine baktığımızda çok ilginç bir koalisyonla karşı karşıya kalırız: Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Yunanlılar, Bulgarlar, Arnavutlar, Jön Türkler/Genç Osmanlılar, İttihat ve Terakki mensupları ve İslamcılar. Evet, o günün İslamcıları da en az diğerleri kadar Abdulhamid’e düşmandırlar.

Akif’in Abdülhamit düşmanlığı, yukarıdaki satırlardan anlaşıldığına göre, onun midesini kaldıracak derecede kuvvetlidir; nefret derecesindedir. Üstelik Akif yalnız da değildir; mesela Bediüzzaman da müfrit bir Abdülhamid düşmanıdır. Hâlbuki Abdülhamid hakikatte samimi ve ibadetine düşkün bir Müslüman’dır. Müslümanların halifesidir ve güttüğü siyaset de çoğu zaman düşmanları tarafından “Panislamist” olarak adlandırılır. Gerçi bu iki değerli zevat ileride hatalarını anlayacaktır ama iş işten geçmiş olacaktır. Bununla birlikte yine de bu iki değerli şahsiyetin, birçok “İstanbul Uleması”nın gösteremediği basireti göstererek Milli Mücadelenin yanında yer aldıklarını ve görev üstlendiklerini görürüz.

Evet, tüm bu kesimler Abdülhamid’e nefret derecesinde düşmandırlar. Ve bu nedenle birbirlerine belki de çoğu zaman ve çoğu kere zıt olan; başka durumlarda belki de asla bir arada olamayacak olan bu “Osmanlı Aydınları”, Abdülhamid’e karşı ittifak yapmakta hiç beis görmezler. Ve yaparlar da…

Mesela İttihat ve Terakki’nin kadrosuna ve üyelerine baktığınızda tam bir halita görürsünüz. Ve yine, mesela bir Ermeni suikastçının, tertiplemiş olduğu suikastın başarıya ulaşamaması üzerine Tevfik Fikret’in Ermeni suikastçıyı öven şiiri, bu gün bile hâlâ hafızalarımızda ve kulaklarımızdadır. Üstelik bu suikastın teşebbüs tarihi henüz 1905’tir; Yani 1915’e daha on yıl vardır.

Gerçekte bu birbirine benzemezlerin işbirliği, aslında- eğer Abdulhamid’e düşmanlığı ihmal edecek olursak- asla ortak bir davaya da hizmet etmemektedir. Herkesin kafasında kendi davası vardır. Onun için ne “Osmanlı Milleti” ne “İslam milleti” fikri bu kadroyu bir arada tutmaya yetmez. Bilindiği üzere bir süre sonra herkes kendi davasının ardına düşecektir. İttihat ve Terakki’nin elinde ise büyük hayal kırıklıkları ile Türk milliyetçiliği yapmaktan başka bir çare kalmayacaktır. Ancak, bu noktaya gelinceye kadar denenen formüller sonucu İmparatorluk, Balkanlar başta olmak üzere çok büyük toprak kayıplarına da uğrayacaktır. Gerçi Devlet, Abdülhamit devrinde de toprak kayıplarına uğramıştır ama bu son devredeki kayıplar öncekilerle kıyas-ı kabil değildir.

Bu hatırlatmaları, acaba tarih yine tekerrür mü ediyor? diye yaptık. Çünkü dünden bu güne veya bu günden düne baktığımızda, sanki karşımızda iki farklı tarih kesitine aitmiş gibi görünmekle beraber aslında aynı resimle karşı karşıyaymışız gibi bir fikre kapılıyoruz.

Yani tarih bizi uyarıyor da acaba biz bunu doğru okuyamıyor muyuz?

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü