Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Takvimler yarın 12 Haziran'ı gösterecek

00 0000
Misafir Kalem

Takvimler, 12 Haziran’ı gösterecek. 12 Haziran 2011…Bakalım ülkemizde hayırlara mı şerlere mi vesile olacak 2011 Haziran’ı? Bir yazımın başlığı: “Siz o meş’um 12 Haziran’ı bilir misiniz?” idi. Hangi Haziran’dı o? 1972 Haziran’ıydı. Talihsiz bir kazaile Türk milletine hizmet imkânını bulamadan, henüz 49’unda iken “Türkmen Bey”i Dündar Taşer’i aramızdan alıp götürmüştü Yaradan…Göz açıp kapayıncaya kadar aradan, 39 koca yıl geçti. Adını verdiği, ama yüzünü göremediği torunu Dündar; bu seçimlerde, memleketi Gaziantep’ten milletvekili adayı.. Hangi partiden? Tabii Dedesinin partisinden... Birtakım dengesiz yöneticilere bakıp da başka bir partiye kaymadı. Müesseseyi ayakta tutmak gereğini düşündü. İnsanoğlu fanidir, gelir geçer; ama Türk Milliyetçiliği direğini ayakta tutan, ayakta olmasiyle de Türk düşmanlarını çatlatan müessese, dimdik durmalı; dedi.(Bu konuda hâlâ tereddüdü olanlar var ise istiareye yatıp rahmetliye danışsınlar.)
“Eskimeyen Dostlar” kadirşinaslığını gösterip 39. Yılı’nda 13 Haziran Pazartesi saat 14’de Türkmen Beyi Dündar Taşer’i, mezarı başında anıyor. Sadece anmakla kalmıyor; hakkında yazılmış olan yazıları bir araya toplayan bir kitap da hazırlamış olarak, gelenlere takdim ediyor. Bu vefakârçalışmalarından dolayı, başta Salih Dilek ve Meriç Coşkun olmak üzere arkadaşlarımızı kutluyoruz.

* * *

“Aziz Taşer, ömrünce Türk milletini sevmenin, büyüklüğüne inanmanın sırrına ermiş, hayatının gayesini milletine hizmette görmüş, dünya hırslarına iltifat etmemiş, hiç bir mevkiin cazibesine kapılmamış, tam bir Türk Milliyetçisi olarak yaşamıştın.
Zekânın parlaklığı sevginin sonsuzluğu, kültürünün zenginliği kadar, yüreği de büyüktü. Talihsiz bir dönemde, nankör bir dünyada, milletini en çok sevenlerin horlandığı bir idrak yokluğu içinde yaşamak, kalbini kemiren bir dertti. Yine de dayanıklı idin. Ama kader nankörlüklerin, anlayışsızlıkların çökertemediği mukavemetini, bir arabanın çarpmasıyla yıktı.
Biz de yıkıldık. Ama biliyoruz ki, ömrünü verdiğin mücadelenin zaferi uğruna, üzüntümüz ne kadar büyük olursa olsun, asla sarsılmadan ilerlememizi bekliyorsun.
Ruhunun daima bizi takip edeceğini, müşterek dâvamıza hizmet edebildiğimiz müddetçe müsterih olacağını çok iyi bilmekteyiz.”
Demişti Alparslan Türkeş…

* * *

Ah, ah! Sizlere Dündar Taşer'i anlatmak, anlatmak istiyordum. İnsanlığı ile, çelebiliği ile; vefası, dostluğu ile; o harikulade mantığı, tahlil ve terkibkabiliyeti ile; düşmanlarını bile büyüleyen zarif şahsiyetinin sıcaklığı ile..
Mazur görünüz, yapamıyacağım şimdi..”
Diyordu; Recep Doksat…

* * *

“…aradan bir hafta geçmesine rağmen, olup bitenleri hâlâ tam kavrayabilmiş değilim. Bir temsilde bulunuyor gibiyiz. Dündar ağabeyimiz sanki “oyun icabı” ölmüştür. Sonra perde kapanacak ve hep birlikte gerçek hayata döneceğiz, yaşamağa yeniden başlayacağız...”
Diyordu, Galip Erdem…
“Dündar Taşer de böyle emsaline nazaran mümtaz bir yaradılışdaydı. Türk Milletine faydası olmayacak politikanın, düşüncenin veya yazının adamı değildi. Her davranışının temelinde ve hedefinde mensup olduğu yüce milletinin menfaati bulunurdu. Türk Milliyetçiliği anlayışını hiç bir zaman sulandırmamış, sağlam fikri yapısı faydalı bilgi hazinesiyle ve kuvvetli muhakemesi ile günün modası ve esen rüzgârların tesirinde kalmamıştı; hakikatleri ortaya koyarken Türk milletine faydası ile birlikte mütalaa etmişti. Mükemmel bir devlet adamının örneğini, getireceğimiz milli devlet içinde sunacaktı.”
Diyordu Gün Sazak…

* * *

“Akıllı ve gerçek bir Türk Milliyetçisi idi. Büyük Atatürk'ün gençliğe hitabesine uyarak Türkiye Cumhuriyetini ve Devletini yıkmak isteyenlere karşı cephe almış ve mücadele etmiştir. Bu, her Türk insanına düşen ve en başta gelen kutsal bir vazifedir. Memleket öyle bir duruma düşebilir ki fedakârlıklar takdir edilmiyebilir. Buna rağmen Dündar Taşer, vazifelerin en büyüğü olan Vatan vazifesini yerine getirmiştir. Ne Mutlu onun gibilerine.”
Demişti; Cengiz Uluçay

* * *

Bucak bucak gezerek kürsülerde yolda onu Arayan bir hayat yolcusuna
Bakıp gelen biri, der:

“Gezdiğin bu toprakta
Yattı Dündar Taşer son uykusuna”

(1925 Gaziantep — 13 Haziran 1972 Ankara)
Diyordu; Bayrak şairi Arif Nihat Asya….

* * *

“Bugün ağlayacağım, Seyyah-ı fakir değilim bugün. Önce Kürşad'la Çin sarayını bastım. Malazgirt’te çılgınca cenk ettim, İstanbul önünde dağlardan kalyonlar yürüttüm, Cehennemi bir sıcakta Yavuz'la Sina çölünü geçtim... Bir gecede, Mete'den Mustafa Kemâle kadar gelmiş geçmiş cümle cenklere girdim; çıktım. Hepsinde de DÜNDAR nam bir yiğit yitirdim. Yorgunum, kırk yerimden yaralıyım. Ülkümün o sarp engellerle dolu uzun yolunda yılmadan ilerliyordum. Bugün bir kenara oturup ağlayacağım.”
Diyordu Dilaver Cebeci…

* * *

“Dündar Bey’in dostluğuna kayıtsız şartsız güvenilebilir, ona her şey emanet edilebilirdi. Çözülmeyen, bükülmeyen bir iradesi vardı. Hiç bir küçük hesabı olmayan, pervasız bir dâva ve mücadele adamı idi. Kısaca, o bir Türk’tü. Bozulmamış millet ve tarih şuuruna sahip, töresine bağlı, gerçek bir Türk.
Ömrünü uğrunda harcadığı güzel günleri göremedi. O güzel günler hepimizin davasıdır. Ama bugünden sonra biraz da onun adına çalışmak, genç-yaşlı bütün dostlarının ona olan vefa borcudur.”
Demişti Haluk Karamağralı…

* * *

“Milliyetçileri geçen zaman içinde, hâdiselerin akışında değerlendirmek mümkündür. Zira, milliyetçiyim diyenler ve böyle gözükenler zaman ve mekân içinde değişiyor. Menfatı baskın çıkarak renk değiştirenler olabiliyor venitekim olmuştur; olacak da!...” Demişti; HÜSNÜ DİKEÇLİGİL

* * *

“Gerçek milliyetçilik, her türlü mevki ve ikbâl karşısında, inanmış olduğu kutsî dâvadan asla taviz vermeyip; Müslüman Türklük şuuruna sahip olarak bu mefkûrenin bayrağını dalgalandırma fazileti ve cesaretidir. Her nerede olursa olsun veya bulunursa bulunsun gayesinden inhiraf etmeden Türk yurdu ve milletinin refahı, saadeti için nefsine güvenle, sebatla çalışma aşkıdır.
İşte, bu çizmiş olduğum tabloya hiç bir taviz vermeden, tıpa-tıp uymuş ve kutsî mefkûresi uğrunda her türlü mihnete, cefaya göğüs gererek çalışmış didinmiş olan şahsiyetlerden birisi Rahmetli Dündar Taşer Beydi”
Diyordu Hüsnü Dikeçligil……

* * *

“Vay Dündar Taşer! O'nun karakteri, dostluğu nüktesi! Meclisleri kırıp geçiren, ama öylesine derin, öylesine muhkem buluşları. İhtilâlci kimliğini çok geride bırakan dostluk, şef kat, vefa hisleri! Derinlemesine kültür, ordu, vatan sevgisi… Çok iyi bildiği tarih ve askerlik fenniyle hâdiseleri iki çizgide tasnif ve tahlil gücü…”
Diyordu Ahmet Kabaklı…

* * *

“O'nun mezar taşına Yunus Emre'nin şu dörtlüğünü yazmalı diyorum:
“Biz sevdik. Âşık olduk.
Sevildik. Maşuk olduk.
Herdem yeni doğarız.
Bizden kim usanası”
Çünkü hiçbir vecize, Dündar Taşer'i bu şiir kadar güzel anlatamaz.
Nur içinde yat, aziz ve sevgili Dündar Taşer!...”
Demişti Aclan Sayılgan…

* * *

“Taşer için kahraman dedim, meydan muharebesi vermiş bir kumandanla bir tuttum. Hâlbuki o binbaşılıktan emekli olmuş ve zannıma göre Kore’ye falan da gitmemişti. Ama girdiği bütün meydan muharebelerini kazanmıştı. Bunlar, fazilet civanmertlik, cömertlik, vatanperverlik meydan muharebeleri idi. “
Demişti Ergun Göze….

* * *

“Millî ve manevî dâvaya olan samimiyeti, gayreti ve cesareti yanında birçok meziyetlere sahipti. Ülküsü için fedakâr bir er, insan-ı kâmil denilebilecek bir yapıda, huyda ve mizaçta olan Dündar Taşer Beyin mekânının cennet olmasını dilerken”
Demişti Hikmet Tanyu…

* * *

“Nice ki, katın alp-erenler yanı;
Göster alnındaki kutlu nişanı
Üç hilâlin dokuz ışıklı tanı
Bilsinler ışıdı ışıyor, Taşer.”
Demişti; YETİK OZAN….

* * *

“SANMAYIN BU, AĞLAMAYA AĞITTIR!
BU, AĞAMIN KAVLİNCE BİR ÖĞÜTTÜR!
AĞLAMAK NE?
DÜNDAR AĞAM ŞEHİDDİR!.

AĞLAR İSEN, KAŞLARINI ÇATTI BİL!.ORALARI BİRBİRİNE KATTI BİL!..”
Demişti; Niyazi Yıldırım Gançosmanoğlu….

Bu rahmetlilerle ve diğerleriyle de ruhları buluşmuşturinşaallah…
Ruhları şad mekânları Cennet olsun.
Hayatta kalanlara da Allah, onların idrakini versin!
Not:
İsterseniz filmi geriye saralım ve Ek’deDEVLET GAZETESİ’nin 148. Sayısı’ndan o günleri bir daha hatırlayalım.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü