Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Anayasa ve Demokrasi

14 Aralık 2011

Hüseyin ERDEM
TOEK Vakfı Genel Sekreteri

Anayasalar Devletin kuruluş ve işleyişini belirleyen temel kanundur. Anayasada devletin şekli Cumhuriyet ve yönetim biçimi de Demokrasi olarak benimsenmiş ise Siyasi partiler de Demokrasinin vazgeçilmez kurumlarıdır. Anayasa çalışmalarında Siyasi Partilerle ilgili temel esasların da belirtilmesinde yarar vardır. Bunların başında en önemlisi de öncelikle parti içi demokrasinin gelişmesini ve yerleşmesini sağlayacak hükümlerin getirilmesidir.

1924 Anayasasında Siyasi Partilerle ilgili bir hüküm yoktur.  İkinci bölüm Yasma Görevi başlığı altında yer alan 9. maddede: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel kanuna göre millet tarafından seçilmiş milletvekillerinden kurulur.” denilerek seçime atıfta bulunmuştur. Siyasi Partilerle ilgili özel bir düzenleme yapılmamıştır.

Anayasaya, “Siyasi Partilerle ilgili hükümler” 1961 de yapılan değişiklikle ve bu başlıkla girmiştir. 56. maddede yer alan hükümler, “Dördüncü Bölüm”de “Siyasi Haklar ve Ödevler” ana başlığı altında “III. Siyasî Partilerle İlgili Hükümler” başlığıyla ve iki madde halinde girmiştir. 56. maddede  “a) Parti Kurma Hakkı ve Partilerin Siyasî Hayattaki Yeri” belirlenmiştir.

“Madde 56- (30.6.1971-1421) (14) Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usûlüne göre partilere girme ve çıkma hakkına sahiptir.

Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar.

Siyasî partiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az yüzde beşini alan veya bu seçimlerde Millet Meclisinde grup teşkil edecek sayıda milletvekilliği kazanmış bulunan siyasî partilere Devletçe yapılacak yardım kanunla düzenlenir.


57. maddede de “b) Partilerin Uyacakları Esaslar” tespit edilmektedir.

Madde 57- (15.3.1973-1699) (15) Siyasî partilerin tüzükleri, programları ve faaliyetleri, insan hak ve hürriyetlerine dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliği temel hükmüne uygun olmak zorundadır. Bunlara uymayan partiler temelli kapatılır.

Partilerin iç çalışmaları, faaliyetleri, Anayasa Mahkemesine hangi hallerde ve ne suretle hesap verecekleri ve bu mahkemece malî denetimlerinin hangi hallerde ve nasıl yapılacağı, demokrasi esaslarına uygun olarak kanunla düzenlenir.

Siyasî partilerin kapatılması hakkındaki dâvalara Anayasa Mahkemesinde bakılır ve kapatma kararı ancak bu Mahkemece verilir.”  denilmektedir.
Görüldüğü gibi her iki maddede ayrıntılara girilmeden temel esaslar belirtilmiştir.

1980 darbesi ile yapılan değişiklikte de Siyasi Partilerle ilgili hükümlere 1961 de olduğu gibi Dördüncü Bölümde  “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlığı altında ve 3. kısımda yer verilmiştir. 68. maddede “Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma” konusu yer almıştır. 69. maddede de “siyasi partilerin uyacakları esaslara” yer verilmiştir. Her iki madde de oldukça uzun bir metin halinde Anayasada yer almış bulunmaktadır. 

Anayasaya giren metinde, İlgili Kanunda yer alması mümkün olan hususlara oldukça ayrıntılı bir şekilde yer verilirken, asıl önemli olan hususlar ihmal edilmiştir. Bunların başında da Ülkede Demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesi için gerekli olan Parti içi demokrasinin kurulması, korunması ve gelişmesi için önemli olan hükümler gelmektedir. Bunun özellikle ihmal edildiği sonraki gelişmeler ışığında bugün daha iyi anlaşılmaktadır.

Anayasada güven altına alınmadığı için Siyasi partilerde, Parti içi demokrasi bugüne kadar gelişememiştir. Partiler bugün dahi liderlerinin adıyla anılan ve tamamen liderleri tarafından şekillendirilen kurumlar haline gelmiştir. Bugün yürürlükte olan Siyasi Partiler Kanunu; 12 Eylül 1980 darbesini yapanlar tarafından hazırlattırılarak çıkarılmış ve uygulamaya konulmuş maalesef halen yürürlükte olan gayr-ı meşrulukla malûl bir metindir.

Günümüzde Siyasi Partilerin kuruluş ve yönetimini düzenleyen hükümler, 22/4/1983 tarihinde kabul edilen ve 2820 sayı ile 24/4/1983 Tarih ve 18027 Sayılı Resmi gazetede SİYASİ PARTİLER KANUNU adıyla yayımlanmıştır.  Siyasi partilerin teşkilatlanması “Siyasi partilerin teşkilatı” başlıklı 7. Madde’sinde düzenlenmiştir.  Maddenin 4. fıkrasında “Bu teşkilatların seçim tarzı, kuruluş ve faaliyet şekil ve şartları, üye sayısı, il ve ilçe teşkilatlarıyla münasebetleri siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir.”  hükmü yer almaktadır. İfade bozukluğu sebebiyle hüküm sadece belde teşkilatlarıyla ilgili imiş gibi görünse de, teşkilatlanma ile ilgili düzenlemeler, ileriki maddelerde de parti tüzüğüne yapılan atıflardan anlaşılacağı üzere tamamen Partilerin kendi tercihlerine bırakılmıştır.

Bu suretle partilere üye kaydı, üyelerin seçimi, parti organlarının seçim veya atamayla teşkili konuları tamamen parti tüzüğüne bırakılmıştır. Bu husus parti yönetimlerine partileri teşkilatlanması ve parti içi düzenlemeler konusunda geniş bir hareket alanı bırakmaktadır. Parti, yönetimine kim gelirse gelsin mevcut durum yönetime gelenin işine geldiği için tüzükler ve uygulamalar değişmemektedir. Partilerin ilk kademesi olan ilçe teşkilatları kuruluşta atamayla geldikleri için, atamaları yapanlar, her kademede parti yönetimlerinde hâkimiyetlerini kaybetmeyecek tedbirleri almaktadırlar.

Milletvekili seçimlerinde adayların belirlenme usulü de aynı mantıkla düzenlendiği için, seçimlerde “millet” oy kullanmakta fakat Milletvekillerini parti yönetimi, yani parti liderleri seçmektedir. Çünkü bu yapılanma biçimi, Partilerin demokratik olarak yapılanmasına mani olmaktadır. Parti liderleri bütün partilerde tek hâkim durumundadır. Parti Tüzüğünde yer alan her hüküm, kurucuların fikirlerini taşıdığı için demokratikleşme kurucuların insafına kalmaktadır.

Ülkemizde gerçekten demokratikleşme isteniyorsa, önce Siyasi partilerde demokratikleşmenin sağlanması gerekmektedir. Bunun yolu da; bir partiye üye olmuş, gönül vermiş ve ümit bağlamış insanların, parti üyelerinin bu yöndeki arzularını gerçekleştirmenin tedbirlerinin Anayasalarda yer almasıdır.

Bu tedbirler, İlçe teşkilatlarında partilere üye kaydından başlayarak, teşkilat yönetimlerinin tespitinden, Milletvekili adaylarının belirlenmesine kadar yaşanacak süreçte demokratikleşme için gerekli tedbirlerin Anayasal güvenceye alınmasıdır. Bunlar; Partilere üye kaydında taşıma üyelerin önüne geçilmesi, partilerin aile ve sülale/aşiret partisi olmasının önlenmesi ve her kademede adil ve dürüst seçimlerin yapılmasının sağlanmasıdır.

Unutulmamalıdır ki, partilerin kuruluşu kadar hatta daha da önemli olanı; demokratik yapıyı sağlayacak tedbirlerin güvenceye alınmasıdır. Bunun için yapılacak yeni Anayasada bu hususa dikkat edilmesi büyük önem arz etmektedir.

Anayasada Siyasi partilerin kuruluşuna yer verilen bölümde;  “Parti teşkilatlarının kayıtlı üyelerden meydana geleceği” esası yer alırken, “bir partiye üye olacakların en az beş yıl/bir seçim dönemi o ilçede-ilde mukim bulunmaları, aynı aileye/kabileye/aşirete mensup kişilerden birden fazla üye kabul edilemeyeceği, yönetimleri belirleyecek kişilerin bu nitelikteki kayıtlı üyelerden oluşan seçmenlerden meydana geleceği ve seçilenleri tespit edecek organların da mutlaka “seçimle”  belirlenmesi” hükmüne de yer verilmelidir.

Darbecilerin işin bu tarafını ihmal etmeleri asla tesadüf değildir. Geçmişte görülmüştür ki, parlamentoyu veya hükümeti kontrol altına almak için bugünkü sistemde tek kişiyle uyum sağlamak yeterlidir.  Tek kişiyle anlaşmak daha kolay olduğu için, güçlü bir lider yaratarak kontrol altına almak daha kolaydır. Darbeciler, darbe sonrası dönemlerde bu metodu uygulamışlardır

Güçlü bir Tek seçici tarafından seçilenlerin, seçicilerine karşı fikir beyan etme şansları yoktur, olmamıştır. Çünkü bu seçimde “liyakat” değil “sadakat” arandığı için hangi kademede olursa olsun seçilecek kişinin liderine sadık olması yeterlidir. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan tabloda partili üyelerin hiçbir kademede bilgi, görgü ve kabiliyetine ihtiyaç yoktur.

Partili bir Milletvekilinin parti gurubunda ve/veya TBMM Genel Kurulunda bir konuda fikir beyan etmek üzere konuşma yapabilmesi için Grup Başkan Vekiline talebini iletmesi, yapacağı konuşmanın bir özetini takdim etmesi gerekmektedir. Konuşma konu ve metin yönünden Genel Başkan tarafından uygun görülürse talep sahibi MV’nin grupta konuşmasına ve/veya Genel Kurulda söz almasına izin verilmektedir.

Türkiye’nin 1960 darbesinden bu yana demokrasisindeki en büyük yara, parti içi demokrasinin olmamasıdır. Buna sebep de partilerin “tek seçici” tarafından belirlenen kadrolardan meydana gelmiş olmasıdır. Parti grupları içindeki “tek seslilik”tir. Bu yapı, farklı görüşlerin, değişik fikirlerin ortaya çıkmasını ve tartışılmasını önlemektedir.

Ziya Paşa’nın meşhur ”Bârika-yı hakikat müsademe-yi efkârdan doğar.” özlü sözünde ifade ettiği, fikirlerin çatışmasından hakikat kıvılcımlarının doğmasına bu yapıda imkân verilmemektedir. MV arasında gerçekten nitelikli, iyi yetişmiş farklı insanların bulunma kapıları kapatılmış olmaktadır. Zaman içinde merhum şairin “iyi iyi insanlar güzel güzel atlara bindiler ve gittiler” hayıflanışı gerçeğe dönüşerek parlamentoya gerçekten “Millete hizmet etmek için” değil, “kendine hizmet için” düşünen ve çalışan insanlar “doluşmakta”, bunlar da antidemokratik düşünce sahiplerine, darbe çığırtkanlarına, Milleti ve Millî değerleri hiç sayan insanlara fikrî zemin hazırlamaktadır.

Siyasetçilerin, dürüst davrandıkları zaman memleket coğrafyasının her tarafında iyi yetişmiş, toprağını, insanını en az kendileri kadar seven, vatanı ve milleti için her zorluğa katlanıp her türlü göreve talip olabilecek insanlar bulunabileceğine inanmaları gerekmektedir. Zira kendileri de gökten zembille inmediler, bu topraklardan, bu insanların arasından çıktılar. Siyasetin her kademesinde ve Parlamentoda “iyi bir maaş ve emeklilik güvencesi” için değil, “iyi ve kaliteli bir demokratik parlamenter sistem oluşturmak suretiyle millete hizmet” için gelecek insanlara ihtiyaç vardır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü