Türk Dünyası Yardım Kampanyası

AND Tartışmaları

16 Şubat 2012

Türkiye’de zaman zaman yapılan bazı tartışmalara ve tartışmayı yapanlara baktıkça şaşırmamak elden gelmiyor. Bunlardan birisi de İlkokulda çocukların sabahları sınıflara girerken söyledikleri AND konusunda yapılan tartışmalardır.1956 yılında ilkokula girdiğimde duyduğum ve öğrendiğim “Türküm, doğruyum, çalışkanım….” diye başlayıp “…varlığım Türk varlığına armağan olsun” sözleriyle biten bu andı okumak için yarıştığımızı hatırlıyorum.

Yetmiş dokuz yıldan beri ilkokullarda her sabah söylenmekte olan “Öğrenci Andı” nın ilk şeklini yazan ve 23 Nisan 1933′te Türk çocuklarına armağan eden Dr. Reşit GALİP’tir. [1] Prof. Dr. Afet İnan, Dr. Reşit GALİP ve “AND” hakkında şunları anlatmaktadır:

“1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü’ne geldiği vakit, Atatürk’ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. “Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı” dedi:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”

Bu sözler, Türk çocukları tarafından o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Vatanperver Dr. Reşit GALİP, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş; sonra da Millî Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.”

Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu 10 Mayıs 1933 tarih ve 101 sayı kararı ile bu “Öğrenci Andı”nı, Millî Eğitim Bakanının belirttiği şekilde uygulamaya koymuştur.

Talim Terbiye Kurulu’nun bu kararına göre, öğrencilerin her gün tekrar edeceği “Öğrenci Andı” ile ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığı, 18 Mayıs 1933 tarih ve 1749/42 sayılı genelgeyi yayımlamıştır. “Öğrenci Andı”nın amacı ve söylenirken nelere dikkat edilmesi gerektiği bu genelgede açıklanmıştır:

“Öğrenci andında yer alan her sözde ve anlamında Türk Millî Eğitiminin amacının özü vardır. And’da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmalı. Öğrenciler, okul içinde ve okul dışındaki hayatlarında, her sabah söyledikleri anda göre hareket ederek “doğru” ve “çalışkan” olmalı. Küçükleri korumalı. Büyükleri saymalı. Yurdunu ve milletini özünden çok sevmeli. Yükselmeyi ve ileri gitmeyi “ülkü” edinmeli. Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümelidir. Yeri gelince varlığını, Türk varlığına armağan edebilmelidir.”

Atatürk’ün sağlığında okunmaya başlayan And, 38 sene bu şekliyle ilkokullarda sabahları okundu. 12 Mart 1971örtülü darbesinden sonra Atatürk’ten daha Atatürkçü(!) darbeciler And’a “Ey bu günümüzü sağlayan ulu Atatürk…” diye başlayan bir bölüm ilave ettiler, yapısını ve anlamını bozdular. 29 Ağustos 1972 tarih ve 14291 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ilkokullar yönetmeliğinin 78. Maddesinde yayımlanan “Öğrenci Andı” aşağıdaki şekli aldı.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım; yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene”

Beş sene sonra yaptıklarını kendileri de beğenmediler, yanlıştan dönmek yerine bir yanlış daha yaparak aşağıdaki şekli verdiler:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!”

“Öğrenci Andı”nın bugün söylenmekte olan metni, Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisi’nin Ekim 1997 tarih 2481 sayısında yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 10. Maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddeye göre ilköğretim okulunda öğrenciler, her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde topluca aşağıdaki “Öğrenci Andı”nı söyleyeceklerdir. Görüldüğü gibi ilk metindeki “yasam” ilkem olmuş,  son cümle ikinci bölüme kaydırılmıştır. Kendilerinin eklediği “bu günümüzü sağlayan” ifadesi de çıkarılmıştır.

Hangi akl-ı evvelin marifetidir bilemiyorum ama And üzerindeki tartışmaların bu oynamalardan sonra başladığını biliyorum. Atatürk’ün sağlığında hiçbir müdahalede bulunmadığı ve 38 sene hiçbir tartışmaya sebep olmaksızın okunan bu anlamlı ifadeler, bu müdahalelerden sonra tartışılmaya başlanmıştır. Kısa, öz ve anlam yüklü haliyle öğrenilmesi ve söylenmesi kolay olan ilk metnin özellik ve güzelliklerini fark etmeyecek kadar cahil veya küçücük çocukların güzel okumasından rahatsız olacak kadar art niyetli insanların topluma soktuğu bir nifak, bu tartışmaların kaynağı olmuştur.

Türkiye’de Atatürk hakkındaki tartışmaların altında her zaman Atatürk’ü putlaştıran, aslında Atatürk’ü zerre kadar anlamadığı O’nu bu şekilde algılamasından belli olan beton kafalı putperestler vardır. Atatürk’ün yazdıklarını ve konuşmalarını okumayan, eserlerini anlamayan, fikirlerini bilmeyen ve hazmedemeyen cahiller, her darbeden sonra ne idüğü belirsiz bir “Atatürkçülük” ortaya atarak milletin kafasını karıştırmak ve durgun suyu bulandırmaktan başka bir işe yaramayan uydurmalarla memleketin huzurunu kaçırırlar.

And meselesi de bunlardan birisidir. Bir millete mensup olan ve aynı sınırlar içinde yaşayan insanlardan beklenen tabii davranış biçimi, mensup oldukları milletin bütünlüğü ve refahı için birlikte çalışmaktır. Bunun için, aynı coğrafyada birlikte yaşayan insanların, uymaları gereken ahlâk ve hukuk kuralları dediğimiz kurallara birlikte uymaları ve bu kuralları birlikte uygulamaları gerekir. Modern dünyada kabul gören ahlaki ve insani değerler bunu gerektirmektedir.

Her “Millî Devlet”, vatandaşına bu şuuru vermek zorundadır. Büyümek, ayakta kalmak, milli birlik ve bütünlüğü sağlamak, ülkenin gelişmesinde işbirliği ve uyum için bunu yapmak zorundadır. Büyük devlet bunu başarabilen devlettir. Bunun yolu tabii ki eğitimdir.  İnsanların eğitim alabilecek yaşa gelmeleriyle birlikte bu bilinçlendirme eğitimi de başlar.

İlkokullarda okutulan AND konusundaki anlamsız, mantıksız ve ruhsuz tartışmalardan gına geldi. Sanırım aşağıdaki örnek ne demek istediğimizi anlatacaktır.

ABD’de; her gün saatler sabah 8:30’u gösterdiğinde, çocuklar okulda, sıralarında oturmakta iken dâhili hoparlör yayını başlar ve hepsi ayağa kalkar. Sağ ellerini kalplerinin üzerine koyarlar ve hep bir ağızdan okumaya başlarlar;

“Tanrı’nın huzurunda, Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına, özgürlük ve herkes için adaletle, bölünmez tek millet üzerine kurulu cumhuriyete bağlılık üzerine and içerim”.

Beyazı, siyahı, yakın tarihe kadar kıyasıya birbiriyle savaş eden güneylisi-kuzeylisi, Hispaniği, İrlandalısı ile 72 ırktan-unsurdan meydana gelen ABD’de insanlar “Amerikan” olmakla öğünüyorsa, Amerika “Büyük Devlet” ise bunu sağlayan şeyin bu AND’larla sağlanan Millet şuuru olduğunu anlamamak için ahmak olmak gerekir.

Bu and, "Pledge of Allegiance" (Bağlılık sözü ya da Bağlılık Yemini) olarak kabul edilmektedir. Hıristiyan Sosyalist yazar Francis Bellamy (1855-1931) tarafından 8 Eylül 1892 yılında "The Youth's Companion" adlı yayında ilk defa yeralmıştır. Çeşitli değişikliklerle 1942 yılında Kongre tarafından yemin olarak kabul edilmiş, bundan sonra Kongre toplantılarında, eyalet hükümeti toplantılarının başında ve her sabah okullarda okutulmaya başlanmıştır. 1954 yılında "under God" ibaresi eklenmesi üzerine, laiklik odaklı bazı itirazlar ve tartışmalar da olmuştur.[1]

Bayrak Kanununda ve eyaletlerce bu konuda çıkarılmış hukuki düzenlemelerde bu metin "I pledge allegiance to the flag of the United States of America, and to the republic for which it stands, one nation under God, indivisible, with liberty and justice for all." seklinde okunmak üzere yer almaktadır.[3] Bayrak Kanunu, açık olarak, "sağ el kalbin üzerinde tutulacak şekilde..." gibi nasıl okunacağını, asker kişilerin, asker selamı ile okuyacağı gibi detayları da belirtmektedir.

Kanuna göre, bu yeminin okullarda okutulması esas olmakla birlikte, okumak istemeyene de zorla okutulamayacağı mahkemelerce kabul edilmektedir. Ancak, 2005 yılında Kongrede kabul edilen bir kanunla mahkemelerin bu konuda vermiş olduğu kararların tamamı geçersiz kılınmak istenmiş ancak kanun yasalaşmamıştır. Bununla beraber, konuyla ilgili örtülü bir uzlaşma sağlanmış olup, and, mevcut şekliyle öğrencilere okutulmaktadır. Okumak istemeyen öğrencilerin bu and okunurken ayağa kalkmalarına ilişkin zorlayıcı bir hüküm bulunmamakla beraber, bu andın okunmasına saygılı bir tutum takınmaları gerektiğine ilişkin mahkeme kararları ve hukuki düzenlemeler de mevcuttur.[4] Aynı şekilde, söz konusu metnin, herhangi bir dini anlayış ya da bir kiliseye bağlılığı zorunlu kılan bir yapı oluşturmadığı, vatanseverlik duygularına ilişkin bir yemin olduğu hususunda da kararlar ve hukuki yorumlar da bulunmaktadır.[5]

Sonuç olarak, Amerika'da her sabah okullarda bu and okunmaktadır. Zaten, davalar açılması ve tartışma konusu olan, bayrak üzerine yemin edilmesinden ziyade, ‘Tanrının huzurunda’ anlamına gelen "under God" ibaresidir. Bunun, herkesi monoteist anlayış üzerine yemin etmeye zorladığı ve din özgürlüğüne aykırı olduğu iddia edilmektedir. Akademik düzey dışında kimsenin, milliyetçilik yönünden bir itirazı da bulunmadığı için, ideolojik uçlar dışında, Bayrağa yemin etmeye temel olarak kimse karşı çıkmamaktadır.

Türk İlköğretim okullarında çocuklara okutulan, ama ne manaya geldiği maalesef öğretilemediği anlaşılan AND üzerinde tartışanlara ve okunmasını içine sindiremediğini söyleyenlere ne demeli? Bunlar ancak; ya AND’ın manasını kavrayamayacak kadar cahil, ya da Türk Milletine mensup olmanın şerefini taşıyamayacak kadar hain olabilir!  

AND konusunda yapılacak en doğru iş; Atatürk’ün de onayladığı ilk haline dönerek; Millî Eğitim Bakanlığının yayınlamış olduğu 18 Mayıs 1933 tarih ve 1749/42 sayılı genelgede yer alan, “Öğrenci Andı”nın amacını ve söylenirken nelere dikkat edilmesi gerektiğini bir daha hatırlamaktır:

“Öğrenci andında yer alan her sözde ve anlamında Türk Millî Eğitiminin amacının özü vardır. And’da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmalı. Öğrenciler, okul içinde ve okul dışındaki hayatlarında, her sabah söyledikleri anda göre hareket ederek “doğru” ve “çalışkan” olmalı. Küçükleri korumalı. Büyükleri saymalı. Yurdunu ve milletini özünden çok sevmeli. Yükselmeyi ve ileri gitmeyi “ülkü” edinmeli. Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümelidir. Yeri gelince varlığını, Türk varlığına armağan edebilmelidir.”



[1] Prof. Dr. Afet İNAN, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, T.İş Bankası Kültür Yayınları, Atatürk dizisi, Ankara Türk Tarih K. Basımevi, 1981, 

[2] “Pledge of Allegiance” www.ushistory.org/documents/pledge.htm Historic Documents

[3] Örnek: Florida Eyaleti And Kanunu (Florida Pledge Statute, 1003.44(1))

[4] ‘New Hampshire School Patriot Act’ ilgili hükmünün hukuki yorumu için bkz. On Appeal From The United States District Court For The District Of New Hampshire, No. 09-2473, s.4

[5] On Appeal From The United States District Court For The District Of New Hampshire, No. 09-2473, s.23

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü