Türk Dünyası Yardım Kampanyası

ADANA VALİSİNİ ŞOKE EDEN LİSELERİN EĞİTİM DÜZEYİ HAKKINDA

03 Nisan 2008
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

27 Mart 2008 tarihli Milliyet Gazetesi'nin Internet haberinde Adana Valisinin liselilere sorduğu 'Çanakkale Savaşı'nın yeri sorusuna aldığı yanıtların valiyi şok ettiği belirtildi.
Vali İlhan Atış, daha önce denetim için gittiği bir lisede öğrencilere Çanakkale Savaşları'nın nerede olduğunu sorduğunda, "Kars ile Erzurum arasında bir yerde" yanıtını alınca şoke olduğunu söyledi".
Sayın Valinin şok olduğu öğrencilerin yeterli derecede coğrafya ve tarih bilincinin eksikliği gerçeği uzun zamandır değişik platformlarda işlenmektedir. Başta öğretmen sendikaları ve ilgili kesimler ülkemizde Milli Eğitimin çökertildiğini belirterek acil önlemlerin alınmasını belirtiliyorlar. Daha önce dilekçe bile yazamayan üniversite mezunlarının olduğunu yazdığımda bazı kişilerin bu kadar da olmaz dediklerini, işin içinde olanlar ise durumun daha da kötü olduğunu belirtmişlerdi. Bir eğitimci olarak açık yüreklilikle biraz da özeleştiri yaparak söylediğim sözün nereye vardığını ve ne denli ağır olduğunu biliyorum. Ancak gerçeği de gizleyemeyiz. Liseden iyi eğitim almadan üniversiteye gelen öğrencilerin de bu sorulara cevap veremeyeceklerin söylemek yanlış olmayacaktır. Maalesef orta öğretimde çok az sayıda üniversite okuyacak nitelikte öğrenci üniversiteye gelebilmektedir. Bu durum Adana ve çevresine özgü değil; sorun bir bütün olarak ülkemizin tümünü ilgilendiriyor. Ülkemizde Milli Eğitimin sistem oturtamadığı sık sık başta Talim Terbiye Kurulu olmak üzere yöneticilerin değiştiği, her iktidar döneminde müdürlerin değiştiği ve bunun da eğitime zarar verdiği sıkça işlenmektedir. Öğretmen örgütleri bu ve benzeri anlayışlar yanında ücretlerin açlık sınırında olan yaşam koşullarından kaynaklandığı durumunu belirterek öğrencilerini istedikleri gibi eğitemediğini ve eğitim sisteminin çökme noktasına geldiğini belirtiyorlar. Bunun birçok nedenleri var ve bir günde oluşmuş bir durum olmadığı görülüyor.

Eğitim İçeriden Çökertildi
Maalesef bugün ülkemizde eğitim, parası olanın aldığı bir olanak noktasına gelmiştir. Eğitimin adım adım özelleştiği bir ortamda bir tarafta sayıları hızla artan özel okullar, dershaneler, öbür tarafta açlık sınırının altında maaş alan öğretmenlerin, genelde yoksul aile çocuklarının gittiği devlet okullarında vermeye çalıştığı eğitim sistemi. Bir zamanların en çok önemsenen kurumu Milli Eğitim okullarının bugün neredeyse ilgisiz ve gariban kaldığı görülüyor. Değişik vesileler ile ziyaret ettiğim Milli Eğitim Okullarının genel görüntüsü, tuvaletleri, duvarlardaki renk ve resimlerin iç kararttığını hem ilgili müdürlere açıkça ifade ettim, hem de yazdım. Bu ortamlarda ve yapılanma içinde ne eğitim ruhu ne de öğrencide öğrenme becerisi ve hevesi geliştireceğini düşünüyorum.

Lise Eğitimi Yetersiz
Sayın vali adını gizli tuttuğu bir lisede öğrencilere yönelttiği sorulara karşılık aldığı cevaplar karşısında hayretler içinde kaldığını belirtiyor.
"Lise 1 öğrencisine Adana'nın ilçelerini sordum. Sadece 'Seyhan, Yüreğir, Pozantı' dedi. Herhalde Pozantılıydı. Lise 2 öğrencisine aynı soruyu sordum. 'Hatay, İskenderun, Tarsus' diye saydı. Lise 1 öğrencilerine 'Çanakkale Savaşları'nı kim anlatacak' diye sordum. Anlatan çıkmadı. Aynı soruyu lise 3'deki bir öğrenciye sordum, bilemedi. 'O zaman Çanakkale Savaşları nerede oldu? Çanakkale Savaşları Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde mi oldu, yoksa Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi oldu?' diye şaşırtıcı bir soru sordum. Tartıştılar, karar verdiler; 'Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde' dediler. Lise 3'lere Türkiye'nin komşularını sordum, 'Yunanistan ve İran' dediler. O kadar. Başka yok. Bu korkunç bir şey. Okul müdürü bana 'Çocukları heyecanlandırdınız' dedi. Bağışlayın ama bunun heyecandan olduğunu düşünmüyorum. Bundan böyle kaymakamlarımız okulları sık sık ziyaret edecek. Gerekirse İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşeceğini belirtiyor.

Sayın Atış, öğrencilerin ayrıca Adana'nın ilçelerini, Türkiye'nin komşularını da sayamadıklarını belirterek öğrencilere her gün 10 dakika çevreyi ve ili tanıtıcı bilgiler anlatılması için kaymakamlara talimat verdiğini kaydediyor.

İlin Mülkü amiri olarak vereceği bu uyarının yararı olabilir, ancak mevcut sistemin yapısından kaynaklanan eğitimin ezberci olması ve sınava endeksli yapısı ile kişinin kendisini geliştirmesine müsaade etmediğini belirtmek isterim. İlkokul 4 sınıftan itibaren ayrışmaya başlayan ve sürekli test esasına dayalı, analiz etmeden cevaba odaklanan eğitim sistemi kişiyi geliştirmez. Açıkçası hiçbir öğrenci de kendini geliştirmek için değil, sınavı kazanmak için çırpınıyor. Çünkü sınav eşittir geleceğini belirlemek durumu söz konusudur.

Eğitim Ortamı Yetersiz
Evet, bu durum bireysel olarak öğrencilerin sorumluluğunda olabilir ancak, eğitim sisteminin ve de hepsinden önemlisi okullarımızın içinde bulunduğu ortam çok daha önemli. Bildiğimiz gibi eskiden bir lise öğrencisi, en azından kendi ülkesinin yazarlarını okumuş, dünya klasiklerini okumuş, herhangi bir konuda tartışmaya girebilecek ve farkına varılabilirliği gelişmiş bir netlikteydi. Şimdi kendi yaşadığı ortamı bilmeyen, çevresinde ne tür yerleşimler var, özelikleri ve tarihi geçmişini bilmeyen, merak etmeyen bir öğrencinin veya gençliğin bu ülkenin geleceğine ne katabileceğini hepimizin düşünmesi gerekir. Sanırım Sayın Vali bu durumdan kaygı duyduğu için haklı olarak şoke olmuştur.

Sorumlu Kim
Sayın Valinin kaygılarına katılmamak elde değil. Ancak sorun nerde ve kimde? Öğrencide mi? Yoksa eğitim sisteminde mi? Bu sorunun cevabını net olarak söyleyebilmeliyiz. Bu sorunu salt öğrenciye yüklersek birkaç yıl sonra bir başka valimiz daha şoke olacak cevaplar alacaktır. Ancak sistemi sorgular ve gereğini yapmak için köklü çözümler ararsak o zaman ülkemiz nitelikli insan kaynağına kavuşmuş olur. Bu bağlamda ülkemiz eğitimi kendisini yeniden gözden geçirmelidir.
Bunda hepimizin büyük sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak temel sorumluluk eğitim sistemimizdedir. Hiçbir öğrencisini araştırmaya yönlendirmeyen, kitap okutmayan, tiyatroya sinemaya gitmeyen, yanı başındaki, üniversiteyi ziyaret edemeyen bir kurumdaki gençler doğal olarak gelişmez. Kesin rakamı bilmiyorum ancak öğrencilerimiz içinde halen sinemaya ve tiyatroya gidemeyenlerin varlığının yüksek oranda olduğunu düşünüyorum.

Anzaklar Çanakkale’ye Dedelilerinin Savaştığı Yeri Görmeye Geliyorlar, Ancak Bizim Çocuklar Dedelerinin Nerde Niçin Savaştıklarını Bilmiyorlar
Sayın Valinin Çanakkale savaşı ile ilgili sorusunu sorduğu tarihlerde 18 Marta Avusturya ve Yeni Zelandalı (Anzaklar) öğrenciler 15000 km öteden gelip dedelerinin savaştıkları yerleri ziyaret ediyorlar, bizim öğrenciler dedelerinin nerede savaştıklarını bilmiyorlar. İki ülkenin eğitim sisteminin karşılaştırılması bize acilen eğitim sistemimizin kökten sorgulanmasının zamanın çoktan geçtiğini ve durumun vahim olduğunu gösteriyor.

Ülkemiz çocuklarının tarih bilincinden yoksun olmasının bir nedeni de ülkemizin okuyan insana değer vermemesidir. Okuyan, eleştiren öğrenciler gerekli cesareti okul idarelerinden görememektedirler. Okullarda münazaraların olmaması, tartışmaların yaratılamamasıdır. Tarih ve coğrafya bilinci, ancak biraz öğrenci merkezli eğitim ile kazandırılabilir. Ülkesinin değerlerini bilmek için yerli malı haftasında tutun da çevre gezilerine kadar bir çok aktivitenin bilfiil öğrenciler tarafından düzenlenerek sağlanabilir. Son yıllarda özel okullar biraz da durumu iyi olan velilerin gittiği okula bildiğim kadarı ile Çanakkale’ye, Anıtkabire ve diğer görülmesi gereken yerlere öğrenci turları yaptırmaktadırlar. Milli Eğitimin bu tür uygulamalara destek vermesi anlamlı olacaktır.
Sayın vali öğrencilere Çukurova Üniversitesi'ni (ÇÜ) gezip gezmediklerini de soruyor, , yalnızca 4- 5 öğrencinin 'gezdik' cevabı verdiğini belirtiyor. Burada sorun öğrenciden çok okul idarelerinin bu tür organizasyonları yapmaları gerekir.

Bizimde Yapabileceklerimiz Var
Daha önce bu önerimi değişik vesileler ile Üniversitemiz yetkilerine üniversite ile Mili Eğitim İl Müdürlüğü arasında bir işbirliği ile üniversite hocalarının popüler bilim konularında Liselere konferans verebilir önerisini iletmiştim. Kendim başta Fen Lisesi ve diğer öğrencilerin projelerine katkıda bulunmanın yanında TEMA gönüllüsü olarak değişik okullara giderek doğa, tarım, çevre, eğitim konularında sunular yapmaktayım. İsteyen okula da her an gitmeye hazırın. Beyni açık genç öğrencilerin ilginç sorularını dinlemekten hoşnut oluyorum. Bu bağlamda okullara gidebilecek ve anlatacak hocalarımın olduğunu biliyorum. Hepimizin bireysel olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz gerekir. Ancak bu devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Vergi veren her yurttaşın parasız ve kaliteli eğitim alma hakkı her zaman vardır ve hepimizin sosyal hukuk devletine uygun olarak ülkemizin devlet eli ile çağdaş medeni toplumlar seviyesinin üstüne çıkmak için gençliğimizi iyi eğitmemiz gerekir.

Acil Öneriler
Nitelikli eğitim sorunu, ülkemizin var olmak ve yok olmak sorunu kadar önemli bir sorundur. Hatta daha ileri gideyim, bugün ülkemizin yaşadığı bunca sorunun temelindeki insan kaynağı sorunu bu sıralarda başlıyor.
Mutlaka konu bir bütünün parçası olarak enine boyuna bir devlet politikası ile çözülecek niteliktedir. Bunun için günün koşullarına uygun yeniden bir eğitim reformu şarttır. Bunu yapmaya mecburuz. Bu gidişat hiç hoş değil ve ülkemizi ileriye taşımakta yetersiz kalıyor. Bu aşamada yapılabilecek olan, Milli Eğitim şurasının toplanıp acil önlem alması gerekiyor. Olayın bir bütün olarak ele alınması gerekir.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü