Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türk Milliyetçilerinin “Söğüt Misyonu”

09 Temmuz 2009
İkbal VURUCU

Milliyetçi entelektüeller, Türkiye’nin en köklü sivil toplum örgütü olan Türk Ocakları’nın bünyesinde “milliyetçilik – ulusalcılık, millî devlet – ulus devlet” konusunda meydana gelen kavram kargaşasını aydınlatmak üzere bir çalıştay düzenledi. Bu toplantı 20-21 Haziran 2009 tarihlerinde, simgesel bir anlamın da gözetildiği, Osmanlı beyliğinin büyük bir dünya devleti haline gelişinde çıkış noktası olan Söğüt’te icra edildi. Çalıştayda, millî devlet kavramı ve millî devletin geleceği; milliyetçilik ve ulusalcılık arasındaki benzerlik ve farklılıklar; Türk milliyetçiliğinin gelecek vizyonu; millî devlet ve milliyetçilik konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. “SÖĞÜT TOPLANTILARI” olarak adı konulan çalıştayın her yıl düzenlenerek süreklilik kazandırılacağı bir başka önemli haber.
Çalıştayda alınan kararların[*] her biri çok önemli olmakla birlikte biz burada sadece milli devlet ve ulus-devlet arasındaki fark konusunda kısaca görüşlerimizi sunacağız. Söğüt Toplantısından çıkan sonuç bildirisinde bu iki kavram arasındaki farka vurgu yapan şu kararlar alınmıştır:
- Millî devlet kavramı, batılı literatürde kullanılan anlamından daha geniş bir muhtevaya sahiptir. Modernleşme sürecinde ortaya çıkan “ulus devlet” akılcılığın etkilediği modernleşmenin bir kurgusu görünümündedir. İmparatorlukların ve teokratik yapıların yıkıldığı dönemde ortaya çıkan ulus devlet bu özel çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türk milliyetçiliği perspektifinden bakıldığında, devlet kavramı kendi köklü geleneksel kültürümüz içinde anlam bulduğu için devletin millîlik vasfına işaret eden millî devlet kavramı özel anlam taşır ve ulus devlet kavramından daha kapsayıcıdır.
- Millî devlet milletin hür ve bağımsız yaşama iradesinin devletin bütün kurum ve kurullarında tezahür ve tecessüm ettiği devlettir. Millî devlet milletin siyasî, sosyal ve kültürel olgu olarak varlığına bağlıdır. Milletlerin varlığı sosyolojik olarak birbirinden farklıdır. Dolayısıyla millî devleti, dünden bugüne milletin varlığı ve egemenliğini sürdüren bir kurum olarak değerlendirmek gerekir.
- Türk milleti kavramı, bir etnisiteyi değil, bu coğrafyada bin yıldan bu yana yaratılan medeniyeti ortaya koyan ve dün olduğu gibi bugün de, gelecekte de bir arada yaşama iradesine sahip bulunan milleti ifade eder. Millî devlet buna bağlıdır. Küresel güçler etnisiteler üzerinden kendi bölgesel ve küresel çıkarları için yeni “devletler” üretmek istemektedir.
Kavramsal sorunlar olgusal olduğu kadar zihinsel sorunların varlığına da işaret eder. Günümüzde düşüncenin üretilmesine kaynaklık eden kavramlar olguların ve gerçekliklerin algılanmasında, tasavvurunda ve tanımlanmasında ciddi sorunlara kaynaklık etmektedir. Düşüncelerin tam ve açık bir şekilde ifadesinde kavramların bireyin zihninde berrak bir halde bulunması elzemdir. Çok önemli ve bir o kadar da yaygın bir kavramlaştırma hatası da “milli devlet” ve “ulus-devlet” terimleri arasındadır. Bu kavramların eş anlamlı kullanılması karşıladığı sosyolojik, kültürel ve siyasi içeriğindeki farklılıkları yok etmektedir. İki farklı kavram iki farklı olguya tekabül eder. Farklı sosyolojik olguları karşılayan bu iki kavramın Türkiye’de aynı toplumsal ve siyasi birimin yansıması olarak karşılanması devlet ve devlete bağımlı toplumsal, kültürel, siyasal çözümlemelerde önemli sorunların doğmasına sebep olmaktadır. Başka bir deyişle çözümlemede kısırlığın olduğu kadar yüzeyselliğin de bir göstergesidir. Milli devlet ve ulus-devlet arasındaki fark toplumsal, işlevsel ve amaç noktasında değişik referans noktalarına işaret eder.
Modern devlet milli bir devlettir. Kendinden önceki muadillerinden, dayandığı siyasal toplumsal, meşruiyet kaynakları, kurumları, etkinlik alanları ve uluslar arası sistemdeki konumu açısından farklılaşır. Modern öncesi dönem devlet forumları gibi kişi ve grup egemenliğine dayanmaz. Yine kendisi gibi büyük dönüşüm geçirerek teşekkül eden modern toplumun formu olarak “millet” egemenliğine dayanır. Milleti teşkil eden unsurların ve anlamını kazandıran simgesel ifadelerin özgünlüğüne bağlı olarak kısmi olarak değişik görüntülere sahiptir. Yani modern devletin karakteri kendini var kılan milletin niteliğine bağlıdır.
Modern öncesi devlet ile modern devleti birbirinden ayıran köklü farklılıklar ve belirleyicilikler vardır. Modern devlette meşruiyetin kaynağı ilahi değil dünyevidir. Egemenlik çoklu bir karakterde değil tektir. Ontolojik, aksiyolojik ve epistemolojik bir dönüşüm bu süreçte istihraç etmiştir. Bilginin sahibi, dinin otoriteleri, toplumun değer ve normları gibi alanlarda radikal değişimler modernliğin mütebariz vasfına dönüşmüştür. Devlet ve toplum arasındaki karşılıklı ilişki ve bağımlılık kurumlaşmıştır. Modern devlette, grup-cemaatler değil yurttaş bireyler eksenli bir ilişkiler düzeneği geliştirilmiştir.
Ulus-devletin yaratıldığı sosyolojik ve kültürel zemin tekçi bir görünüm arz eder. Hem toplumsal ve kültürel yapısı hem de bunun bir yansıması olarak siyasi kurumlaşması tekçidir. Yani tek bir kültür, tek bir ırk devletin milletini ve meşruiyet kaynağını oluşturur. Japonya gibi ülkeler, ulus-devlet formundadır. Türdeştir. Farklıklar mevcut değildir. Bu ülkeler farklılıklardan türdeşliğe evrilmemiş aksine tarihsel bir olgu olarak tek etnik yapının egemenliğindedir. Modern devletlerinin kuruluşu bu mevcut olgu üzerine inşa edilmiştir. Bu sebepten kültürel geleneklerinde farklıklarla ortak yaşama biçimi gelişmiş değildir.
Makaleyi milli devlet konusuyla haftaya noktalayacağız.
NOT: Bu makale Konya’da çıkan "Anadolu’da Manşet" gazetesinde yayınlanmak üzere hazırlanmıştır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü