Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türk Milliyetçilerinin “Söğüt Misyonu”: Düşünce İftarını Açmak-2

16 Temmuz 2009
İkbal VURUCU

Milli devlet ve ulus-devlet arasında bir özdeşlik var gibi algılansa da özdeş değildir, demiştik. Milli devlettin ulus devletten farkı ve bununla birlikte bütün modern devletlere özgünlüğünü kazandıran “millet” olgusunun sosyolojik yapısıdır. Batının sosyolojik ve siyasal kuram ve söylemin içeriği ile mevcut toplumsal gerçekliğin inşası arasındaki paradoks “millet”, “ulus-devlet”, “milliyetçilik” ve “milli kimlik” tanımlarına içkindir.

Milli devletin tanımlanması ve çözümlenmesinde Millet ve milliyetçilik gibi kavram ve olguların da modern toplumsal yapıdaki yerinin ve işlevinin belirlenmesi gerekir. Çünkü devlet formu toplumsal yapının formuna göre şekillenmektedir. Devlet millet ve vatan gibi soyut kavramların somutlaşmış biçimidir. Modern devlete meşruiyetini kazandıran millet, devlet varlığıyla örtüşen bir bütünsellik sergiler. Bu sebeple esas olarak milli devletlerin üzerine kurulan ulus-devletler Japonya gibi türdeş bir kültürel karakter sergilemezlerse de, batının etkisiyle, bu yöne doğru bir “inşa” sürecine girerler. Bugün modern batı toplumlarının başarılı olduğu ve batıya öykünen batı-dışı toplumlarda kötü bir pratiğe kaynaklık eden devlet oluşumu, asimilasyon amacıyla farklılıkların yok edildiği bir tecrübeyi yaşamıştır ve hala yaşamaktadır. Bu türdeşleştirme modeli genel olarak, batı modernizminin ürettiği devlet ve toplum modeliyle uyuşan bir durumdur.

Tarihsel gelişim düzleminde, Türk milliyetçiliği, Türk milleti ve Türk milli kimliğinin oluşumunun gözlemlenmesi, Türk devlet(ler)inin dayandığı sosyolojik zemininin de ortaya çıkmasına imkan sağlar. Türk Milliyetçiliği’nin devleti (ve yurttaşlığı) esas alan bir düşünce sistemi olması tarihin getirdiği “imparatorluk” misyonunun bir zorunluluğudur. Özellikle Osmanlı Devleti’nin toplumsal yapısındaki etno-kültürel farklılıklar modern Türk Milliyetçiliğinin nüveleşme döneminde salt etnik Türk unsuru üzerinde değil, devleti ve coğrafyayı önceleyen bir temele dayanmasına kaynaklık etmiştir. Türklük kavramı Osmanlının son dönemlerinde modern anlamda içeriklendirilmiştir. Bu süreçte somut toplumsal ve kültürel gerçeklikler belirleyici olmuştur. Türk Milliyetçiliğindeki devletseverci tutumun kökleri de salt “devlet”in kutsallığından değil “bağlılık”, “dayanışma”, “ortaklık” unsuru olarak milli birlik için araçsallaştırılmasındandır. Dağılma döneminde devletin bu önceliği çok kültürlü sosyolojik yapının bir neticesidir. Yani, Türk milliyetçiliği, bütün grupların ortak bağlılık unsuru olarak “devlet” ve “vatan”ın başat işlevsellik kazandığı bir ortak yaşam biçimidir, kültürdür, kimliktir.

Türk Milliyetçiliği’nin oluşumu sürecinde Osmanlı Devleti’nin toplumsal ve kültürel yapısındaki çeşitlilik, Türk Milliyetçiliğine yapısal ve işlevsel açıdan etki yapmıştır. Mustafa Celalettin Paşa’dan, Ahmet Arvasi’ye uzanan çizgide “Türk değiller!” diye itham edilen zihinlerin Türk kimliğinin yoğurucusu olmaları da, Türk milliyetçiliğinin temel olduğu devlet ve kimliğin anlaşılmasının nirengi noktasını teşkil eder. Türk kimliğinde bireyin doğuştan sahip olduğu verili kimlik unsurları millet, milliyetçilik ve kültür oluşumunu belirlememiştir. Türk kültürünün bu vasfı, yani farklı etnik ve ırki belirlenimlerin üstünde ortak bir Türk kimliğinin yaratılması, kendilerini bu kimliğin bir mensubu olarak görmelerini sağlamıştır. Türk milletinin bu tarihsel özgül niteliği, Türklerin devlet kuruculuğunda başat rol oynamıştır. Bu sebeple Söğüt Çalıştayı’nda alınan “millî devleti, dünden bugüne milletin varlığı ve egemenliğini sürdüren bir kurum olarak” değerlendirmek isabetli bir yaklaşımdır.

Milli devlet ve ulus-devletin anlamsal içeriğindeki farklılığı yetkin bir biçimde çözümleyenlerin başında gelen Durmuş Hocaoğlu, İbni Haldun’un asabiye kavramı ekseninde konuya başka bir açıdan açıklık getirir. Ulus devletlerin millî devletlerin içerisinden doğduğunu vurgulayan üstada göre, Millî devlet, belirli bir asabiyeye istinat eden, bu asabiye üzerine müesses ve bu asabiye tarafından tesis, muhafaza ve müdafaa edilen ve devlet dara düştüğünde de herkesin çil yavrusu gibi dağıldığı bir ortamda yalnız devletin kan bedeli ödemek için bu asabiyenin çocuklarını çağırdığı devlettir. Bu bakımdan, çok milletli bir imparatorluk olan Osmanlı da bir millî devlettir, Selçuklu da, Göktürk de, Türkiye Cumhuriyeti de; bir kurucu asabiye vardır ve İbni Haldun bu asabiyeyi soy asabiyesi olarak çok net bir şekilde tarif eder, aynı soy! Üstada göre ulus devlet ise, tarihin belli bir döneminde ortaya çıkmıştır. Bu yüzden belki de bir gün tarihe gömülecektir. Rasyonel bir şekilde bir gün, tarihten gelen her şey gibi tarihe dönebilir. Onun daha ileriye götürülmüş, daha rafine bir biçimidir; fakat, ulus devlet, millî devlet kadar, yani geniş anlamdaki millî devlet kadar dayanıklı değildir. Millî devletler ⎯ ki, ulus devlet de onun bir şeklidir; genel anlamda millî devlet ⎯ ulus devletlerden siyasî çalkantılara karşı çok daha mukavemetlidir. Bu, ulus devletin millî devletin özel bir biçimi olmasından ileri gelmektedir.[1]

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Devlet, millet ve vatanın somutlaşmasıdır. Bu sebeple devlet, millet ve vatanın formuna, yapısına, içeriğine, bileşenlerine göre biçimlenir. Her devlet milli bir devlet vasfı taşır. Yani milli devlet, bütün devletler gibi bir kurucu etnisiteye dayanır. Devletin zamanla toplumsal ve teritoryal açıdan genişlemesi ana kurucuların temel olduğu bir birleştirici zeminde esnek bir karakter kazanır. Başka bir deyişle, Milli devlet bir millet üzerine bina edilmekle birlikte esnekliğin ana malzemesi kurucu soy, esneme payı ise tali toplulukların etkileme paylarıdır. Ulus-devlet ise tarihsel bir olgudur. Tarihin bir dönemde ortaya çıkmıştır. Ulus-devlet bitse de milli devlet ebed müddettir. 

___________________

[1] “Millî Devletimizin Geleceği”, Cumhuriyetin Kuruluşunun 80. Yıl Dönümü Vesilesiyle Millî Devlet ve Türkiye Cumhuriyeti , Haz: Mustafa Kahramanyol, Mayıs 2003), Ankara., s.28-40.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü