Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Biz sazan mıyız?

25 Mayıs 2010
İrfan AKAY

Yazılarıma başlarken son zamanlarda olanlardan bahsetmemin kendime bile gına getirdiğini ifade ederek, neler getireceği belli olmayan yeni bir devrin alacakaranlığında, değişimlerin, açılımların, saçılımların birbirine karıştığı tüm şer güçlerin cirit atar olduğu bir panayır yerine dönüşen Türkiye, halk deyimiyle “birilerinin çalıp birilerinin oynadığı” bir ülke haline gelmek üzeredir. Tarihinde zaman zaman milletine yabancılaşmış olanlar tarafından idare edilmeye alışık halkımız da olup bitenleri şimdilik kaydı ile seyretmektedir. İtişmelerin kakışmaların çıkardığı toz duman arasında neyin doğru, neyin eğri,neyin güzel, neyin çirkin olduğunu fark edememenin şaşkınlığı içinde gerçekten insan av olmamak için bir yol göstericiye gereksinim duyuyor.Onun için yazımın başlığına her oltaya takılabilen sazan balığını ad olarak koydum.Yeri gelmişken savunduğum fikirlerin Türk Ocakları fikrine uygun olmasına özen gösterdiğimi belirtmek isterim.

Var oluşta hiç değişmeyen yegâne prensibin değişmek olduğu gerçeğini göz önüne alarak, istesek de istemesek de ülkemizde çok şeylerin değişmekte olduğunu ve daha da değişeceğini görmek ve kabullenmek zorundayız. Sırf düşüncelerinden dolayı mahkûm edilenlerin hikâyeleri akla geldiğinde bazen insan yazmaktan çekinebiliyor. Allah bile insanı fiiliyata geçirmedikçe düşüncelerinden ve planlarından dolayı sorguya çekilmeyeceğini Kuran’ı Keriminde ifade ediyor. Fakat Tarih boyunca uygulanan bir hüküm devlet erkini elinde tutanların arabalarının yoluna taş koymanın cezasız bırakılmadığı yönündedir ve insanoğlu her zaman Tanrı buyruğuna uymayabiliyor. İnsanların elinde tuttuğu adalet terazisi daima güçlüden tarafı gösteriyor.

Zamanımızda Cumhuriyetin bina edildiği bazı temellerin tadilata uğratılması düşünülmekte ve behemehal “İkinci Cumhuriyet” adı altında uygulamaya konulması planlanmaktadır.Bazı değişikliklere örnek gösterecek olursak ilk aklıma gele aşağıda belirteceğim konulardır.:

Bunlardan birincisi:Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk denir ifadesiyle anlam bulan Türk kimliği yerine Türkiye vatandaşlığı,Türk Milleti yerine Türkiye halkı ikame edilerek şuurlu insanlar topluluğu olan millet daha kolay güdülebilsin diye günlük yaşayan, onun bunun güdümünde bir sürü haline dönüştürülmek istenmesidir..Daha önceleri kurucularının adını alan devletlere tabiiyet söz konusu iken hakimiyetin millete verildiği kutsal bir mücadelenin sonunda kurulan devletin adı Türkiye ve tebaasının adının da Türk olmasından tabi’i ne olabilir.Henüz millet olamamış bir halkın adı mı verilecekti.Halk ayrıdır millet ayrıdır.Halk kolayca ayrılıklara düşer millet düşmez..Bu arada bir zamanlar Türk Ocaklarının yerine Halk evlerinin geçirildiğini ve körpe Türk çocuklarının beyinlerine eski Yunan tanrıları yerleştirilmeye çalışıldığını ifade etmeden geçemeyeceğim.İşte halk ile milletin farkı burada bile hissettiriyor kendini..Bu uygulamaları halk unutur ama millet unutmuyor.Bu noktadan hareketle çok uluslu devletlerin yaşayamadığını istese de yaşatılmadığını;bir organizmada kangrenleşmiş veya kanserleşmiş durumlar var ise bir hekim gözüyle kesilip atılması gerektiğini ifade etmek isterim.

Bir başka konu, Türkiye inanç yönünden de mütecanis, uyumlu bir toplum değil. Milletin yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğunu ifade etsek de kendilerini İslam çerçevesinde gördüğümüz has Türk olan alevi vatandaşlarımız arasında bile İslâm’ın dışına çıkmak isteyenler ve geçmişlerinin antik Anadolu halkından Luwilere dayandıranlar olmaktadır. Hal böyle olunca geçmişteki din düşmanlığı uygulamalarından arındırılmış gerçek bir laikliğin Türkiye için en iyi bir idare şekli olduğunu belirtmek istiyorum.

Demokratik rejim hususunda Devlet etme işinin satılabilen, kandırılabilen, emret ağam, buyur şeyhim diyerek kendi fikrini oluşturmaya gayret etmeyenlerin çoğunlukta olduğu, karınlarını doyurmaktan başka derdi olmayan topluluklara sorulmaması gerektiğini daha önceki yazılarımda ifade etmiştim Aynı kanıdayım. .Bu konuda üniversiteler ve toplum bilimciler milletimize ne uygunsa onu araştırmalı ve geliştirmelidirler.

Ekonomi konusunda ise ekonominin kendine has kanunları vardır. Bu hususta fikir beyanı abes olur.Ancak tüketmekten ziyade üretmeli,almaktan ziyade satmalıdır.Faizin bereketsiz olduğunu ve borç alanın emir de aldığı gerçeğini ifade ederek herkese saygılar sunarım.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü