Türk Dünyası Yardım Kampanyası

MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZÜN KORUNMASI

11 Ocak 2008
İskender OKUDAN

Her toplumun kendine özgü bir kültürü vardır. Toplumlar varlıklarını, kendini oluşturan bireylerin davranış ve tutumlarının karşılıklı düzenlenmesine ve uyumuna borçludur.
Toplumu oluşturan bireylerin ortak bir kültüre sahip olmaları vasfı, onlara asgari düzeyde bir uzlaşma ve karşılıklı dayanışma içinde yaşama ve çalışma imkânı verir.
Toplumsal kültürü oluşturan davranış modelleri, hassasiyetler ve kurumlar, bireylere hayati öneme haiz bir amaç etrafında bütünleşme sağlayarak toplumsal kimlik kazandırır.
Sahip olduğumuz kültür, bir büyük tarihsel sürecin ve deneyimlerin süzgecinden geçerek şekillenmiş ve kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.
Geçmişten geleceğe uzanan kültürel mirasımızın korunması ve bize millet olma şuuru veren milli hassasiyetlerin, örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gibi büyük bir misyonumuz vardır.
Bu misyonu gerçekleştirecek kültürel politikaların oluşturulması için sahip olduğumuz kültürel gerçeklikten hareketle, özü koruyarak, çözülme ve yozlaşmanın önüne geçecek yeni stratejik kültürel eylem planlarının hazırlanarak hayata geçirilmesi büyük önem arz etmektedir.
Bireyin ihtiyaçlarını ve sınırsız özgürlüklerini ön plana çıkaran, toplumsal değerlere, dolayısıyla milli kültürümüze karşı olumsuz gelişme gösteren ve üretimden ziyade tüketimi teşvik eden küreselleşmenin getireceği sonuçların vakit geçirmeden irdelenerek gerekli tedbirlerin alınmasında büyük yarar vardır.
Küreselleşme kavramı genel olarak, herhangi bir şeyin dünya ölçeğinde mümkün kılınarak, dünyaya mal etme düşüncesi ve çabasıdır. Küreselleşme adeta insanlığın dolayısıyla bireylerin kurtuluşu, özgürlüğü, sınırsız arzu ve isteklerinin gerçekliğe dönüştürülebileceği bir süreç ve karşı koyulmaz bir sistem olarak dayatılmaktadır.
Bilgi iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmelere paralel olarak yenidünya düzeninde, özümüzü koruyarak değişimi ve gelişimi çağdaş dünyayla rekabet edebilecek düzeye getirecek dinamiklerin oluşturulması şarttır.
Sahip olduğumuz kültür bu dinamikleri oluşturacak deneyime, birikime ve hassasiyete sahiptir. Önemli olan, birey olarak toplum olarak bunu gerçekten isteyip istemediğimizdir.
Şuan karşı karşıya kaldığımız bu süreci çok önceden gören büyük önderimiz; “Kültür ortamla uyumludur. O ortam milletin karakteridir. Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara özellikle varlığı ile, hakkı ile, birliği ile ters düşen bütün yabancı unsurlarla mücadele etme gereği; milli düşünceleri büyük bir olgunlukla her karşıt düşünceye karşı şiddetle ve fedakârlıkla savunma zorunluluğu öğretilmelidir” diyerek adeta bizi uyarmıştır.
Bizden önce bizim insanımızın hayata geçirdiği bilgiler, inançlar, gelenekler, milli hassasiyetler, örf ve adetler fertlerimizi olgunlaştırarak, bize millet olma kimliği kazandırmıştır.
Millet olmanın hazzını ve mutluluğunu bu ortak değerleri ve hassasiyetleri paylaşırken yaşarız.

Sahip olduğumuz bu öz, töremizin devamını sağlayarak, her geçen gün davranış biriliğine giden dünya kültürü içerisinde dünya vatandaşı olarak değil,“Türk” olarak varlığımızı sürdürmemizin teminatı olacaktır.
Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü