Türk Dünyası Yardım Kampanyası

TÜRKİYE’NİN ENERJİ BAĞIMLILIĞI

05 Şubat 2008
Kerim ÜNAL

Her işte daha doğrusu her şerde bir hayrın olduğu gerçeğini zaman zaman yaşadığımız ama çoğu zaman da bundan dolayı ağır faturalar ödediğimiz konular vardır…

Ülkemizde özellikle havaların soğuması ile birlikte kamuoyunun önemli bir gündem maddesi haline gelen “doğalgaz” konusu da işte bunlardan birisi….Ülkemizin ciddi baş ağrılarından birisi olan doğalgaz, keşke magazinel konu haline getirilen “ İran doğalgazı kesti, ya da İran bugün de gazı yollayamadı” türündeki haberler kadar kısıtlı ve sınırlı olsa…

Enteresandır, Türkiye’de hangi konu öne çıkarsa çıksın; sorunun taşıdığı özellikler, konunun gerektirdiği uzmanlık birikimi, konuyla ilgili bilimsel ve istatistikî veriler gibi daha birçok unsurların var olup olmadığına bakmaksızın çok sayıda ahkâm kesenleri yazılı ve görsel medyada görmeye adeta alıştık.

Son yıllarda ülkemizde öne çıkan sorunların hemen tümü, anlaşılmaz bir biçimde aktüel bir magazin konusu haline getirilerek neredeyse aynı kişilerce( bir arkadaşım bunlara çok isabetli bir şekilde “ nöbetçi gevezeler” ismini takmış) basın-yayın malzemesi yapılır hale geldi.

İşin esasına baktığımızda¸konunun salt medya malzemesi olarak yazılıp, alakasız kişilerce birkaç televizyon kanalında reyting malzemesi olarak kullanılıp geçiştirilecek kadar sığ olmadığını bilmemiz gerekiyor… Evet, tüm ülkede Sibirya soğuklarını yaşadığımız bu günlerde İran’ın Türkiye’ye olan doğalgaz akışını durdurması, “ bir musibet, bin nasihatten iyidir” özdeyişinden hareketle aslında belki de ülke olarak enerji geleceğimizi bilinçli bir şekilde sorgulamamıza fırsat vermiştir.

Türkiye, 1997,1998 yıllarından itibaren gittikçe artan bir oranda enerjide dışa bağımlı, özellikle de doğalgazı tercihe zorlanan bir pazar konumuna getirilmiştir. Bu duruma, ister birilerinin çıkar sağlama sevdası, isterse de en hafifinden yöneticilerin bilinçsiz yanlış tercihleri sebep olmuş olsun, sonuç itibariyle ülkemizi enerjide çok karanlık bir konuma sokmuş bulunuyorlar…

Enerjide bazı rakamlara baktığımızda söylemeye çalıştığımız konular daha iyi anlaşılacaktır;

Türkiye, halen ithal etmekte olduğu doğalgazın yarıdan fazlasını doğrudan elektrik üretiminde kullanmaktadır. Bir başka deyişle; ülke elektrik üretiminin yaklaşık %40’ ı doğalgaza dayalı enerji santrallerinden elde edilmektedir. Dünyada büyük doğalgaz rezervlerine sahip ülkelerin kendisinde bile en fazla bu oran %25’i geçmemektedir.

İşin bundan daha vahim olan ayrıntıları mevcuttur. Elektrik üretim maliyetlerine baktığımızda; yaklaşık rakamlarla; 1 kw elektriğin üretim maliyeleri; Hidro-elektrikte yaklaşık olarak 3 cent, linyit kömürüne dayalı üretimde yaklaşık:4 cent, doğalgazda ise en düşükte yaklaşık 8 cent civarındadır.Neden en düşükte diyorum, bu konuda o kadar anlaşılması güç olan ve şirketten şirkete elektrik alım fiyatları değişen tablolar var ki!.. Anlayabilene aşk olsun.

Ülke olarak; petrol ve doğalgaza kıyasla oldukça zengin sayılabileceğimiz su kaynaklarımız, linyit yataklarımız, son dönemlerin gözdesi rüzgar ve jeotermal potansiyellerimiz gerçeğini düşündüğümüzde; içerisinde bulunduğumuz bu enerji bağımlılığını ve sarmalını anlamakta oldukça zorlanmamız gerekmez mi?

İran’ın sadece bu yıl değil, hemen her yıl bize yaşattığı doğalgaz sorununun aynısını bir başka zamanda Rusya’nın da yaşatmayacağını kimse garanti edemez. Bırakınız değişen dünya düzeni gerçeğini, teknik sebeplerle bile olsa kesilmeyeceğini kim garanti edebilir?

Her geçen yılda kullanım miktarını süratle artıran ve bu dönemlerde yılda yaklaşık 40 milyar m3 doğalgaz ithal eden ülkemizde ne yazık ki, gerektiğinde ihtiyacımızı giderecek bir doğalgaz depolaması dahi bulunmamaktadır.(Silivri’de bulunan doğal depo hariç)

Bütün bu karamsar tablo içerisinde, ne yapmamız gerekiyor konusuna gelince; Öncelikle ve özellikle, çok pahalı bir tercih olan elektrik üretiminde kullanılan doğalgaz miktarının azaltılması milli bir politika halinde uygulamaya konulmalıdır. Bunun yerine ülkemizde var olan yerli kaynaklara ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz kaçınılmazdır. Bu asla, çevre dostu ve asrın yakıtı olan doğalgaza karşı olmaktan değil, tamamen ülkemizin ekonomik ve stratejik açıdan çıkarlarına uygun olmadığından dolayıdır.

Doğalgaz; üretim verimliliğini doğrudan artırdığı sanayi sektörlerinde( cam, seramik, çimento gübre vs. gibi) ve özellikle de konut-işyeri ısıtmalarında kullanılmakla sınırlandırılmalıdır. Bunu yapmakla, hem özellikle kış aylarında gaz tüketim miktarının artmasıyla baş gösteren arz-talep denge sorunu aşılmış olur, hem de bugün artık iyice belirginleşen rekabet ortamına, üretimde ciddi bir girdi maliyeti oluşturan enerji fiyatlarında belli oranda temin olunacak düşüşlerin, en azından yeni zamların oluşumunun engellenmesi noktasında bile büyük fırsatlar sağlayacaktır.

Hemen her kış yaşanan arz güvenliğine kalıcı bir tedbir olarak ise; doğalgaz akışında boru hattının son kısmında bulunan alıcı ülke olmak yerine; Asya’dan Avrupa’ya köprü olma konumumuzun bize sağlayacağı avantaj paralelinde, doğalgazı hem ihtiyacımız olan kadarını kullanan, hem de doğalgaz ihracatçısı ülke ya da firmaların dünya pazarlarına ulaştırma misyonunu üstlenen bir konuma gelmesini zaman içerisinde sağlaması mutlak gereklidir.

Bakü-Tiflis-Ceyhan, ve Kerkük –Yumurtalık Petrol Boru Hatları, Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ham petrol taşınan hatlardır. Bunlarda herhangi bir kesinti veya aksama olduğunda çok sayıda ülke ve bölge etkileneceğinden, bu hatlara ülkeler ve çok uluslu şirketler özel ihtimam gösterirler. İran Doğalgaz Hattı veya Rusya-Türkiye (Mavi Akım dahil) eğer sadece Türkiye’ye doğalgaz sağlayan hatlar olmak yerine Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya pazarlarına gaz taşıma misyonu da olsa idi, kesinlikle sebebi ne olursa olsun; bu gaz kesilmesi olmaz idi.

Bu sebeple, başta Nabuco projesi olmak üzere, Türkmenistan-İran-Türkiye-Avrupa Projeleri ile Azeri Gazını Türkiye üzerinden batıya taşıyacak projeler üzerindeki atalet ve duyarsızlıklar kaldırılarak bir an önce fiili çalışmalar başlatılmalıdır.

Daha birkaç yıl öncesine kadar sadece 5 ilde doğalgaz kullanan Türkiye bugün 51 ilde doğalgaz kullanır durumdadır… Bu durum ısınmada ekonomi ve çevrecilik açısından ciddi bir avantaj yaratıyor olmakla birlikte, yaşanan gaz kesintileri nedeniyle başta vatandaşlar olmak üzere sorumluluk sahibi çevrelerde tedirginlik yaratmaktadır. Bunun giderilmesi toplum psikolojisi ve sosyolojik açıdan ayrıca elzem görülmektedir.

İşin diğer vahim bir boyutu ise; uzun dönem uluslararası alım antlaşmalarının olmazsa olmaz şartlarından birisi olan “al ya da öde” (take-or-pay) cezai maddesi neden işletilmez? Her yıl tekrarlanan bu tür vahim sorunlar çoğu kere Sayın Başbakanın özel ve sempatik ilişkilerine bağlı ricalar ile çözülemez… Bu uluslar arası antlaşma hukuku ve kurallarına uyan bir durum da değildir. Nasıl ki Türkiye değişik zamanlarda almadığı gazın bedelini hem İran’a hem de diğer gaz aldığı ülkelere ödemek zorunda kaldı ise; şimdi antlaşmalarla sağlanan bu hakkını kullanmalı, en azından bir sonraki dönemlerde caydırıcılık sağlaması açısından faydalı olacaktır. Ayrıca da Türkiye makûs talihi gereği hep “masada kaybeden ülke” olma halini bir şekilde tersine sorgular olacaktır…

Türk Ocakları Merkez Yönetim Kurulu Üyesi

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü