Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Türkistan Esintileri-1

21 Mayıs 2012

Türk Ocaklarının kuruluşunun 100.yılı kutlama programları çerçevesin de  Genel  Merkez tarafından organize edilen Özbekistan ve Kazakistan’ı içine alan Türkistan gezisi 8-17 mayıs tarihleri arasında gerçekleşti. 8 i  Isparta’dan, toplam 40 kişinin katıldığı grup 4,5 saatlik bir İstanbul-Taşkent uçuşu ile Özbekistan’a ulaştı. Ata yurdumuza olan Türkistan gezimiz hakkında Ispartalılar ve Isparta kamuoyu tarafından da bilgi sahibi olunsun düşüncesiyle bu değerlendirme yazısı kaleme alınmıştır. Yazı 4 bölümden oluşacaktır. Birinci bölüm Genel bilgiler, İkinci bölüm Özbekistan,  Üçüncü bölüm Kazakistan ve Dördüncü bölüm izlenimler ve Sonuç  içerecektir.

Türklerin Atayurtları olan Orta Asya da, Dünyanın en büyük Devletlerini, İmparatorluklarını (Büyük Hun İmparatorluğu ,  Göktürk Devleti) kurduklarını, kültürel ,sosyal ve siyasal bazı sonuçlara ulaştıklarını biliyoruz.

Orta Asya da Türklerin yaşadığı bölge Altay Dağlarından Çin seddine, Baykal gölünün kuzeyinden Tibet yaylasına kadar olan bölgedir. Yüz yıllarca yaşadıkları  bu bölgenin tümüne Türkistan denmektedir. Bir bakıma Türklerin Dünyayı ilk yorumlamaya çalıştıkları ve Dünyaya ilk baktıkları yerdir Orta Asya. Bu gün Anadolu da yaşayan boy ve oymakların, Aşiret ve grupların tarihsel izlerini aradıklarında karşılarına çıkacak yer  Orta Asya’dır.

Orta Asya da böylesine devletler ve imparatorluklar kurarak başarılar elde etmiş olan Türkler daha sonra çeşitli siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel  sebeplerden dolayı  zayıflamışlar, düşmanlarına ve dış güçlere karşı olan üstünlüklerini yitirmeye başlamışlardır. Devlet içinde kardeş kavgaları başlamış, iç bunalımlar gün geçtikçe artmaya yüz tutmuştur. Netice olarak Türkler yekpare yaşama biçimini  kaybetmeye başlamışlardır. Zaten Tarih boyunca ortada olan bir gerçektir ki Türkler ne zaman kendi iç kavgalarına başlamışlar işte o zaman bozulmaya, dağılmaya, zayıflamaya yüz tutmuşlardır. Bana göre bu hastalıklı alışkanlıkları hala devam etmektedir. Ne zaman  ki  inandıkları değerlere karşı olan mesuliyetleri  ve samimiyetleri ikinci planda kalmıştır işte o zaman ferdi ve nefsi gaye ve değerler ön plana çıkmış ve topluluk olarak gerileme, başkalarının egemenliğine girmeye başlamışlardır.

Orta Asya’daki birlik ve beraberliklerini yitiren Türkler iktisadi yönden  de pek iyi değillerdi. Orta Asya’nın bozkır iklimi, coğrafi durumun müsait olmaması, iklimin sıcak ve kurak olması Türkleri rahatsız eden, onları yeni arayışlara ve hal çareleri bulmaya sevk eden amillerdir. İşte 10.yüz yıldaki Türk göçleri böyle başlamıştır. Bir kısmı Hazar Denizi’nin kuzeyinden Avrupa ya doğru, diğer bir kısmı da Hazar Denizinin güneyinden İran ve İran üzerinden Anadolu ya göç ettiler. Bu göçleri belirli gayeler den yoksun ve sonu  meçhul  birer macera hareketi olmaktan kurtarıp başarılı bir şekilde  hedefine ulaştıran başlıca sebep de hemen bütün göçlerin Türk hükümdar ailesi mensupları tarafından  bir disiplin içinde sevk ve idare edilmeleridir.

Türklere bu günkü Anadolu topraklarının kapısını açan Büyük Selçuklu imparatoru Alparslan’ın 1071 de ki Malazgirt  zaferinden  çok önceleri Türk akınlarının sürekli yapıldığını, Tekke ve Tasavvuf  Şeyhlerinin  fetih den önce bu yörelere kadar gelip yerleştiklerini ve İslam dinini yayma faaliyetlerine başladıklarını biliyoruz. Peki  bu  göçler sonucunda  Orta Asya’da Türk kalmamış mıdır. Hayır bunu söyleyemeyiz. Bugün   uzun  yıllar Sovyet Rusya’nın boyunduruğu altında yaşamak zorunda kalan Türk-i  Cumhuriyetleri  dediğimiz ve hepsi ile Türkçe konuşarak anlaşabildiğimiz Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ı oluşturan halk yine geride kalan Türklerdir. İşte biz  gezimizi  bu kardeşlerimizden ikisine Özbekistan ve Kazakistan’a  yaptık…

Türkistan Esintileri- 2 (Özbekistan)

Türkistan Esintileri – 3 (Kazakistan-Ahmed Yesevi Hz.)

Türkistan Gezisi İzlenimleri ve Sonuç

Op. Dr. Levent BAŞYİĞİT

Türk Ocakları Isparta Şubesi Başkanı

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü