Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Katliamın Anlamını Düşünmek

06 Mayıs 2009
Mehmet MACİT

Mardin’in Mazıdağ ilçesi Bilge köyünde 6’sı çocuk 17’si kadın 44 kişinin acımasızca katledilmesi insanlık ayıbıdır. Bu feci olay husumetle, cehaletle, problemli ailevî ilişkilerle açıklanamaz. Birileri köy nüfusunun çoğunluğunu oluşturan grubun yok edilmesine karar vermiş ve katliam son derece ustalıklı şekilde uygulanmıştır.

Erkeklerin ve kadınların cemaat halinde namaz kıldıkları saate denk getirilen saldırı, kimsenin ne olduğunu anlamaya fırsat bulmadan 5–10 dakika içinde gerçekleştirilmiştir.

Öldürülenlerin çoğu çocuk, kadın ve yaşlı insanlar. Olayın faili olarak yakalanıp adliyeye sevk edilen 8 kişi tutuklandı; bunların verdikleri ifadeler henüz açıklanmadı. Aynı köyden ve hatta aynı aileden iki grup arasında eskiye dayanan bir husumetin, arazi ve rant anlaşmazlığının bulunduğunu son olarak katledilen ailenin kızının saldırganların rızası dışında evlendirilmesine öfkelenen tarafın bu vahşete yöneldiği ifade ediliyor.

Bu olayın toplumda yaratığı travmatik etkilerinin kısa sürede giderilmesi elbette mümkün olmayacaktır; 44 canı gözlerini kırpmadan alan insanların varlığı zihinlerde çakılı duracaktır.

Zaman zaman ülkemizin çeşitli yerlerinde ortaya çıkan insanlık dışı eylemlerin, cinayetlerin hiçbiri bu olayla kıyaslanamaz. Saldırıyı yapanların sayılarının fazlalığı bu gaddarlığın kolektif bir iradenin ürünü olduğunu, bebek yaştaki çocukların, kadınların, savunmasız insanların bilinçli şekilde katledildiğini, faillerin vicdani ve insani bütün değerlerden yoksun olduğunu göstermektedir.

Katliamı köy koruculuğuyla yahut Devlet’in yanlış politikasıyla, görevlilerin baskısıyla izaha kalkışanlar, her zaman yaptıkları gibi gerçekleri örtmeyi amaçlıyorlar. Bölgenin sosyal ve psikolojik yapısı, kültürel dokusu zaman geçirilmeden incelenmeli, etkili tedbirler alınmalıdır. DTP üzerinden örgütün buraları kontrole almasını demokratik bir tercih olarak alkışlayanlar, Kandil Dağı’nda Karayılan’la görüşüp kamuoyunu onun ne kadar barışsever ve uzlaşmadan yana olduğunu inandırmaya çalışanlar, Türkiye Devleti’ni ve güvenlik görevlilerini her vesileyle suçlayıp yıpratmak isteyenler kapsamlı bir sosyolojik araştırmaya doğal olarak yanaşmayacaklardır.

Çünkü gerçeklerle yüzleştikleri takdirde buralarda hüküm süren sosyal ve beşerî problemlerin varlığını kabul edecekler, sadece soy ve dil iddiasından ibaret bir eksen üzerinde yürütülmekte olan milletleşme iddiasının safsata olduğunu göreceklerdir. Baskı ve tehditle, terörle insanları sindirmek, örgütü bölgenin egemeni kılmak toplumsal gerçeklerin varlığını ortadan kaldırmıyor. Töre cinayetleri, kadınların ikinci sınıf konumları, feodal ilişkiler, kan davaları belirli bir coğrafyada yoğunlaşıyorsa bunun nedenleri mutlaka düşünülmelidir.

Yaşanan bu gibi olayların sorumluluğunu Devlet’e yıkarak örgütü meşrulaştırmaya, PKK terörünü hafife almaya çalışan çevreler dikkatlerini biraz da bölgenin sosyolojik yapısına, kültür dokusuna yönlendirselerdi problemler bu derece ağırlaşmazdı; şiddet, terör siyasetin en etkili yöntemi haline gelmezdi.

Mardin’in Bilge köyünde yaşanan katliamın kurbanları şimdi mütevazı bir mezarlıkta yan yana yatıyorlar. Ancak geride kalanların yürek dağlayan acıları, yetim kalan çocukların çaresizliği, köyün geleceğinin belirsizliği buralarda insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu belgeliyor. Bu feci olay herkesi düşünmeye sevk etmeli, insanî değerlerden uzaklaşan, manevî ufukları tıkanan insanların varlığını doğal karşılamak yerine çözüm yolları aranmalıdır.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü