Türk Dünyası Yardım Kampanyası

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNDEKİ OLAYLARIN ARDINDAN

12 Nisan 2008
Mehmet MACİT

Geçen hafta Akdeniz üniversitesi kampusunda yaşanan olaylar, gündemin ilk sıralarına oturdu, bir haftaya yakın süre çeşitli açılardan yorumlandı. Özellikle olayların içindeki bir şahsın, tabancasıyla ateş etme görüntüleri şok etkisi yaptı; büyük tepki topladı.

İlk günlerdeki yorumlarda, bazı gizli odakların Türkiye’yi yeniden 80’ler öncesinin iç kavga ortamına sürüklemek istediği görüşü ağırlık kazanıyordu. Ekranlara yansıyan görüntüler bu kanaatleri pekiştirir nitelikteydi.

Ateş eden şahsın kişiliği üzerinde yoğun bir araştırma başlatıldı. Bu kişinin Ülkü Ocaklarına ve MHP’ye girip çıkmış olmasından ve bazı görüntülerden hareketle vakit geçirilmeden hükümler üretilmeye başlandı. Bilinen kesimler, ülkücüleri bir kere daha “suçüstü” yapmış olmanın mutluluğu içinde ellerini ovuşturmaya başladılar.

Ancak bütün bu karmaşa sürerken, gerçekler ağır da olsa ortaya çıkmaya başladı. Ülkücülerin sorumlu tutulduğu komplo teorilerinin ne kadar abartılı ve yanlış olduğu bugün artık netlik kazanmış bulunuyor.

Ne var ki gerçekler medyanın önemli bölümünde görmezlikten geliniyor, üzerinde durulmayarak unutturulmak isteniyor. Oysa olayların yaşandığı Akdeniz üniversitesindeki ortam, ülkemiz genelinde mevcut devasa bir problemin varlığını işaret ediyor.

Birçok üniversitemizde olduğu gibi, burada da bölücü örgütlenme ve çeteleşme durumu söz konusu. Son Ceviz Kabuğu programında, Ankara Üniversitesi Rektörü başta olmak üzere, yapılan açıklamalar problemin varlığını ve boyutunu ortaya koymaktadır.

Bazı üniversitelerde örgütlenerek egemenlik kurmaya yönelen PKK yanlısı öğrenciler, Türk Bayrağının asılmasını engellemeye, terörist başı lehine gösteriler yapmaya varacak derecede ileri gidebiliyor. Zorbalık yaparak dershaneleri, yurtları kontrollerine almaya çalışabiliyor.

Bu üniversitelerdeki yönetimlerin duyarsızlığı, ilgisizliği sonucu gereken tedbirler alınmadığından öğrenciler arasında her an çatışma çıkma ihtimali gün be gün artıyor.

Akdeniz Üniversitesi bu kabulü mümkün olmayan tablonun tipik örneklerinden biridir. Prof. Dr. Mustafa AKAYDIN sorumsuzluğunu, ahır ihmal ve ilgisizliğini kabul etmek ve ahlaki gereğini yerine getirmek yerine, kendisinden başka herkesi suçlamaya kalkışıyor.

Anlaşılan, Sayın Rektör, Üniversitesinin asıl meselesinin dışında, zihniyet ve fikriyatına uygun bir Türkiye ortamı hazırlama çabalarına ağırlık verdiğinden, bu konuların dışında durmayı tercih etmiş.

Olayların bütün sorumluluğunu Yurt Müdürüne yükleyip görevden almakla mesele kapatılamaz. Üniversitelerindeki PKK’lı yapılanmaya yıllardır dönüp bakmayan Bay Rektör’ün vakit geçirmeden istifa etmesi mesleki ve ahlaki açıdan gereklidir.

Yakalayana ödül vaat edilen tabancalı şahsa gelince, sonuçta yakalandı ve yasal işlemler başlatıldı. Hukuk kuşkusuz gereğini yapacaktır. Ancak mahkemenin kararının dışında esas bu kişinin ruhsal durumunun dikkatle incelenmesi gerekiyor. Çünkü karşımızda ruhsal problemleri, psikolojik rahatsızlığı bulunan bir tip var. Toplumumuzda buna benzer psikiyatrik kişilikler ne yazık ki az değil. Bunlar psikolojik sıkıntılarının etkisiyle çoğu kere davranışlarının sorumluluğunu düşünmeden, neye hizmet ettiklerini bilmeden telafisi çok zor davranışlara yönelebiliyorlar. Hizmet ettikleri sanısıyla ortalığı kırıp dökebiliyorlar, her an her ortamda, olmadık yerlerde zuhur edebiliyorlar. Böylelikle kendilerini ispatladıklarını, hatta statü kazandıklarını sanıyorlar.

MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin ülkücü kuruluşlara kişilik problemleriyle malûl bu tiplerin aralarına sızmaması konusunda yaptığı uyarı fevkalade yerindedir. Türkiye Devleti’ne, bayrağına, İstiklal Marşına ve kutsal değerlerine azgınca saldıran güruha karşı serinkanlı davranmak kuşkusuz kolay değil. Bırakın ülkücü heyecanlar taşıyan bir genci, herhangi bir yurttaşın bile bu tavrı sineye çekmesi, suskun kalması son derece zordur. Ancak yakın geçmişte ülkeyi, rejimi, cumhuriyeti tehdit eden komünist, Marksist, Kürtçü girişimlere “hayır” dedikleri için Mamak zindanlarına tıkılan Milliyetçi kesimin yaşadıkları iyi bilinmeli ve gereken dersler çıkarılmalıdır.

En ufak dikkatsizliği bile, istismar etmek, milliyetçileri suçlama vesilesi yapmak isteyen, bu hususta hiçbir vicdani, ahlaki ve hatta mesleki ölçü tanımayan kesimlerin varlığı hep hatırda tutulmalıdır.

Ülkücü kesimin serinkanlı ve dikkatli olması ne derece gerekiyorsa, yasaları uygulamakla yükümlü olanlar, başta Rektörler ve üniversite yöneticileri olmak üzere, savcılar, emniyet yetkilileri çok dikkatli ve duyarlı olmak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti yasalarını diledikleri yönde esnetmeye, demokratik hak kullanımı paravanı gerisinde kevgire dönüştürmeye çalışan şer odaklarına fırsat verilmemelidir.

Yasalar eksiksiz uygulanırsa, görevler hakkıyla yerine getirilirse hıyanet merkezlerinin girişimleri etkisiz kalır, doğal olarak bu ülkenin insanları kutsallarını savunma zorunda bırakılmazlar.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü