Türk Dünyası Yardım Kampanyası

Son Şehzade Hakk’a Yürüdü

28 Eylül 2009
Mehmet MACİT

Son Şehzade Ertuğrul Osman Osmanoğlu Efendi’nin cenaze namazını kıldıran Sultanahmet Camii imamı Emrullah Hatipoğlu namazın sonunda cemaatten mevta için helallik isterken anlamlı bir ifade kullandı: “Osmanlı soyunun bizler için yaptıkları ortadayken nasıl hakkımız olabilir, bilemiyorum ama hakkınızı helal ediyor musunuz?” Bu sözler aslında kimin kimden helallik alması gerektiğini vurgulaması açısından son derece anlamlıydı.

Osmanlı Hanedan defterinde kayıtlı ve saltanat zamanında doğan, bir asra yakın hayat yaşayan son şehzade uzun ve meşakkatli bir ömrü tamamlayarak ebedî aleme intikal etti. Sultan Abdülhamit’in torunu, O’nun çok sevdiği şehzadesi Burhanettin Efendi’nin oğluydu. 1912’de dünyaya geldiği sırada dedesi 1909’da elem verici bir tertiple tahtından indirilen Sultan Abdülhamit Selanik’te tutuluyordu. Küçük şehzadeye kuruluş devri büyüklerinin isimleri verilmişti. Bu tercih bile hanedanın derin tarih şuurunun anlamlı bir ifadesiydi.

Şehzade Ertuğrul Osman Osmanoğlu isminin hakkını kamilen yerine getirdi. Babası Mehmet Burhanettin Efendi’nin yaşadığı Viyana‘da büyüdü; iyi bir öğrenim yaptı. Önce Viyana’da Theresiaun’da okudu, ardından Paris’te Siyasal Bilimler Okulu’nu bitirdi. Üç Avrupa dilini en zengin şekilde konuşuyordu. Ömrünün büyük kısmını gurbette yaşamasına rağmen Türkçesi mükemmeldi.
Tevarüs ettiği hanedanın ruh asaletine sahipti, temsil liyakatini her bakımdan en iyi şekilde yerine getiriyordu. Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra başka bir ülkenin pasaportunu kabul etmedi. Türk kimliğine yabancılaşmayı düşünmedi. Kendisinin düzenlediği noter tasdikli bir belgeyle yaşadı, Dünyayı dolaştı; ticaret yaptı. Çeşitli çevrelerle seviyeli bir ilişki kurdu. Birkaç yıl önce kendisine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı pasaportu verilince hiç vakit kaybetmeden ülkesine koşup geldi.
Türkiye Cumhuriyeti’ne sadakati varlığının anlamı saydı. Bir konuşmasında “Bizim aile için büyük zorluklar doğurdu ama Türkiye için hayırlı bir değişimdir” derken olayları hissi ve nefsi eğilimlerle değil, akıl ve mantık düzeyinde yorumlama basiretini ortaya koymuştu.

Osmanoğulları’nın gurbet hayatı hazin bir hikayedir. Maruz kaldıkları muameleleri, silkelenip atılmayı, yoksul ve çaresiz bir hayata terk edilmeyi hak etmişler miydi? Bu tarz sorulara günümüzde cevap aramanın, geriye dönüp tarihi yeniden yargılayıp yeniden kurgulamaya kalkışmanın artık hiçbir yararı yoktur. Son şehzade Osmanoğulları’na layık onurlu ve vakarlı bir hayat yaşadı; muhataplarından itibar ve saygı gördü. Türk milletinin mensubu olmanın şuurunu, gururunu ömrünce muhafaza etti. 97 yaşında insanı kâmil olarak Hakk’a yürüdü. Mekânı Cennet olsun.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü