Türk Dünyası Yardım Kampanyası

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLMAYA TANSEL ÇÖLAŞAN ÖRNEĞİ

10 Mart 2008
Mehmet MACİT

Bir panelde konuşan Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan şunları söylemiş: “Her ihtilâl darbe değildir, mutlaka kötü sonuçlar doğurmaz, kimse idam cezasını istemez ama 1960 da idam edildiklerinde toplumsal bir coşku vardır”.

Bu ifadeler Başsavcı sıfatını taşımış olmanın insanlara bilgi ve düşünce derinliği kazandırmadığını bir kere daha gösteriyor. Bunlar bir kısım aydınımızın iktidarın serbest seçimle değiştiği 1950 den bu yana halkın tercihlerine karşı hiç dinmeyen öfkesini yansıtıyor.

Anlaşılan Sayın Çölaşan işlerinin yoğunluğu yahut alışkanlığının bulunmaması nedeniyle çoktandır okuma imkânı bulamıyor. 1960 da muhtemelen bir lise öğrencisiydi. Olaylarla ilgili bilgisinin gazete manşetlerinden, aile ve mahalle dedikodularından ileri olmaması ne derece doğalsa Türkiye’nin fevkalâde kritik ve önemli bir sürecini öğrenmek üzere araştırma yapma ihtiyacı duymaması garipsenecek bir tavırdır.

Bu durumda CHP’nin 1957 seçimlerinden sonra seçimle ulaşamadığı iktidara, başka yollardan sahiplenmek üzere başlattığı girişimlerin 1960 ilkbaharından itibaren ortamı nasıl gerdiğini, sistemli ve yoğun bir propagandayla İstanbul ve Ankara Üniversitelerinin nasıl kışkırtıldığını, bir bardak suda kopartılan fırtınanın sonucu 27 Mayıs darbesinin nasıl başarıldığını bilmemesi normal hale geliyor.

Basının o günlerde Celal Bayar’ın 103 milyon servetini, Fatin Rüştü Zorlu’nun %10 komisyon hikayelerini, Menderes’in ülkeyi 100 paraya satmaya hazırlandığını, katledilen öğrencilerin kıyma makinalarında öğütülüp Konya yoluna gömüldüğünü yazan gazete manşetleriyle edinilen malumatın üzerine, araştırma ürünü doğru şeyler eklemediğiniz zaman Tansel Çölaşan’ın durumuna düşmek kaçınılmaz oluyor.

Tansel Hanımın ezanın Türkçe okunup okunmamasına tepki olarak namazdan vazgeçmesi kuşkusuz kendisini ilgilendirir. Ancak idamların “toplumsal bir coşku” doğurduğu iddiasının hem toplumsal ve siyasal gerçekler bakımından hem de ahlâki kriterler adına işgal ettiği makamla bağdaşmadığını hatırlatmak zorundayız.

Toplumun duygu ve tercihlerinin ne olduğunu anlamak son derece kolaydır. Bunu aslında Tansel Hanım bile yapabilir. Dehşetengiz bir sıkıyönetim uygulamasının yaşandığı 27 Mayısın üzerinden bir yıl geçtikten sonra toplumun kanaatini objektif şekilde yansıtan iki önemli olay yaşandı. Evvela referanduma sunulan 1961 Anayasası bütün baskı ve zorlamalara rağmen %37 gibi yüksek oranda tepki oyuyla karşılandı. Ardından yapılan genel seçimlerde toplum 27 Mayısın sorumlusu gördüğü CHP’yi bütün anormal ve antidemokratik şartlara rağmen açıkça cezalandırdı. Demokrat Parti’nin mirasını taşıyan üç partinin, AP, YTP, CKMP’nin aldıkları oy Tansel Çölaşan gibi toplumsal gerçeklerin uzağında hayal dünyalarında yüzenlere verilen anlamlı derstir.

Tabii anlayabilen, okuyabilen, düşünebilenler için…

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü