Türk Dünyası Yardım Kampanyası

İHSAN DAĞI NEREYE KOŞUYOR

19 Ocak 2008
Mehmet MACİT

Hırant Dink’in geçen yıl maruz kaldığı silahlı saldırı sonucu katledilmiş olması, öncelikle bir insanın canına kast edilmesi açısından toplumun geniş kesimlerinde üzüntüyle karşılandı ve kınandı. Bunun yanı sıra olayın bazı çevreler tarafından Türkiye aleyhinde istismar edilmesi, milli kimliğe ve buna ilişkin hassasiyetlere saldırı vesilesi yapılması kaçınılmaz göründüğünden aklı selim sahibi herkeste endişe uyandırdı.

Nitekim beklenenler bir yıldan beri eksiksiz sahneleniyor. Dink’in cenaze töreni sırasında organize şekilde başlatılan kışkırtmalar sürdürülüyor. Türk milliyetçiliği her fırsatta cinayetle birlikte yan yana getirilerek karalanmaya çalışılıyor. Başta 301 madde ve Anayasa değişikliği gibi konular olmak üzere, köklü ve stratejik yasa hazırlıklarında gelişmeleri kontrolleri altına alarak ideolojik etkinlik sağlamak amacıyla olay çirkin şekilde istismar ediliyor.

Cinayetin yıldönümü vesile yapılarak basın ve televizyonlarda kampanya yeniden hızlandırıldı. Çiçeği burnunda bir köşe yazarı olan İhsan Dağı’nın 18 ocak tarihli “katil kimdi ve asıl kimi vurdu?” başlıklı yazısı konunun ideolojik bir saldırı şeklinde kullanılmasının somut örneği olarak gösterilebilir.

Dağı bir yandan milliyetçiliğe (tabii Türklere ilişkin olan) diğer taraftan ulus-devlete yükleniyor; bunları 85 yılda yaşanan tüm yanlışların, kötülüklerin sorumlusu ilan edip suçluyor.

İhsan Dağı bununla da yetinmiyor. Hükümetin tutumu ve yeni yasa hazırlıklarına yöneliyor, yasama ve yürütme organlarını psikolojik baskı altına almaya, böylece kendi zihniyetine uygun tutum takınmaları için yönlendirmeye çalışıyor:

“Samimi ve dürüstçe cevap vermeliyiz; yabancı düşmanlığına yaslanan bir milliyetçilik anlayışı ve homojen bir ulus (devlet) yaratma projesi bu ülkenin geleneksel çoğulcu kültürünü de, kimliğini de neredeyse ortadan kaldırmıştır…. Çünkü neredeyse farklı olan kalmadı; olanlar sindirildi, kendilerini ifade edemez hale geldiler….

Devletin ideolojik bir anlayışladayatmaya çalıştığı tek tip yaşam tarzına direnen muhafazakar kesimlerin farklı, etnik ve dini kimlikleri yok edici politikalar izleyen anlayışa da karşı çıkmaları gerekir. Kısmen bu kesimlerin de homojen, “ulus devletçi” bir milliyetçiliğin tesirinde kaldıklarını gözlemlemek şaşırtıcı. Mirasçısı olduklarını iddia ettikleri çok kültürlü gelenek nerede? …

Şoven milliyetçilik 301 ile meclisi de hükümeti de esir almış durumda. Meclis ve hükümet kendi yarattığı canavarla baş edemiyor şimdi. Şovenist ve zenofobik milliyetçilerin statükocu yargıyı da arkalarına alarak kendilerinden olmayanları baskı altında tuttukları bir imkân olan 301 den kurtulmalıyız. Şimdilerde yasanın değişeceği söyleniyor, acaba ne kadar? Şoven milliyetçilerin izin verdiği kadar mı, ifade özgürlüğünün gerektirdiği kadar mı göreceğiz”.

İhsan Dağı’nın bu katı ve tek yanlı hükümleri bir yana aklına, becerisine ve bunları kullanma tarzına diyecek yok. Sıradan bir üniversite hocası olarak kalmak yerine, iktidar ile sıcak ile sıcak ilişkiler kurmayı, bazı güçlü çevrelere yakın ve sempatik görünmeyi başardığından, son zamanlarda küçümsenmeyecek imkânların sahibi oldu. Büyük bir cemaat gazetesinde elbette yüklü bir maaşla kendisine köşe sunuldu. Düşünce yapısı iktidarın muhafazakâr ve dindar görünümüyle bağdaşmadığı kendisini yakından tanıyanlarca ifade edilen muhterem eşi, 22 Temmuz seçimlerinde Dağı kontenjanından milletvekili yapıldı.

Siyasal ve meslekî statü açılımlarıyla, sunulan maddî imkânlarla görüşlerini dilediği şekilde yansıtacağı alan bulan İhsan Dağı’nın benimsediği misyonu sürdürmeye çalışması kendi açısından doğaldır ve yadırganmamalıdır. Ancak keşke isminin başındaki akademik unvanını hak ettiğini gösteren bilimsel özene, dikkat ve ciddiyete uygun tarzda yazmaya çalışsa. İdeolojisinin gereklerini yerine getirmek adına siyaset biliminde, tarih ve sosyoloji alanlarında kaba bir bağnazlık şeklinde tanımlanacak kariyeriyle bağdaşmayan amiyane ve saldırgan üsluba sıkışıp kalmasa…

Yazılarının hemen her satırından fışkıran bu fanatizm, tek yanlılık, Türk milliyetçiliğine karşı duyduğu derin nefret sıfatıyla bağdaşmıyor; olaylara objektif bakan, düşünebilen insanlar nezdinde itibar sağlamıyor.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü