Türk Dünyası Yardım Kampanyası

SİVAS’TAN BAŞBAĞLAR’A

07 Temmuz 2008
Mehmet Macit

Başbağlar Kemaliye’ye 60 km. mesafede, Fırat’ın karşı yakasında küçük bir köydür. Burada daha çok yaşlılar, kadınlar ve küçük çocuklar yaşar. Çalışabilir durumda olanlar yıllardan beri ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere, büyük şehirlere, gurbete yollanırlar.

Başbağlar’dan hemen sonra Tunceli yani eski adıyla Dersim başlar. Başka bir deyişle buranın ilerisi uzun zamandır hem PKK’nın hem de THKP-C örgütünün etkili olduğu bölgelerdir. Başbağlar köyünde yaşayan az sayıdaki Sünni Türkmen, kimseye husumeti olmayan, zararı dokunmayan kendi halinde, sessiz, mütevazi ve mütevekkil insanlardır. Yaz olduğu için sılaya gelen okul çağındaki çocuklarla köyün daracık sokakları biraz olsun şenlenmiş, bağlara, tarlalara insan eli uzanmıştır.

5 Temmuz gecesi camiden ezan sesi yükselirken, Başbağlar’ın üzerine kapkara bir kabus çöktü. Bölücü örgüt militanlarının oluşturduğu katiller grubu bu küçük köyü işgal etti. Evler tek tek arandı, erkekler, kadınlar köy meydanında toplandı, boşaltılan evler gaz dökülerek çıra gibi yakıldı. Meydanda topladıkları köylülerden 37 sini ayırdılar ve üzerlerine kurşun yağdırdılar. Bu insanlık dışı, korkunç katliamda 33 Başbağlı can verdi; birkaçı ağır yaralıydı, öldü sanılarak bırakıldılar. Ölenlerin çoğu başlarına ve gövdelerine vahşice sıkılan kurşunlardan tanınamaz durumdaydı. Katliamda sağ kalan birkaç kişi bir yandan yaşadıkları dehşetin acısıyla kıvranırken diğer yandan küçük çocukların feci durumdaki anne ve babalarını, kardeşlerini o halleriyle görmemelerine çalışıyorlar, meydandan uzaklaştırıyorlardı.

Olayın ardından teröristlere yardım ettikleri belirlenen 16 kişi yakalandı. Sanıklar ifadelerinde Sivas olaylarının intikamını almak amacıyla katliam yaptıklarını, köyü yaktıklarını itiraf ettiler. Ancak tahkikat anlaşılmaz şekilde derinleştirilemedi. Erzincan DGM’de başlayan dava İzmir’de devam etti ve sadece 2 kişi için mahkumiyet kararı verildi, diğerleri tutuksuz yargılanmak üzere önceden serbest bırakılmışlardı. Tekrar tutuklanmak istenildiğinde izlerine rastlanamadı.

Başbağlar’ın acısı sınırlı sayıdaki köylülerin yüreğinde on beş yıldan beri tütmekte devam ediyor. Yaşanan faciadan kurtulanlar, tanınmaz hale gelen yakınlarını elleriyle toprağa verenler kuşkusuz bu duyguları hep yüreklerinde hissedeceklerdir.

Bu katliam, 2 Temmuz’da Sivas’ta yaşanan ve 37 yurttaşın can verdiği korkunç olayın intikamını almak amacıyla yapılmıştır, örgüt bunu övünerek duyurmuştur. Ancak gazete ve televizyonlar bu faciayı sıradan bir olay gibi yansıtmayı tercih ettiler. Sonra da zaten bir daha hatırlamak gereğini bile duymadılar.

Her yıl olduğu gibi, geçen hafta Sivas olayları geniş şekilde anıldı; medya yapılan toplantıyı ve konuşmaları en geniş şekilde verdi. Birkaç gün boyunca yazılar yazıldı, röportajlar yapıldı, Madımak otelinin müze yapılması isteği tekrar vurgulandı.

2 Temmuz 1993 de Sivas’ta yaşananlar ve ölümler kuşkusuz hiç olmamalıydı. Madımak’da can verenlerin acısı vicdan sahibi herkesin ortak duygusudur. Dönemin Sivas valisi başta olmak üzere, yönetim sorumluluğunu taşıyanlar inanılmaz bir aymazlık örneği sergilemişler, iki gün boyunca şehirde giderek yükselen tansiyonu görmezlikten gelmişler, küçük bir grupla başlayan gösteriler yeterli tedbir alınmadığından saatler geçtikçe genişlemiş, sonuçta faciaya dönüşmüştür.

Ne var ki on beş yıldan beri Sivas olayları konuşulurken bu affedilmez tutumun, en hafif ifadeyle hamakatin üzerinde hiç durulmuyor. Üstelik bu acı olay normal anma toplantısı dışına taşınarak adeta kan davasına dönüştürülmeye hiçbir zaman giderilmeyecek tarzda kitlesel kutuplaşmanın, ayrışmanın, düşmanlığın vesilesi yapılmaya çalışılıyor. Eski Madımak oteli müze yapılmak isteniyor. Böylece husumet süreklilik haline getirilecek, kin duyguları gelecek nesillere taşınacak, bir toplumsal kesim ileriki yıllarda da kavgaya, çatışmaya hazır halde tutulmuş olacak.

Bu çabayı gösterenler iyi niyette olsalar, toplumsal barışın ve huzurun sağlanmasını düşünseler, samimiyetle isteseler basit ama anlamlı bir tavrı vakit geçirmeden sergilemeye çalışırlardı. Böylece 2 Temmuz’da Madımak’ın önündeki organizasyon üç gün sonra birkaç yüz kilometre öteye, Başbağlar köyüne taşınır, burada cereyan eden vahşi intikam eylemi aynı duyarlılıkla lanetlenir, öldürülenlerin akrabalarıyla kucaklaşılabilirdi.

Bu insanî tavır gösterilseydi, hem çok daha anlamlı olur, hem de bir daha benzer acıların yaşanmamasını sağlayacak tarihi bir mesaj verilirdi.

Türkocağı Tv

Türkocağı Tv

Tümü

Türk Ocaklarından Haberdar Olun

Yazarlar

Tümü