TERÖRİSTBAŞI’NIN AÇIKLAMASI HAKKINDA
TERÖRİSTBAŞI’NIN AÇIKLAMASI HAKKINDA
Ön çalışmaları daha öncesine dayanan, 2024 Ekim ayında Meclis’in açılışında DEM Partililerle selamlaşma ve bir süre sonra da Teröristbaşı’na yapılan çağrı ile açıklanan bir sürecin son aşamasında, 27 Şubat 2025 Perşembe günü, saat 17.00’de Teröristbaşı’ndan beklenen çağrı, kamuoyuna duyuruldu.
Öncelikle belirtmeliyiz ki, ülkemizi ve milletimizi 40 yılı aşkın bir süredir uğraştıran, on binlerce insanımızın şehit olmasına sebebiyet veren bir terör örgütünün mahkûm ve mahpus elebaşından, âdeta medet umarcasına böyle bir çağrının beklenmesi bir utanç belgesidir. Ülkemizde terörün sona ermesi, etnik ve mezhebîfarklarına bakılmaksızın bütün Türk vatandaşlarının barış ve huzur içinde yaşaması; vatanını, milletini seven ve insanideğerlere önem veren herkesin en doğal arzusu ve isteğidir. Bununla birlikte, şehitlerin kanlarıyla sınırları çizilen bu vatanda, Teröristbaşı’nın malum açıklamasında da “Cumhuriyet’in tek tipçi yorumları” ifadesiyle ülkedeki bölücü terörün temel sebebi olarak açıkça suçlanan Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kurulan Türk Millî Devleti’nin temel ilke ve esaslarının derece derece aşındırılarak değiştirilmesine yönelik bir “çözüm”, asla kabul edilemez. Daha açık bir ifadeyle, millî devlet ve üniter yapı esası, Türkçenin tek resmî dil oluşu ve Türk vatandaşlığı tanımı tartışmaya açılamaz.
Teröristbaşı’nın PKK’nın kendini feshetmesi çağrısında, görünüşte “ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler”den vazgeçildiği belirtilse de son iki yüzyılda “kapitalist modernite”nin Türklerle Kürtler arasında,tarihe dayanan “ittifak”ı parçalamayı hedeflediğinden ve daha sonra da “Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte” bu sürecin hızlandığından dem vurulmakta ve “Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.” denilmektedir. Bu cümlelerin alt metnini okumak için çok kafa yormaya gerek olmadığı açıktır. Devlet’in beklentisi ve politikasının “tek taraflı bir teslim olma” olduğu ileri sürülse de bahsedilen “ittifak”ın “yeniden düzenlenmesi”nin bir anayasa değişikliği pazarlığı ya da en azından beklentisi ile ilgili olduğu saklanamaz bir gerçektir.
Açıklamanın İstanbul’da ve ilk olarak Kürtçe okunmasının sembolik anlamı da ortadadır. Kürtçe, zaten epeydir, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen bazı zeminlerde fiilen resmî dil gibi kullanılmaktadır. Bir millî devlette, farklı dilleri konuşan ve kullanan topluluklar olabilir ancak tek resmî dil olur; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmî dili Türkçedir ve bu, Anayasa’mızın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerinden biridir.
Teröristbaşı’nın tarihî bağlama atıflar yaparak “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.” demek suretiyle PKK terör örgütünün kuruluşunun ve kanlı eylemlerinin meşrulaştırılmaya çalışılması da çağrı metninin en göze çarpan yönlerinden biridir. Bu ifadeler, PKK’nın eylemlerinde hayatını kaybeden aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmıştır. Bu gelişmeyi, Suriye’de meydana gelen gelişmelerden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Suriye’de yeni kurulmakta olan düzende, sözde müttefik ABD’nin koruması altında bulunan Suriye PKK’sının ve silahlı gücü YPG’nin meşru bir zemine taşınmasına yol açacak “çözüm”lerin Türkiye Cumhuriyeti açısından bir beka sorunu olduğu ve mevcut Hükûmet’in de 2015’ten beri buna karşı bir politika yürüttüğü dikkate alındığında, Kandil’deki PKK’nın silah bırakmasının çok da sadra şifa bir sonuç getirmeyeceği ortadadır.
Türk Ocakları olarak, teröristle müzakerenin çözüm değil çözülme getireceğinin altını da üstünü de defalarca çizdik. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sorumluluğunu taşıyanların, binlerce insanın kanına canına kast etmiş olan PKK terör örgütünün elebaşının adeta bir kurtarıcı gibi takdim edilmesi vebaline ortak olmamaları en büyük beklentimiz ve temennimizdir. Hedef Terörsüz Türkiye ise bu, Suriye’deki uzantısı dahil PKK’nın kayıtsız şartsız teslim olması ile mümkün olacaktır. Bunun dışındaki hiçbir “çözüm” Türk milletinin maşerî vicdanında kabul görmeyecektir. Yıllar önce de dediğimiz gibi, şehitlerimizin ailelerinin razı olmayacağı hiçbir çözüme Türk milleti de rıza göstermeyecektir.
Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe!