TÜRK OCAKLARI MALATYA (DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU) BÖLGE TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ

  • 14.05.2026

Türk Ocaklarının 2026 yılı bölge toplantılarının beşincisi, 9 Mayıs 2026 Cumartesi günü Malatya şubesinin ev sahipliğinde yapılmıştır. Toplantıya ev sahibi Malatya şubesi ile birlikte Kahramanmaraş, Iğdır, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Şanlıurfa, Adıyaman, Yozgat, Kırşehir, Kayseri, Sivas, Kilis, şube başkanları ve Erciş temsilcisi katılmıştır. Genel Başkan Mehmet Öz'ün Türkiye ve Dünya gündemine dair açılış konuşmasından sonra katılımcı şube başkan ve temsilcileri şube faaliyetleri hakkında bilgi verip gündeme ilişkin görüşlerini paylaşmışlardır. Toplantıda yapılan müzakereler sonunda daha önce Manisa, Sakarya, Edirne ve Giresun’da yapılan bölge toplantılarında dile getirilen hususların yanında özellikle depremden etkilenen iller açısından önem taşıyan başlıklar da dikkate alınarak aşağıdaki tespit ve görüşlerin Türk milleti ile paylaşılmasına karar verilmiştir.


1- Türk Ocakları, kuruluş felsefesi doğrultusunda, Cumhuriyeti'mizin ikinci yüz yılında aile ve nüfus meselesinden, hayat pahalılığı, eğitim, hukuk, savunma sanayi, yönetim sistemi vb. hususlara ve Dijital Çağ'ın meydan okumalarına kadar bir dizi sorunumuza çözüm önerileri getirmeye devam etmektedir.

2-1990'lardan günümüze uzanan süreçte Türk devlet ve toplulukları arasındaki ilişkilerde  "Dilde, Fikirde, İşde Birlik" ideali doğrultusunda çok önemli  mesafeler kat edilmiş, dört bağımsız Türk devletinin 2009’da kurdukları Türk Konseyi, daha sonra Özbekistan’ın tam üye, Türkmenistan ve Macaristan’ın ise gözlemci olarak katılmaları akabinde Türk Devletleri Teşkilatı’na dönüşmüştür. Kültürel ve ekonomik alanlardaki dayanışma ve işbirliğinin siyasi ve askerî alanlarda da arzulanan düzeye ulaşması için gayret gösterilmelidir. Ortak Türk Alfabesinin hayata geçirilmesi de bu hedefin tahakkuku yolunda vazgeçilmez bir zorunluluktur. Güçlü bir Türk Dünyası, çok kutupluluğa doğru giden, kaos içindeki Dünya’mızın dengeleri ve küresel barış bakımından da hayatî önemi haizdir.

3-Türkiye, bir yandan kırk yılı aşkın süredir başımıza bela olan etnik bölücü terör meselesini çözmeye matuf, diğer yandan da bu sorunu da içeren bölgesel tehditlere yönelik bir arayış içinde, sonradan "Terörsüz Türkiye" adı verilen bir sürecin içinden geçmektedir. Daha önce de açıkladığımız gibi, vatanını seven herkes terörün sona ermesinden de Türkiye'nin bölgesel bir güç hâline gelmesinden de büyük bir memnuniyet duyacaktır. Ne var ki, söz konusu süreçte,
Teröristbaşına adeta "baş müzakereci" konumu verilmesi ve başlangıçta pazarlık söz konusu olmadığı yönündeki vaat açıklamaların aksine yasal ve anayasal değişiklikler konusunun gündeme getirilmesi kesinlikle kabul edilemezdir.

4-Bu süreçte, bazen muğlak ifadelerle olsa da, devlet ve millet tanımı ve kimliği hususunda çok ciddi değişiklikler yapılacağına dair işaretler müşahede edilmektedir. Gerek PKK elebaşılarının gerekse uzantı parti temsilcilerinin egemenlik paylaşımı, iki resmî dil ve vatandaşlık tanımı konularında yaptıkları açıklamalar ortadadır. Binlerce yıllık tarihe sahip büyük Türk milletinin  Anadolu'dan Balkanlara uzanan tarih kesitindeki kimliğini; Selçuklulardan Beyliklere, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan tarihimiz yoğurmuştur. Bu topraklara Türkiye, bu millete Türk adı şehitlerimizin kanlarıyla kazınmıştır. Üniter millî devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini şu veya bu yolla aşındırma girişimlerinin kaçınılmaz sonucu, Devlet'in çökmesi, Millet'in bölünmesidir. Vatanını ve milletini seven kimse buna rıza göstermez, izin vermez. Etnik köken ve mezhep ayrımı yapmadan “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir” anlayışıyla kurulan Cumhuriyet’imizin ilelebet payidar kalması için Türk Ocakları olarak ısrarla, “Biz Hep Birlikte Türk Milleti’yiz” demeye devam etmekteyiz.

5-İsrail'in güvenliği ve başta petrol olmak üzere bölgemizde bulunan enerji ve su kaynakları ile kıymetli madenlerin kontrolü gibi faktörlerin şekillendirdiği Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Irak ve Suriye'deki merkeziyetçi yapıların tasfiyesinden sonra bölgenin en güçlü devleti olan Türkiye'nin üniter millî devlet yapısının hedefte olduğu açıktır.
Nitekim, Gazze'de 21. Yüzyılın en vahşi soykırımını icra eden İsrail'in, Epstein skandalının gölgesinde, ABD' ile birlikte uluslararası hukuku ayaklar altına alarak İran'a karşı yürüttüğü savaş bizim için de kuvvetli bir uyarı olmalıdır. Savaşta kırılgan bir ateşkes dönemine girilmekle birlikte, bölgemizdeki yangının her an farklı noktalardan alevlenme ihtimali kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda özellikle savunma sanayi ve iletişim teknolojileri alanlarındaki çaba ve başarılarımızın sürekliliği hayatî önem taşımaktadır.

6- Siverek ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okullara silahlı saldırılar ülkemizi ve milletimizi derinden sarsmıştır. Bu ve benzeri saldırılarda hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, sevenlerine ve Türk milletine baş sağlığı diliyoruz. Bu acı olaylar vuku bulmadan Türk Yurdu Dergisinin Nisan 2026 sayısını Eğitim Özel Sayısı olarak hazırlamış, eğitim sistemimizin felsefesinden öğretmen yetiştirme uygulamalarımıza kadar, akran zorbalığı ve şiddet dahil eğitim öğretim hayatımızla ilgili meseleleri ele almıştık. Bu vesileyle, çocuklarımızın okul öncesinden hayata atılmalarına kadar uzanan eğitim süreçlerinde aile ve okul kadar ve hatta son dönemde onlardan da fazla medya ve sosyal medyanın etkili olduğu gerçeği ışığında, yasakları tek çare olarak görmeden, belirli kısıtlamalar içeren yasal düzenlemelerin yapılması sadece bireyler ve toplum bakımından değil devlet açısından da ciddi bir güvenlik meselesidir. Şiddet, akran zorbalığı, dijital bağımlılık, uyuşturucu vb. hususlar da dahil olmak üzere çocuklarımız ve gençlerimizi ve dolayısıyla milletimizin geleceğini tehdit eden hususlarda kapsamlı, kapsayıcı ve bütüncü bir yaklaşımla gerekli tedbirleri alınması elzemdir. Bunu yanında ve asıl olarak yeni dönemin şartlarında aile ve okul öncesinden başlayarak eğitim ve insan yetiştirme politikamızın bütüncü bir yaklaşımla yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.

7- Ülkemizin yıllardır yaşadığı hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon ortamında ayakta durmaya çalışan başta emekliler olmak üzere sabit ve dar gelirlilerin ekonomik sıkıntılarını giderecek, sosyal adaleti sağlayarak toplumsal huzur ortamını ve millî dayanışmayı güçlendirecek tedbirler alınmalıdır.

8-6 Şubat 2023 Depremleriyle yaşanan acıların ve sıkıntıların etkileri özellikle depremden etkilenen illerimizde hâlâ hissedilmektedir. Milletimiz ve Devletimiz elbirliği ile yararları sarmaya ve bölgeyi yeniden imar ve inşa etmeye çalışmaktadır. Bunun somut örneklerini Malatya’da yetkililerle yapılan görüşmelerde müşahede etmekten memnuniyet duyulmuştur. Bununla birlikte, yaşanmışlıklardan gerekli dersler çıkarılarak depremden etkilenen ve etkilenmesi muhtemel bütün yerleşimlerde barınmadan eğitime kadar farklı alanlardaki sorunların, yeni bir medeniyet perspektifi çerçevesinde çözümü için merkezî hükümet ve mahallî yönetimlerin işbirliği içinde çalışmalara devam etmesi şarttır.


Türk Ocakları olarak, Türk milletinin birliği ve Türk Devleti'nin bekası için aileden ekonomiye, gençlikten eğitime her konuda üzerimize düşen faaliyetleri yapmaya devam edeceğiz.
Türk milletine saygı ile duyurulur.