On dokuzuncu yüzyıldan 20. Yüzyıl başlarına kadar uzanan süreçte yapılan pek çokıslahat girişimine, Kanun-ı Esasi ve Meşrutiyet ilanlarına rağmen bünyesindeki gayrı Türkunsurların ayrılıkçılık hareketleri sonucunda giderek sınırları daralan ve isyanlarla boğuşanOsmanlı Devleti, Balkan Savaşlarının akabinde girdiği Birinci Dünya Savaşı sonunda mağlupoldu. Osmanlı Hükûmeti çaresizlikle teslim olmuş, kendisini galip devletlerin merhamet veinsafına terk etmişti. Ama teslim olan Türk milleti değildi. Vatanın kahraman evlatlarıbulundukları bölgelerde işgallere karşı direndiler. En büyük eksiklik, bütün bu direnişocaklarını birleştirerek millî gaye etrafında toparlayacak bir önder idi.13 Kasım 1918’de İstanbul’da işgalci devletlerin gemilerine bakarak “Geldikleri gibigiderler” diyen bir Bozkurt, 19 Mayıs 1919’da işte bu amaçla, 9. Ordu Kıtaları Müfettişi sıfatıve geniş yetkiler ile Samsun’a ayak bastı. O kararlıydı:“…bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da millî hakimiyete dayalı, kayıtsız şartsızbağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek!”“…Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir milletesir yaşamaktansa mahvolsun evladır!”Dolayısıyla, “Ya istiklal ya ölüm! İşte hakiki kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı.”Samsun’da, Havza’da yapılan görüşmeler ve yayınlanan genelgeden sonra 22 Haziran1919’da Millî Mücadele’nin esaslarını vaz’ eden Amasya Tamimi yayınlandı.“Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.” diyen Mustafa Kemal ekliyordu:“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”İşgal kuvvetlerinden gelen baskılarla görevden azledilen ve sine-i millete dönerekmücadeleye devam eden Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında 23 Temmuz toplananErzurum ve 4 Eylül’de toplanan Sivas Kongrelerinin beyannamelerinde millî irade kavramıkesin ve kuvvetli bir şekilde dile getirilmiştir:“Milletlerin kendi mukadderatını bizzat tâyin ettiği bu devirde hükûmet-imerkeziyemizin de irade-i milliyeye tâbi olması zaruridir.”12 Ocak 1920’de toplanan Son Osmanlı Meclisi Erzurum ve Sivas Kongrelerinin aldığıkararlar doğrultusunda 28 Ocak 1920’de «Misak-ı Millî»yi kabul ediyordu.Misak-ı Millî’de İstiklâl Mücadelesinin istikameti açıklıkla çizilmekteydi:-30 Ekim 1918’de imzalanan Ateşkes hattının içinde dinen, ırkan ve aslen birleşmiş vebirbirilerine karşı saygı ve fedakârlık duyguları taşıyan Osmanlı İslâm çoğunluğun oturduğutoprakların tamamı birbirinden ayrılmaz bir bütündür.-Millî ve ekonomik gelişmemize engel teşkil eden bütün sınırlamalara yanikapitülasyonlara karşıyız.-Bağımsızlık ve tam serbestlik hayatımızın ve bekamızın temel hareket noktasıdır.Meclis’in bu tutumu karşısında baskılar arttı. 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul sabahsaat ondan itibaren resmen işgal edilmeye başlanmıştı. Bunun üzerine İstanbul'daki MeclisiMebusan’dan kurtulup gelebilecek mebusların da katılmasıyla Anadolu ve Rumeli'de yenidenyapılacak seçimlerle Ankara'da, Mustafa Kemal’in ifadesiyle “fevkalade salahiyete” yaniolağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanmasına karar verildi.23 Nisan 1920 Cuma günü Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazından sonradualarla Büyük Millet Meclisi açıldı. En yaşlı üye Şerif Bey’in başkanlığından toplananMeclis’te, Üçüncü Birleşimin altıncı oturumunda Türk Ocaklarının efsanevî Umumî Reisi,Antalya mebusu Hamdullah Suphi Bey, millete hitaben yayınlanan bildiriyi okudu:
“… vatanın düşman istilâsına uğramış kısımlarını müdafaa edenleri din ve milletlerininşerefi için kan döken kardeşlerinizi arkadan size vurdurmak isteyen alçakları dinlemeyin veonları Millet Meclisinin kararı üzerine cezalandıracak olanlara yardım edin. Tâ ki, din sonyurdunu kaybetmesin. Tâ ki, milletimiz köle olmasın.”Mustafa Kemal Paşa’nın Başkanlığına getirildiği Meclis; yasama, yürütme ve yargıyetkilerini kendinde toplamış “Kuvvetler Birliği” temeline göre kurulmuştu.20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu çıkarılıncaya kadar Osmanlı Kanun-ı Esasi’siesas olarak alınmış, bu tarihten sonra kanunlar yeni yasaya dayanılarak çıkarılmıştır. 1921Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda “Hâkimiyet bilâ kayd ü şart milletindir.” ilkesi benimsenmiş veböylece örtük olarak Cumhuriyet’e geçişin işareti de verilmiştir.Yüce Türk Milleti!İşte bugün biz Türk Milleti’nin var olma mücadelesini şerefle, fedakârlık ve feragatleyürüten Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 103. Kuruluş yıldönümünü idrak ediyor vekutluyoruz. O Meclis, olağanüstü şartlarda ve imkânsızlıklar içinde, fikir ve ifade hürriyetinikullanarak vatanın ve milletin kurtuluşu için çalıştı. O Meclis’in ruhu bize Cumhuriyet’i vedemokrasiyi getirdi. Bugün de temennimiz, Siyasi Partiler Kanunu; Seçim Kanunu veAnayasa’da yapılacak değişikliklerle Cumhuriyetimizin 100. yılında millî iradenin layıkıylatemsil edildiği, milletin hak ve hukukunun özgürce savunulduğu bir meclise kavuşmaktır.Ekonomiden eğitime, dış politikadan yurt dışına beyin göçü ve bilim ve teknoloji alanlarınakadar pek çok meselemizi adalet, liyakat ve istişare ilkeleri ve demokratik hukuk devletianlayışıyla çözmeliyiz. Özellikle, artık Türkiye’nin Türkiye yani Türk ülkesi olarak devametmesi açısından ciddi bir beka meselesi halini alan sözde geçici koruma altındaki sığınmacılarve düzensiz göçmenler meselesini kısa ve orta vadede halledecek politikaları behemehalhayata geçirmeliyiz. Bir takım bahane ve gerekçelerin ardına sığınarak Türk Devletinin millîdevlet vasfına ve üniter yapısına yönelik girişimlerin meşrulaştırılmasına karşı uyanık olmakve Türk milletinin birliğini ve Türk Devletinin bütünlüğünü muhafaza etmek zorundayız.Unutmayalım ki, Cumhuriyetimizin kurucu ilkesi, kapsayıcı-kucaklayıcı Türk milliyetçiliğidir.Cumhuriyetimizin 100. Yılında, yine aynı milliyetçilik anlayışını çağın gerekleriyle yenidenyorumlayarak, millî irade ve millî egemenlik ilkeleri ve demokratik hukuk devleti anlayışıylageleceğe doğru yürüyeceğiz.Bu vesileyle başta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Başkumandan veCumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclis’inmuhterem üyelerini, İstiklâl Harbimizin kumandan ve askerlerini, şehitlerimizi ve MillîMücadele’ye kanıyla canıyla katılan bütün ecdadımızı, Anadolu’nun çilekeş kadınlarınırahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir!Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır!23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!Ne Mutlu Türk’üm diyene!
youtu.be/aRWcD9bCHqs
Prof. Dr. Mehmet ÖZTÜRK OCAKLARI GENEL BAŞKANI